İstanbul Beşiktaş’ta düzenlenen ve küresel boyutta ses getiren Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM 2026), Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın kapanış hitabıyla sona erdi. "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla bir araya gelen uzmanlar, iki gün boyunca küresel sistemin geleceğini ve iletişimin bu süreçteki savunma hattı rolünü masaya yatırdı.
Zirvenin "İleriye Dönük Perspektifler: Yeni Uluslararası Sistemde Düzen" isimli final oturumunda kürsüye çıkan Duran, organizasyonun son derece verimli ve derinlikli tartışmalara sahne olduğunu kaydetti. Dünyanın dört bir yanından gelen akademisyen, gazeteci ve sivil toplum temsilcisinin katkılarıyla zenginleşen etkinliğin, çağın en kritik meselelerine ışık tuttuğunu belirten Duran, katılımcılara ve emeği geçenlere teşekkürlerini sundu.
Stratejik iletişimde yeni bir yol haritası: Birlik içinde hareket edelim

İletişim Başkanı Duran, zirvenin çıktılarını içeren "İyi Niyet Bildirgesi"ni de kamuoyuyla paylaştı. Bildirgede, bilginin sadece bir araç değil, küresel güvenliğin temel taşı olduğu vurgulanırken; dezenformasyona karşı etik ilkelerin ve algoritmik şeffaflığın savunulması gerektiği ifade edildi. Mevcut uluslararası statükonun artık sürdürülemez olduğuna dikkat çekilen metinde, adil bir reformun ve insan odaklı bir diplomasinin önemi üzerinde duruldu.
Konuşmasında bölgesel barış ve dezenformasyonla mücadele kararlılığını yineleyen Burhanettin Duran, katılımcılara hitaben şu ifadeleri kullandı: "Bu zirvenin, daha adil bir uluslararası düzen ve daha şeffaf, hesap verebilir bir iletişim ekosistemi yolunda anlamlı bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. İletişimde hakikati esas alma, ortak bir zemin olarak güveni tesis etme ve her koşulda insan onurunu koruma yönündeki kararlılığımız doğrultusunda birlik içinde hareket edelim."
“Hem ulusal hem de küresel güvenliğin temel unsuru…”

Duran, bildirgeyi detaylandırırken stratejik iletişimden iklim krizine kadar pek çok alanda ortak hareket etme çağrısında bulundu. Özellikle dijital platformların ve medyanın, bu fikirleri salon dışına taşıyarak dünyaya ulaştırmasındaki rolüne vurgu yaptı. Bildirgenin içeriğine dair şu kapsamlı değerlendirmeyi paylaştı: "Bilginin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda hem ulusal hem de küresel güvenliğin temel unsuru olduğunu teyit ederek, iletişimi hem bir aktarım aracı hem de hakikati dezenformasyondan ayırt eden ve dijital ile enformasyon alanlarında ulusal güvenliği tahkim eden stratejik bir savunma hattı olarak tanımlayarak, yeni nesil teknolojiler ile dijital iletişim araçlarının bu dönüşümün merkezinde yer aldığını vurgulayarak, yeni iletişim teknolojilerinin dezenformasyonu 'daha ikna edici' ve 'daha zor tespit edilebilir' hale getirmek amacıyla kullanılmasına karşı çıkarak ve algoritmik şeffaflık ve etik amaç ilkesini müdafaa ederek, kamuoyunun manipülasyona açık hale geldiği bir ekosistemde, doğru bilgiye erişimin temel bir hak ve küresel istikrarın ön koşulu olduğunu vurgulayarak, manipülasyona karşı kalıcı kurumsal dayanıklılığı tesis etme yönündeki azim ve kararlılığımızı yineleyerek, uluslararası düzenin yalnızca bir kriz değil, aynı zamanda derin bir ayrışma sürecinden geçtiğini tespit ederek ve mevcut statükonun sürdürülemez olduğunu ve yıkım yerine adil ve hakkaniyetli bir reformun gerekliliğini teyit ederek, özellikle İran'ı da içeren bölgesel gerilimler karşısında gerilimin tırmanmasını önleyen, uluslararası hukuku gözeten ve diyaloğu önceleyen bir yaklaşımı benimseyerek, müzakere yoluyla adil, insan odaklı ve stratejik temellere dayalı bir yaklaşımı ileri taşıyarak, bölgemize sahip çıkarak ve bölgesel gerçeklikleri açıklık ve tutarlılıkla ortaya koyarak, bölgesel güvenlik, istikrar ve refaha olan bağlılığımızı yineleyerek, devletler, uluslararası kuruluşlar, medya, akademi, teknoloji şirketleri ve sivil toplum arasında hakikat temelli bir iletişim düzeni tesis etme yönündeki ortak hedefimizi vurgulayarak, gücün haklılığı tayin ettiği bir anlayışla uluslararası sistemin aşındırılmasını ve her türlü çifte standardı kati surette reddederek, özellikle kriz dönemlerinde insan odaklı yaklaşımı, liderler arası doğrudan temasları ve diplomasinin önceliğini esas alarak, kamu diplomasisinin her koşulda güven ve meşruiyet üretme kapasitesinin sürekliliğini vurgulayarak, kalıcı barışın ancak tüm tarafların hak ve menfaatlerini gözeten politikalarla mümkün olacağını özellikle insanlıktan çıkarma gibi savaş suçları karşısında bu yaklaşımın hayati önem taşıdığını hatırlatarak, bölgesel sorunların önlenmesi amacıyla kendi dinamiklerimize dayalı bir güvenlik mimarisi inşa etme kararlılığımızı teyit ederek, iklim meselesini yalnızca teknik bir çevre meselesi olarak değil, aynı zamanda bir insan hakları ve güvenlik meselesi olarak ele alarak çözüm yollarını insanlığın ortak faydası doğrultusunda şekillendirerek, geride bıraktığımız iki gün boyunca STRATCOM 2026, küresel meselelerin ele alınmasında ortak aklın ve müşterek sorumluluğun öne çıktığı öncü bir platform olmuştur."
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonuna teşekkür

Konuşmasının sonunda, video mesajla zirveye katkı sunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini sunan Duran, "Kendisi, 'Dünya beşten büyüktür' ve 'Daha adil bir dünya mümkündür' sözleriyle bize vizyon çizen ve liderliğiyle Türkiye'nin mazlum dünyanın sesini iletmesini sağlayan ve yeni bir dünyanın kurulmasına öncülük eden Cumhurbaşkanımıza hassaten teşekkürlerimi sunuyorum." dedi. Programın hazırlanmasında gece gündüz çalışan tüm ekibine minnetini ifade eden Duran, kapanışı şu sözlerle yaptı: "Önümüzdeki sene dolu dolu bir programla tekrar buluşmak üzere sizi Allah'a emanet ediyorum."
Büyük ilgi gören zirve, tüm katılımcıların yer aldığı aile fotoğrafı çekimiyle resmi olarak sona erdi.





