Son Mühür/ Gökmen Küçüktaşdemir- Radyo Ege’de Balamir Yıldız’ın sunduğu ‘’Yol Saati’’ programına canlı telefon bağlantısıyla katılan İkilem grubunun üyesi Uğur, sözlerine İzmir’e ve bölgeye duydukları özlemi dile getirerek başladı. Yayın vesilesiyle zihnen de olsa İzmir’e gidip geldiklerini belirten ünlü müzisyen, tüm Radyo Ege dinleyicilerine sevgilerini iletti.
Program sunucusu Balamir Yıldız’ın son dönemde İkilem tarafından peş peşe yayınlanan yeni şarkılara dikkat çekerek, ‘’Şarkılarınız o kadar kısa aralıklarla geliyor ki radyocular olarak hangisini çalacağımız konusunda arada kalıyoruz, bu muhteşem bir duygu’’ yorumu üzerine Uğur, üretim takvimlerinin arkasındaki çalışma disiplinini ve totem saydıkları özel geleneği şöyle açıkladı:
‘’Bir taraftan harika bir duygu tabii ki. Biz ekipçe sürekli üretimde kalmaya çalışıyoruz. Yaz sezonu sahnelerin son derece aktif ve yoğun olduğu bir dönem biliyorsun. Bu yüzden kış aylarından başlayıp yaz programımızı detaylıca planlayarak ilerliyoruz. Bütün ekibin ortak takvimi bu. Bizim bir de vazgeçmediğimiz bir gelenek, adeta bir totemimiz var: Serhat’la birlikte yapılan bir şarkının prodüksiyonu ve her şeyi bittikten sonra evden çıkıp arabaya biniyoruz. Sadece ikimiz oluyoruz ve kesinlikle 3-5 tur atarak şarkıyı ilk kez orada dinliyoruz. O totemi bozmamaya çok özen gösteriyoruz; şarkının arabada bize verdiği vibe ve his bizim için her şeyden önemli.’’
Pandemide herkes beklemeyi seçti, biz risk alıp şarkılarımızı yayınladık
Balamir Yıldız’ın, grubun piyasaya çıkış döneminin pandemiye denk geldiğini hatırlatarak, ‘’Bir sabah uyandık ve sevdiklerimizden ayrı kaldık. Siz tam o zor dönemde sektöre adım attınız. Dezavantajı avantaja çevirmeniz bir tesadüf müydü yoksa planlı mıydı?’’ sorusunu yanıtlayan Uğur Ateş, sürecin tamamen tesadüfi geliştiğini ifade etti. Pandemi döneminde aldıkları kararı ve radyo yayıncılığının çıkışlarındaki rolünü şu sözlerle aktardı:
‘’O durumu o kadar güzel özetledin ki... Ama çıkışımız tamamen bir tesadüftü. Biz aslında ilk şarkımızı yayınlamak için belli bir tarih ve plan program yapmıştık. Şansımıza tam o aylarda pandemi patlak verdi ve hepimiz evlere kapandık. Serhat'la oturduk ve ‘Zaten yeterince çalıştık, bekledik artık bu şarkılarla vedalaşalım ve onları dinleyiciyle buluşturalım’ dedik.
Pandemide insanların kafası çok karışıktı ve piyasada pek şarkı çıkmıyordu. Herkes pandeminin bitmesini beklerken biz tam tersini yaptık ve bu süreç boyunca şarkılarımızı kararlılıkla yayınladık. Tabii Habile’ye de çok selam olsun, kendisiyle harika bir radyo çalışması yürüttük. İkilem aslında radyolardan yükselen bir grup olarak dinleyiciyle kucaklaştı. Asıl büyük çıkışımızı pandemi koşullarında ve radyolarla yaptığımız bu güçlü iş birlikleri sayesinde yakaladık.’’

Gömleği üstümüze giyip karakter oluyoruz: Hikaye bizim için her şeydir
İkilem’in şarkılarındaki derin duygusal tonun ve hikaye anlatımının dinleyicide güçlü bir bağ kurduğuna değinen Balamir Yıldız’ın ‘’Bu hikayeler gerçek mi?’’ sorusu üzerine Uğur Ateş, şarkıların mutfağındaki süreci paylaştı:
‘’Hikaye anlatımı bizim müziğimizin tam temelinde yer alıyor. Bizim için 'hikaye her şeydir' diyebilirim. Bazen bir şarkı yapıyoruz ve üzerine konuştuğumuzda teknik detaylardan ziyade şarkının hikayesini tartışıyoruz. Genelde sözleri Serhat yazıyor, stüdyodaki bütün prodüksiyon sürecini ve aranjeyi ben üstleniyorum.
Serhat’ın ilham kaynakları çok değişken bazen çevresinde gördüğü birinin yaşadığı hikayeden etkileniyor, bazen izlediği bir filmdeki tek bir sahne ona ilham veriyor. Ama günün sonunda o hikayedeki gömleği tamamen üzerine giyiyor ve adeta o karakterin kendisine dönüşüyor. Şarkılarımızın karşı tarafa bu kadar iyi geçmesinin ve samimi bulunmasının sırrı sanırım bu mercek. O samimiyete sonsuz inanıyoruz.’’
