İzmir Fuarı… Beton yığınlarının arasında adeta bir cennet… Nedense, özellikle bugün “Cennet” benzetmesi, tam da fuara yakışan bir betimleme değil mi?

Bu sene 95 yaşına giren, bir dönem 20 Ağustos ve 20 Eylül tarihleri arasında açılan İzmir Enternasyonal Fuarı dünyanın çeşitli ülkelerinin gelip, pavyonlarda teknoloji gösterisi yaptığı, Türkiye’nin her yerinden gelen insanların ziyaret ettiği, bir büyük ticaret alanı…

Ama İzmirliler için sadece anlamı bununla sınırlı değil…

Burası, İzmirliler için bir anı deposudur…
Kimi ilk aşkının elini ilk kez İzmir Fuarında tutmuştur belki…

Kimisi, hayran olduğu bir sanatçıyı ilk kez, İzmir Fuarında seyretmiştir…

Kimi, lunaparkın müptelasıydı… Anılarında birbirinden çılgın eğlence araçları hala canlıdır eminim…

Kimi belki hala paraşüt kulesinden nasıl cesurca atladığını anlatıp duruyordur…

Renkli uçan balonları, mini buharlı treni, havuz kenarındaki banklarda çekilen yarım saatlik uykuyu…

Çimlerin üzerine serilip yapılan sohbetler unutulacak gibi mi?

Hayvanat Bahçesi’ndeki geziler… Hele bizim meşhur Pak Bahadır filimiz hala hafızalarda değil mi?

Zengin büfelerinde yenen peynirli, tost makinesinde bastırılmış sandviç ve ayranı… Kahkaha aynaları, derme çatma incik boncuk reyonları… Gazinolar, gece kulüpleri…

Whatsapp Image 2026 09 02 At 07.16.33

Hey gidi günler heeey!

İzmir Fuarı 1922 yılında Yunanlıların işgalinden kurtarılan İzmir’in yangınlarla harabeye çevrilmesinin meydana getirildiği enkaz alanına yapıldı…

Şehrin yeniden kurulması ve fuarın İzmir’e kazandırılması çalışmalarında İzmirli bir gazetecinin katkısı olduğunu biliyor muydunuz?

İlginç hikayeyi dinleyin:
Yeni Asır Gazetesi’nden Suat Yurtkoru, bir spor etkinliğini takip etmek için Moskova’ya gider. Yıl 1933’dür… Halkevi futbolcularının müsabakalarında gazeteci Yurtkoru fahri başkandır aynı zamanda… Burada hala daha Moskova’nın en elit alanlarından biri olan Gorki Kültür ve Eğlence Parki’nı gezer… Tam bir eğlence ve kültür alanıdır burası. Restoranlar, spor tesisleri, gezi alanları, paraşüt kulesi, muhteşem havuzlar, banklar, yemyeşil bir cennettir, Gorki Park!

Döndüğünde gazetesinde bu kültür parkını anlata anlata bitiremez… Bir yıl sonra da, belediye meclisine seçilir Yurtkoru… Zamanın Belediye Başkanı Behçet Uz’a, bir yıl önce gazetesinde yazdıklarını hatırlatır. “İzmir’e böyle bir alan yapalım başkanım” der…

Behçet Uz’un fikir çok hoşuna gider… Hemen Ankara’ya gider ve İsmet İnönü’ye fikri anlatır… İnönü’nün cevabı kısa ve nettir:
“Hiç durma Behçet… Sana her türlü katkıyı yaparım. Hemen git, Moskova’da bir ay kal ve parkı incele… Bu Kültürpark’ı İzmir’e yap”

Behçet Bey, hemen harekete geçer… 40 gün Moskava’da incelemelerde bulunur. Döndüğünde hemen kollarını sıvar… Moskova iki mimarını gönderir ve projelere katkı sağlar…

İşte, İzmir Fuarı böyle doğar…

İzmir’in böyle bir alana kavuşmasının ne kadar önemli olduğunu günümüzde daha iyi anlıyoruz değil mi?

Emeği geçen herkese, şimdi beton yığınlarının arasında nefes alabileceğimiz bu alanı şehrimize kazandırdıkları için minnettarız… Işıklarda uyusunlar…