İZMİR HABERLERİ

İzmir depreme hazır mı? "İlk 72 saat kritik"

Kahramanmaraş merkezli felaketin ardından üç yıl geçerken, İzmir’de arama-kurtarma ve tahliye planlarındaki eksiklikler gündemdeki yerini koruyor. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan, kentin büyük bölümünün bataklık zemin ve aktif faylar üzerinde kurulu olduğunu belirterek, ilk 72 saatte müdahale, barınma ve lojistik kapasitenin yetersiz olduğunu vurguladı.

Abone Ol

Son Mühür/ Emine Kulak- 6 Şubat 2023 yılında Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyerek on binlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine, yüz binlercesinin evsiz kalmasına yol açan depremlerin üzerinden üç yıl geçti. Resmî verilere göre 53 bini aşkın kişinin hayatını kaybettiği felaket, Türkiye’de afet yönetimi, yapı güvenliği ve kentlerin depreme hazırlığına ilişkin ihmalleri bir kez daha görünür kıldı.

Aradan geçen sürede ‘ders çıkarıldı’ yönünde açıklamalar yapılırken, gözler deprem kuşağında yer alan büyük kentlere çevrildi. Ege Bölgesi’nin en riskli yerleşimlerinden biri olan İzmir’de ise erken uyarı sistemlerinden arama-kurtarma kapasitesine, iletişim altyapısından tahliye planlarına kadar birçok başlık hâlâ tartışma konusu olmaya devam ediyor.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan, Kahramanmaraş depremlerinin İzmir’e bıraktığı uyarıları ve kentin olası bir büyük depreme ne ölçüde hazır olduğunu değerlendirdi.

“İlk 72 saatte müdahale kapasitesi yetersiz”

İzmir’de ilk 72 saatlik süreçte müdahale kapasitesinin son derece sınırlı olduğunu belirten Alan, afet toplanma alanları ve geçici barınma merkezlerinin de yetersiz kaldığını söyledi. Alan, “Bu koşullarda enkaz kaldırmak ve arama-kurtarma yapmak zorlaşacak” dedi.

Türkiye’nin hiçbir kentinde, özellikle büyük şehirlerde, ilk 72 saatte müdahale kapasitesi, afet toplanma alanları ve geçici ya da kalıcı barınma alanlarının yeterli olmadığını vurgulayan Alan, Kahramanmaraş merkezli depremlerde yaşanan en büyük sıkıntılardan birinin ulaşım olduğuna dikkat çekti.

“Lojistik çöktü, yardım bölgeye ulaşamadı”

Depremlerde lojistik hizmetlerin bölgeye ulaştırılmasının ciddi sorunlar yarattığını hatırlatan Alan, havalimanlarının fay hatları üzerine inşa edilmesi nedeniyle hasar gördüğünü ve ikmal sağlanamadığını ifade etti. İskenderun Limanı’nın da hasar aldığını ve yangın çıktığını hatırlatan Alan, gemilerle sevkiyatın mümkün olmadığını, demiryollarının zarar görmesi nedeniyle tüm yükün karayoluna kaldığını belirtti.

Bu tablonun İzmir için de geçerli olabileceğini söyleyen Alan, “İzmir büyük ölçüde bataklık üzerine inşa edilmiş, 17 aktif fay hattı var. Sakınım bandı oluşturulmamış ve binalar fay zonlarının üzerine yapılmış. Olası 7 ve üzeri bir depremde İzmir ciddi hasar alacak ve mevcut kapasiteyle enkaz kaldırmak, ilk yardım sağlamak ve arama-kurtarma yapmak mümkün görünmüyor” dedi.

“İzmir bataklık üzerine kuruldu”

İzmir’in bataklık üzerine inşa edilen kentlerin başında geldiğini vurgulayan Alan, Bayraklı, Bornova, Karşıyaka, Çiğli ve Konak’ın genç kıyı çökerleri üzerinde kurulduğunu söyledi. Bu alanlarda yeterli etütlerin yapılmadığını belirten Alan, sakınım bandı oluşturulmadığını ve riskli alanların rant uğruna imara açıldığını dile getirdi.