Müzik yapmak işin en kolay yanı: Günümüz tüketim çılgınlığı sürekli üretimi zorunlu kılıyor
Dijital mecraların baş döndürücü hızı ve 90'lar ile 2000'lerin müzik anlayışının kıyaslanması üzerine değerlendirmelerde bulunan Uğur Ateş, günümüz müzik sektörünün komplike yapısına dikkat çekti:
‘’Eskiden, özellikle 90’larda yapılan üretimlerdeki amaç ve samimiyet şimdikinden çok farklıydı. Ancak günümüz dünyası asla durmayı kabul etmeyen bir hıza sahip. Sürekli üretmek ve piyasada kalmak zorundasınız. Günümüzde müzik yapmak teknolojiyle birlikte çok basite indirgendi; ortalıkta yüzlerce seçenek var. Bu ekosistemde ya var olacaksınız ya da kaybolup gideceksiniz.
Bizi işin bu boyutu çok zorlamıyor çünkü Serhat'la 2009'dan beri stüdyo geçmişimiz ve tecrübemiz var. Şunu açıkça söyleyebilirim ki, şarkı yapmak işin en kolay kısmı. Bizi asıl yoran şey şarkı yapmanın dışındaki faktörler. Sadece iyi bir şarkı yapmak artık ne yazık ki yetmiyor, sosyal medya yönetimi ve diğer tüm dijital parametreler çok komplike bir hal aldı. Ancak doğal akışında gelişen ilhamı zorladığınızda veya ittirmece bir şeyler ürettiğinizde dinleyici bunu anında hissediyor. Halkın bu filtreleri çok gelişti. Bizi büyüten zıplama tahtası radyolardır; sizin o şarkıyı radyonuzda beğenerek çalmanız bizim için en kıymetli filtredir.’’
Sunucu Balamir Yıldız'ın, ‘’Daha Nasıl Anlatayım’’ şarkısından sonra gelen ‘’Bak Dönüyor Dünya’’ eserinin hikayeyi birbirine tamamlayan bir devam niteliğinde olduğunu belirterek parçayı ilk kez İzmir'in Tire ilçesinde bir ağaç altında dinleyip sosyal medyada paylaştığını ve radyoda sık sık çalarak dinleyiciyle buluşturduğunu anlatması üzerine duygulanan Uğur Ateş, yeni şarkının müjdesini verdi:
‘’Şarkımızın sende bıraktığı bu derin etki beni inanılmaz mutlu etti. 'Bak Dönüyor Dünya' şarkımızın söz ve müziği sevgili Murat Güneş’e ait, kendisine buradan sevgilerimi yolluyorum, bize harika bir eser verdi. 'Daha Nasıl Anlatayım'dan sonra adeta hikayenin bir devamı gibi oldu.
Hatta şu an üzerinde çalıştığımız ve henüz adı tam kesinleşmeyen üçüncü şarkımız da 'Bak Dönüyor Dünya'nın devamı niteliğinde bir hikaye anlatımına sahip. Bizim şarkılarımızın adını en son koyma huyumuz var, seçenekler çok olunca 'onu mu yapsak bunu mu yapsak' diye kararsız kalıyoruz. Ama genel yaklaşım olarak bizde 'her şeye rağmen devam et' deme düşüncesi hep var.’’
Üretim süreci ve kalıcılık arayışı
Şarkı üretimindeki teknik detaylara ve gruba özel ses kimliğine de değinen Uğur Ateş, beste yapımında önce sözün mü yoksa melodinin mi geldiği sorusunun tamamen değişken ve kişisel bir durum olduğunu belirterek, çoğunlukla bir gitar ya da enstrüman riff'i üzerinden ilerlediklerini, ancak bazen Serhat'a gelen tek bir söz üzerine de inşa edebildiklerini aktardı.
Söz yazımı sürecinde zaman zaman kendi aralarında oto sansür uyguladıklarını belirten Uğur Ateş, insanlarda oluşan 'İkilem Sound'u' algısını korumak için kendilerine fazla gelen sözlerden vazgeçtiklerini ifade etti. Sosyal medyada viral olmak ile yıllar sonra da söylenecek kalıcı şarkılar yapma seçeneği arasında bir kıyaslama yapıldığında ise kalıcılığın gönlünde ayrı bir yeri olduğunu fakat günümüz müzik piyasasında viral olmanın da kalıcılığı tetiklediğini dile getirdi.
Müziğimizde Sezen Aksu, Erkin Koray ve Uzay Heparı Sound'una göz kırpıyoruz
Müzikal beslenme kaynaklarından ve vizyonlarından bahseden Uğur Ateş, geçmiş dönemin büyük ustalarına duydukları hayranlığı vurguladı. Erkin Koray’ın tarzı, Sezen Aksu’nun şarkılarındaki mükemmel düzenlemeler ve Uzay Heparı’nın kullandığı synthesizer tekniklerinin kendi müziklerinin temelini oluşturduğunu belirten Uğur Ateş, ürettikleri eserlerde bu nostaljik ve güçlü sound'a sürekli göz kırptıklarını söyledi.
Serhat ile aralarındaki en güçlü bağın disiplin olduğunu ifade eden ünlü müzisyen, bu disiplinin sahneden özel hayata kadar grubu ayakta tutan ana çimento görevi gördüğünü ve gelecekte en büyük hayallerinin yurt dışında konserler vermek olduğunu sözlerine ekledi. Uğur Ateş, yayın sonunda tüm dinleyicilere evlerinde, yollarda keyifle ve sakince seyahat etmeleri temennisinde bulunarak veda etti.




