Son Mühür / Yağmur Daştan - Türkiye’de sayıları milyonlarla ifade edilen, yüzyıllardır bu toprakların ayrılmaz bir parçası olan Roman yurttaşlar; eğitimden istihdama, barınmadan sosyal güvenliğe kadar pek çok alanda yapısal eşitsizliklerle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Kültürel zenginlikleriyle kamusal alanda sıkça görünür kılınan ancak karar alma süreçlerinde sistematik biçimde dışlanan Romanların yaşadığı bu tabloya İzmir’den sert bir itiraz yükseldi. İzmir Romanlar Derneği Başkanı Abdullah Cıstır, hem iktidarın hem de muhalefetin Romanlara yönelik politikalarının “yardım söylemi”nin ötesine geçemediğini belirterek, hak temelli ve kalkınma odaklı bir yaklaşımın bilinçli biçimde ertelendiğini söyledi. Cıstır, “Roman mahallelerine girmeye korkuyorlar. Hepsi yüzleşmekten korkuyor” dedi.
“En son ne zaman bir araya geldiler?”
Son dönemlerde hem hükümet hem de yerel yönetimlerden ardı ardına gelen Roman çalışmalarını değerlendirerek açıklamalarına başlayan Cıstır, “Baktığımız ne iktidarda ne de muhalefette bizlere yönelik sosyal bir politika yok. Cumhurbaşkanlığı Roman Strateji 2026-2030 genelgesini değerlendirdiğimizde öncelikle algıyı diri tutmak adına çok değerli bulduğumu ifade etmek isterim. "Roman vatandaşın kamu hizmetlerinden en etkin biçiminde yararlanabilmesi" cümlesi çok değerli. ‘Roman Vatandaşın kamu hizmetlerine erişiminde ciddi engeller vardır’ demektir. ‘Mevcut hizmetler Romanlar için eşit ve kapsayıcı değildir’ demek.’ Ayrımcılık ve ihmal nedeniyle kamu hizmetleri Romanlara ulaşmamaktadır’ demek. Burada sorunun kabulü var. Genelgede çalışmaların valiliklerin sorumluluğunda olduğu da söyleniyor. Valilikler Roman STK’lar ile en son ne zaman bir araya geldi? Roman Koordinatörlerimiz konuya ne kadar hakim? Valiliklere bağlı birimler Genelgeyi ne kadar içselleştiriyor? En son Konak Belediyesi’nde geçtiğimiz dönem bir Roman Çalıştayı yaptık. ‘Komşularım’ söyleminden de bu dönem mevcut başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya kredi sağladık ama artık doldu. Baktığımızda iktidarı bu noktada eleştiriyoruz ama CHP’li belediyeler de sosyal yardımların ötesine çıkamadılar. Oysa, sosyal politikalar sadece sosyal yardım değildir. Burada kalkınma temelli, birleştirici bir yaklaşım yok. Örneğin, İzmir’de Roman nüfusunun en yoğun olduğu ilçelerden Konak’ta, Konak Belediyesi Roman STK’larla en son ne zaman bir araya geldi? Eleştirel yorumları da istemiyorlar” dedi.
“Roman havası oynayıp ‘Sizden biriyim’ deniliyor, sonra unutuluyor”

Roman sivil toplumunun da sağlıklı beklentiler ortaya koymadığını söyleyen Cıstır, “Bu noktada kendimizi de eleştirmemiz lazım. Ne yazık ki Roman politikaları buharlaştı. Kırılgan bir topluluk olarak tanımlanıyoruz; o artık resmen kırıldı. Toplumun ne sivil topluma ne belediye başkanına ne de siyasetçiye güveni kalmadı. Herkes kendi halinde. Bu güvensizlik, ayrımcılığı da derinleştiriyor, aidiyeti bitiriyor. Romanlar artık ‘Biz nerenin yurttaşı, nerenin vatandaşıyız?’ diye sorguluyor. Bir lider eksikliği de söz konusu. İzmir özelinde baktığımızda son dönemde ciddi bir değersizleştirme var. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile en son 15 ay önce bir araya geldik. Kendisini ve ekibini toparlayamadığı için Roman politikasını buharlaştırdı. Geçtiğimiz dönemlerde iş birliği politikaları onaylatmıştık ancak yeni gelenler resmen yok saydı. Burada kurumsal bir inkar da var. Ortada bir yapboz var; yeniden herkes her şeyi yeniden yapma çabası içinde ama yapamıyorlar. Hem irade hem koordinasyon hem de algı eksikliği var. Etkinlik yapıyorlar, bizi çağırmıyorlar. Çünkü belediye başkanının yüzüne de bunları söyleyeceğimizi biliyorlar. İktidara talip olurken “Romanları çok seviyoruz, hepimiz kardeşiz” türküsü vardı, alt başlıkta baktığınızda hak temelli bir yaklaşım yok. Seçim döneminde Roman havası oynayıp ‘Sizden biriyim’ deniliyor, sonra unutuluyor” ifadelerini kullandı.
