Son Mühür- Kent Tarihçisi ve Araştırmacı Yazar Altan Altın, "Sıcak Bakış" programında İzmir’in Bornova ilçesindeki Homeros Mağaraları üzerine yürüttüğü derinlemesine araştırmaların dikkat çekici sonuçlarını paylaştı. Mağaraların gerçekten Homeros’a ait olup olmadığına dair uzun yıllardır süregelen soru işaretlerini ve söylentileri gidermek amacıyla yola çıkan Altın, yaklaşık iki ila iki buçuk yıl boyunca dünyanın önde gelen dijital kütüphanelerinde kapsamlı bir inceleme gerçekleştirdi.
Başlangıçta mağaraları ziyaret eden yalnızca 3-5 gezginin notlarına ve halk arasındaki söylentilere ulaşmayı hedeflerken, araştırmayı derinleştirdikçe bu bölgeyi ziyaret eden gezgin sayısının 30-35’e ulaştığını tespit etti. 1800’lü yılların başlarında bölgeye gelen gezginlerin izini süren Altın, özellikle 1807 yılında gezgin Bartoldy’nin ve ardından Marles’in bıraktığı tarihi notlardan yola çıktı.
Bu gezginlerin, Bornova’daki mağaralar ile İtalya'daki Palazzo Colonna’da sergilenen ve MÖ 3. yüzyılda heykeltıraş Archelaos tarafından yapılan tarihi Homeros rölyefi (Apotheosis of Homer) arasındaki tıpatıp benzerliği fark ettiklerini ortaya çıkardı.
Araştırmalarını British Museum ve Palazzo Colonna kayıtlarıyla birleştiren Altan Altın, programda gösterilen görseller üzerinden bu çarpıcı benzerliği somut kanıtlarla sundu.

Meles nehri gerçeği yeniden mi ortaya çıkıyor?
Altın programda, İzmir’in tarihini ve mitolojisini anlattı. Ömrünü kentin tarihine adamış olan araştırmacı-yazar Altan Altın, antik kaynaklardan günümüze ulaşan mitolojik Meles Nehri’nin aslında neresi olduğuna dair ezberleri sarsan çarpıcı detaylar paylaştı. Yaklaşık 200 yıl önceki seyahatnamelerde ve tarihi belgelerde Bornova Çayı'nın Meles olduğu açıkça tartışılırken, son 50-70 yıldır bu durumun adeta unutturulduğuna dikkat çekildi. Son yıllarda akademisyenler ve araştırmacılar tarafından Meles olduğu iddia edilen Yeşildere ve Halkapınar Deresi teorilerinin eksik yönlerini açıkladı.
Agora kazılarında ortaya çıkan antik kitabeler ışığında Yeşildere’nin adının o dönemlerde "Koleyion" olduğunun kanıtlandığı hatırlatıldı.
Antik çağ coğrafyacısı Pausanias’ın 1800 yıl önce kaleme aldığı "İzmirliler, kıyısında Homeros’un destanlarını derlediği mağaraların bulunduğu kutsal Meles’in sahipleridir" sözlerine atıfta bulunuldu.
Mağaraların hemen önünden geçen tek derenin Bornova Çayı olduğu; 2300 yıl önceki rölyeflerde dahi bu mağaraların Homeros ile özdeşleştiği ve Homeros'un burada tanrılaştırıldığı vurgulandı. İkizgöller bölgesinden doğup Bornova’nın içinden geçerek Antik Smyrna kıyılarına ulaşan Bornova Çayı’nın, Homeros’a ilham veren gerçek Meles Nehri olma ihtimali tüm tarihsel kanıtlarıyla dile getirdi.
Yaklaşık 200 yıl önce gezginler tarafından fark edilen ancak zamanla unutulmaya yüz tutan bu sarsıcı tarihi gerçekliğin gün yüzüne çıkarılması, Altın’ı bu süreci bir kitap haline getirme konusunda oldukça motive etti. Yapılan bu keşfin sadece teorik bir iddia olmadığını, 2000 yılı aşkın bir rölyef ile günümüzdeki coğrafi yapının birebir eşleşmesiyle kanıtlandığını belirten Altın, bu durumun Bornova, İzmir ve dünya edebiyat tarihi açısından son derece büyük bir kültürel mirasa ışık tuttuğunu vurguladı.