“Bir alanı rant alanı olarak görüyorsanız aslında orayı ölüm çukuruna dönüştürüyorsunuz” diyen Alan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin imar planlarını halka açması, afet riski taşıyan bölgeleri açıkça göstermesi gerektiğini ifade etti. Alan, “Halk bilirse kendi tedbirini alır. Kimse bile bile fayın üzerinde ev almaz. Bu bilgileri saklamak sadece ranttan yararlanan bir gruba hizmet eder” dedi.

“Bilgiler siyaset ve rant için saklanıyor”

Belediyelerin en temel görevinin halka doğru bilgiyi aktarmak olduğunu belirten Alan, mevcut durumda bu sorumluluğun yerine getirilmediğini söyledi. Alan, “Belediye ya bir grup rantiyenin hizmet alanı olacak ya da İzmir halkının emrinde olup onları afet risklerinden koruyacak bir yönetim anlayışını rehber edinecek” diye konuştu.

Geçmişte Sisam açıklarında meydana gelen depremi hatırlatan Alan, 80 kilometre uzaklıktaki bir depremde bile İzmir’de yolların tıkandığını, yıkılan binaların ulaşımı engellediğini ve enkazın bir haftada kaldırılabildiğini belirtti. Alan, “Bugün yapılanlar çoğunlukla makyajdan ibaret. Gerçek bir çalışma yok” dedi.

“Tahliye ve liman güvenliği büyük bir soru işareti”

Deprem anında İzmir’in tahliyesi konusunda ciddi eksiklikler bulunduğunu vurgulayan Alan, özellikle limanların durumuna dikkat çekti. İzmir Limanı’nın 7–7,5 büyüklüğündeki bir depremde nasıl davranacağının analiz edilip edilmediğinin bilinmediğini söyleyen Alan, bu konuda kamuoyuna açıklanmış bir veri bulunmadığını ifade etti.

İskenderun Limanı örneğini hatırlatan Alan, afetlerde limanların çalışamaz hâle gelmesinin tahliye ve lojistik açısından büyük risk yarattığını söyledi. Toplumsal bilinç ve afet eğitiminin hayati önem taşıdığını vurgulayan Alan, “Toplumu nasıl davranması gerektiği konusunda eğitmezseniz, kaos dışında hiçbir şey yaratamazsınız” dedi.

“Projeler yönetim değişince rafa kalkıyor”

2020 İzmir depreminden sonra bazı çalışmaların başlatıldığını ancak yönetim değişikliğiyle birlikte bu projelerin rafa kaldırıldığını ifade eden Alan, kamuda devamlılığın esas olması gerektiğini vurguladı. Alan, “Her gelen başkan sıfırdan başlıyor. Bu, kamusal kaynakların heba edilmesi dışında hiçbir amaca hizmet etmiyor” dedi.

“İzmir rol model olmalıydı”

İzmir’in Türkiye’ye örnek olması gereken bir kent olduğunu belirten Alan, buna rağmen kentsel afet risklerinin hâlâ tanımlanamamış olmasını kabul edilemez olarak nitelendirdi. Alan, “80–100 kilometre ötede meydana gelecek bir depremde ilk yıkılan binaların İzmir merkezde olması kabul edilemez” dedi.

“Türkiye’de deprem için erken uyarı sistemi yok”

Türkiye’de meteorolojik afetler dışında işleyen bir erken uyarı sistemi bulunmadığını belirten Alan, tsunamiye yönelik çalışmaların da henüz tamamlanmadığını söyledi. Türkiye’nin uzun kıyı şeridine rağmen bu sistemlerin işlerlik kazanmadığını ifade etti.

“En büyük sorun hâlâ eşgüdüm”

Kahramanmaraş depremlerinden sonra afet yönetiminde yeni kurumsal yapılar oluşturulduğunu ancak sistemin büyük bir depremle henüz test edilmediğini söyleyen Alan, İzmir’de yaşanan yangınların bile koordinasyon eksikliğini ortaya koyduğunu belirtti. Alan, “Türkiye’nin en büyük sorunu hâlâ eşgüdüm ve koordinasyon. Bu eksiklik giderilmiş değil” diyerek sözlerini tamamladı.