Son Mühür/ Beste Temel- Son Mühür TV’de Tunç Erciyas’ın sunduğu “Sıcak Bakış” programına konuk olan İzmir Pazarcılar Derneği Başkanı Faysal Acar, pazarcı esnafının yaşadığı katı atık bedeli krizinden pazaryerlerinin çatı ve aydınlatma sorunlarına, deprem döneminde Ahbap Derneği tarafından dolandırılan üreticilerden Pazar market fiyat farklarına kadar çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Belediyelerin hukuksuz şekilde pazarcıdan katı atık bedeli tahsil etmeye çalıştığını belirten Acar, ‘’İzmir’de pazarcıya çıkarılan bu bedel yılda 300 bin lirayı buluyor. Esnafa yüklenen bu haksız maliyet doğrudan vatandaşın filesine, domatesin fiyatına yansıyor’’dedi.
Günde 20 saat çalışan esnafa yılda 300 bin lira haksız fatura çıkarılıyor
Verginin Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri var olan ve sosyal devletin dar gelirliye ulaşması için ödenmesi gereken kutsal bir vergi olduğunu hatırlatan Faysal Acar, katı atık vergisinin pazaryerlerinde ikinci kez ve hukuksuzca tahsil edilmek istendiğini vurguladı:
‘’Biz vergiye karşı değiliz, vergi kutsaldır. Zaten esnafımız yaşadığı evde, dükkanında, su faturasında bu katı atık bedelini 9 kademeli mevzuata göre ödüyor. Ancak 17 yıldır yürürlükte olan genelgeye rağmen Türkiye’nin 81 vilayetinde alınmayan bu vergi, maalesef İzmir’deki bazı belediyelerimizce esnafın sırtına yüklenmeye çalışılıyor.
Sultanbeyli’de 2017 yılında verilen emsal mahkeme kararı açıktır: Pazaryerleri mevzuatına göre pazarcıdan metrekare bazında işgaliye harcı dışında hiçbir bedel alınamaz. Çünkü pazarda Gübre ve Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı 5 binden fazla üretici köylümüz var. Bizim esnafımız haftanın 5 günü farklı ilçelerde tezgah açar. Yazın gece 2’de hale gider, sabah 5’te tezgah kurar, 20 saat çalışır. Siz bu esnaftan metrekare başına günlük 1.500 TL katı atık bedeli istiyorsunuz. Haftada 7 bin 500 TL, yılda ise esnaf başına 300 bin TL’ye varan bir maliyet demektir bu. Bu kesinlikle kabul edilemez ve hukuksuzdur.’’
Maliyetler fiyata yansıyor: 1 kilo domates satmak için 5 bin lira gider yapılıyor
Belediyelerin çıkardığı haksız maliyetlerin doğrudan tarladaki ürünün tezgahtaki fiyatını artırdığını belirten Acar, pazar ekonomisini şu rakamlarla özetledi:
‘’Tarlada 6 lira olan domates; nakliye, işçilik, komisyon ve hal gideriyle pazara geliyor. Esnaf pazar yerine adım attığı an 1.500 TL katı atık, 500 TL işgaliye ödese 2 bin lira yapar. Mazotu, yemesi içmesi derken günlük maliyeti 5 bin lirayı buluyor. Bir esnafın sadece bu günlük maliyeti çıkarabilmesi için 200 kilo domates satması lazım. Zaten bir günde en fazla 1 ton ürün satabiliyor. Sattığı malın beşte ikisi sadece pazar yerinin maliyetine gidiyor. Sonra vatandaş soruyor ‘Domates neden pahalı?’ İşte bu yönetilemeyen belediyecilik yüzünden. Aliağa, Menemen, Torbalı ve Narlıdere belediyelerimiz bu bedeli almıyor, esnafı destekliyor. Ancak Karabağlar, Buca, Çeşme ve Urla’da ciddi mağduriyetler yaşıyoruz.’’
Buca'da 5 pazarın çatısını esnaf yaptı, belediyeden 1 destek görmedik
İlçe belediyelerinin altyapı yetersizliklerine ve esnafa karşı ilgisizliğine sert sözlerle yüklenen Dernek Başkanı Faysal Acar, Buca ve Karabağlar’da yaşanan hizmet eksikliklerini anlattı:
‘’Aliağa Belediyesi pazar yerlerimizin çatısını yeniledi, üzerine güneş enerji sistemi kurdu ve esnaftan elektrik parası dahi almıyor. Peki Buca’da ne oluyor? Buca’da bu yıl 5 tane pazar yerinin çatısını, belediyenin 1 lira katkısı olmadan esnafımız kendi cebinden para toplayarak yaptı. Buca’nın en büyük pazarlarında elektrik projesi olmadığı için dükkanlardan rica minnet kablo çekiliyordu. Pakistan, Hindistan sokakları gibi görüntüler vardı. Mülkiyeti kamuda olan yere elektrik projesi istedik, belediye yüzde 10’luk desteği bile vermedi. Fırat Pazaryeri’nin çatısı sökülüp hurdaya satıldı, 3 yıldır çatıyı yerine koyamayan bir yönetim var.