“Eleştiri bir düşmanlık değildir”
“Şu anda Roman mahallelerine girmeye korkuyorlar” sözleriyle açıklamalarını sürdüren Cıstır, “Hepsi yüzleşmekten korkuyor. Üç gün sonra girse bile girer çıkar, kahvehanelerde ‘Ne sorununuz var?’ diye soran kaç başkan, kaç meclis üyesi, kaç başkan yardımcısı var? Sorunlar değişti, sorunları ertelediler yüzleşmekten kaçınıyorlar. Bir yandan Roman sivil toplumu da değersizleştiriliyor, eleştirenler daha da değersizleştiriliyor. Eleştiri bir düşmanlık değildir. Romanlarla ilgili açılım süreci 2009’da başladı. Ne hükümet ne de muhalefet cenahında ilerleyen bir şey yok. Bu dönem hiçbiri utanmıyor, 600 tane milletvekilinin arasında bir Roman sığdıramadılar. Bu toplumsal bir ayıptır. Çabalamamıza rağmen bu konuda bizleri görmeyen iktidar ve muhalefeti kınıyoruz” dedi.
“Bu kış kıyamette çatı akıyor, pencere soğuk alıyor”
Roman sivil toplum temsilcilerine yönelik de eleştirilerde bulunan Cıstır, şunları aktardı: “Gençler bazen bize sitem edip ‘Biraz önümüzü açın’ diyorlar. Bakın, geride duruyoruz ama ön açamıyorlar. Demek ki tecrübe önemli. Romanlar şu anda sosyal güvenlik nedir bilmiyor. Bırakın, sosyal güvenliği hala birçoğunun barınma sorunu var. İzmir’in kalbinde kentsel dönüşüm sınıfta kaldı, ilerlemiyor. Barınma konusunda Tepecik’in, Kuruçay’ın halini herkes biliyor. Barınma üç şekilde ele alınır; kentsel dönüşüm, yeni yapı üretimi ve tadilat… Bu kış kıyamette çatısı akan, penceresinden soğuk giren onlarca, yüzlerce ev var. Hiçbir şey yapmazsan iş insanlarından sponsorluk alıp tamirat yaptırırsın, onlarca yıl konuşulur. 500 tane evin tadilatı toplasan 25 milyon yapar. Nerelere, ne açılışlara para harcıyorsunuz, bu evlerin tamiratını dahi yapamıyor musunuz?”
“Varlığımız resmen inkar ediliyor”
Son olarak, “Roman STK’lar politika öznesi olarak değil; danışılan, hatırlanan, ya da tamamen yok sayılan aktörler haline getirilmektedir” diyen Cıstır, “Varlığımızı resmen inkar ediyorlar. İmza atılan bir metnin uygulanmaması yalnızca idari bir eksiklik değil, kurumsal sorumluluğun inkarıdır. Bu yaklaşım Roman Yurttaşları eşit hak sahibi olarak değil yönetilmesi gereken bir "sosyal dosya" Olarak gören bir anlayışın devamıdır. ‘İletişimsizlik bir kazadır’ denilirse affedilebilir ama inkar bir tercihtir ve tercihler siyasetin aynasıdır. Asıl olan Romanların üstün menfaatleridir” diye konuştu.





