Son Mühür/ Beste Temel- İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin mülkiyetinde bulunan ve kentin hafızasını oluşturan stratejik yapıların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından devralınma girişimlerine karşı hukuki mücadele sürerken, belediye envanterinden çarpıcı veriler gün yüzüne çıktı. Belediye kaynaklarından edinilen bilgiler, yerel yönetimin merkezi idareye bağlı pek çok kurumun faaliyetlerini sürdürebilmesi için geniş bir mülkiyet ağını bedelsiz veya tahsis yöntemiyle kullanıma açtığını kanıtlıyor. Yapılan incelemeler neticesinde, Büyükşehir Belediyesi’nin son yıllarda devletin çeşitli kademelerine toplamda 81 farklı taşınmaz için onay verdiği ve yaklaşık 287 bin metrekarelik devasa bir alanı kamu hizmetine sunduğu belgelendi.

Tarihi yapılar ve hizmet binaları yargı kıskacında
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün; Gasilhane, Egemenlik Evi, Meslek Fabrikası ve Namazgah Hamamı gibi İzmir halkı tarafından aktif olarak kullanılan sembolik yapılara yönelik el koyma girişimleri, konuyu yargı koridorlarına taşıdı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın, "İzmir’in malına ve hukukuna sahip çıkma" noktasında yaptığı kararlı çağrı, kamuoyunda geniş bir destek bulurken, mülkiyet tartışmalarını kentin ana gündem maddesi haline getirdi. Bu süreçte belediyenin kendi projeleri için kullandığı binaların idari kararlarla elinden alınmak istenmesi, yerel yönetim ile merkezi idare arasındaki mülkiyet dengelerini yeniden tartışmaya açtı.
Merkezi idareye sunulan büyük destek rakamlara yansıdı
Tartışmaların gölgesinde ortaya çıkan veriler, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin aslında kamu kurumlarına karşı ne kadar yapıcı ve destekleyici bir tavır sergilediğini de gözler önüne seriyor. Belediye Meclisi tarafından alınan demokratik kararlar neticesinde, devletin asli görevlerini yerine getiren kurumlara belediye envanterinden tam 81 adet taşınmazın tahsisi yapıldı. Toplam büyüklüğü 287 bin 328 metrekareyi bulan bu alanlar, ilgili kurumların talepleri doğrultusunda ve tamamen kamu yararı gözetilerek kullanıma açıldı. Bu tablo, belediyenin kendi mülklerini savunurken aynı zamanda devletin işleyişine sunduğu katkının büyüklüğünü de tescillemiş oldu.

Aslan payı din ve eğitim hizmetlerine ayrıldı
Yapılan taşınmaz tahsislerinin içeriklerine bakıldığında, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önceliği vatandaşın en temel ihtiyaçları olan eğitim, sağlık ve inanç hizmetlerine verdiği görülüyor. Dağılımdaki en yüksek payın Müftülükler ve Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ait olması dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor. Hem sayısal bazda hem de yüzölçümü açısından en geniş alanlar din görevlilerinin ve öğrencilerin hizmetine sunulurken, belediyenin bu konudaki uzlaşmacı tavrı rakamlarla netleşiyor. Bu tahsislerin her birinin doğrudan kentin sosyal dokusuna dokunan hizmetler için planlanmış olması, belediyenin "kamu hizmeti" odaklı vizyonunu yansıtıyor.
Kurum bazlı tahsis dağılımında müftülükler ilk sırada
Resmi kayıtlara yansıyan 81 adet tahsisin detaylı dökümü, hangi kurumun belediye imkânlarından ne kadar yararlandığını da ortaya koyuyor. Toplam tahsislerin 30 adedi İl Müftülüğü’ne yapılarak inanç hizmetleri desteklenirken, 16 adet taşınmaz ise geleceğin teminatı olan öğrencilerin eğitimi için İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kullanımına verildi. Ayrıca toplum sağlığı için Sağlık Bakanlığı’na 10, kültürel faaliyetler için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na 6, kentin huzur ve güvenliği için İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne 4 taşınmaz tahsis edildi. Dokuz Eylül Üniversitesi’ne sağlanan 2 adet yer tahsisi ve diğer kamu kuruluşlarına verilen desteklerle birlikte, İzmir’in yerel imkânlarının devletin genel hizmet ağına büyük bir enerji sağladığı görülüyor.