Karabağlar’da ise 1 yıldır pazaryeri yapımı sürüyor, teslim tarihi 4 kez ertelendi. Zamanında Karabağlar Pazaryeri’nin yüzde 80’ini bir AVM’ye vermeye kalkıştılar, pazarcıya 3 gün şartı koydular. Büyükşehir İmar Komisyonu ile görüşüp o kararı veto ettirdik. Bunun üzerine adeta ceza keser gibi inşaatı 1 yıl boyunca durdurdular. Bizler 6 Şubat depreminde sahada 7 tır yardım toplayıp valilik koordinesinde bölgeye göndermiş esnafız. Esnafın işi belediye kapısında eylem yapmak olmamalı ama bizi buna mecbur bırakıyorlar."
Ahbap ve Haluk Levent skandalı: ‘’İzmirli peynir üreticilerini 180 milyon lira dolandırdılar’’
Deprem sürecinde sivil toplum kuruluşları ve basın üzerinden yürütülen algı operasyonlarına da değinen Faysal Acar, Ahbap Derneği ve Haluk Levent ile ilgili İzmirli üreticilerin yaşadığı mağduriyeti açıkladı:
‘’6 Şubat depreminde AFAD ve Kızılay sahada olağanüstü bir mücadele verirken, ‘Burada devlet yok, AFAD yok’ diyen fenomenler ve basın organları türedi. Depremden 4-5 gün sonra İzmirli peynir ve süt üreticisi esnaflarımız beni aradı. Piyasada tenekesi 2.800 - 3.300 TL olan peynire Ahbap Derneği yetkililerinin 5.000 - 6.000 TL teklif ettiğini söylediler. Ben esnafımızı uyardım. Çünkü Haluk Levent'in geçmişte karşılıksız çeklerden, dolandırıcılıktan yargılandığını ve İzmirli tekstilci bir abimizi ‘Kumar oynadım, param yok’ diyerek batırdığını biliyordum.

Uyardığım esnaflar vermedi ama maalesef İzmirli tanınmış bir üretici ailemiz Haluk Levent’e güvendi. Ahbap önce küçük miktarda mal alıp güven kazanmak için 1,8 katı fiyat ödedi. Ardından ‘Çok yüklü mal lazım’ diyerek tırlar dolusu peynir çekip piyasaya karşılıksız çek verdiler. Sadece bir tedarikçiden 20 milyon TL, toplamda ise piyasadan 180 milyon liralık peyniri çeklerle alıp mağdur ettiler. Ahbap, topladığı 4 milyar liranın sadece 700-800 milyonunu dağıttı, kalanının hesabını veremiyor. Şu an yüzlerce mağdur esnaf adliye koridorlarında alacağını arıyor. Ahbap derneği yöneticilerinin bir organize yapı olduğunu düşünüyorum. Vatandaşlarımız yardımlarını devletin valilikleri ve kaymakamlıkları aracılığıyla yapmalıdır.’’
Atık değil gübre ve yem
Pazarlarda oluşan atıkların yanlış yönetildiğini ve belediyelerin pazarcıyı muhatap almadığını ifade eden Acar, çevreci ve ekonomiye kazandırılabilir çözüm önerilerini sıraladı:
‘’Pazarda kimyasal atık yok, ambalaj atığı yok. Pazarda ne var? Çürük domates, yaprağı ayrılmış lahana var. Lahananın yüzde 40'ı posadır ve bu atık değildir, hayvanlar için vitamin deposu bir yemdir. Mantıklı belediyeler açık kasa araçlarla gelip bu organik artıkları topluyor, çiftliklere yem veya parka bahçeye kompost gübre yapıyor. Ama bizim belediyelerimiz otomatik kepçeyle sağlam domatesi de poşetle çöpe katıp vahşi depolamaya götürüyor. Birçok ilçede dal kırpma makinesi bile yok. Buda ağacı, at kamyona, çöp yap! Belediyeler bizi muhatap alıp koordinasyon kurmuyor.’’
Pazar ile market arasında yüzde 100 fiyat farkı var: Esnafı ve tüketiciyi koruyun
Vatandaşların otopark çilesi nedeniyle AVM ve zincir marketlere mahkum edildiğini vurgulayan Faysal Acar, pazarcı esnafına ve yetkililere çağrıda bulunarak konuşmasını tamamladı:
‘’Bostanlı Pazarı Türkiye’nin en nitelikli pazarıdır ama çatısı aktığı için esnaf kan ağlıyordu, neyse ki belediye ile esnaf işbirliğiyle şimdi modernleşiyor. En büyük sorunlarımızdan biri de otopark. Şirinyer Pazaryeri’ne her hafta 1.000 esnaf, 50 bin vatandaş geliyor ama otoparkı yok. Vatandaş pazara geliyor, 15 dakika alışveriş yapıp çıkacak, bir dönüyor arabası çekilmiş. İl Emniyet Müdürümüzden rica ediyoruz, pazar günleri trafiği aksatmayacak şekilde sağ şeritlere 15-20 dakikalık park izni verilmeli. Vatandaş aracım çekilecek diye korkudan pazara gelemiyor.
Pazarda ata tohumu kaliteli domatesi 50-70 liraya alabilecekken, gidip marketten 149 liraya alıyor. Pazar ile market arasında en az yüzde 100 fiyat farkı var. Müşteriyi AVM’lere sürüklemek ülke ekonomisine zarardır. Küçük esnaf korunmalıdır. Buradan tüm pazarcı esnafımıza da sesleniyorum: Müşterimize her zaman iyi ve adil davranın, etik davranmayan esnafı da derhal bize bildirin.’’




