Son Mühür / Atakan Başpehlivan Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in Meis ziyareti üzerinden verdiği mesajları değerlendirerek, Türkiye'nin özellikle Doğu Akdeniz'deki tezlerini özellikle batılı kamuoyuna daha net ve keskin savunması gerektiğini vurguladı.
"Çıkarmamız gereken dersleri hatırlamakta fayda var"
Yayınladığı açıklamasında Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in özellikle Doğu Akdeniz üzerinden ortaya koyduğu mesajları değerlendiren emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, son yıllarda Türkiye'nin bölgede gerçekleştirdiği faaliyetleri de hatırlatarak, "Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in Meis ziyareti ve buradan verdiği mesajlar, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de Meis merkezli, uluslararası hukukla bağdaşmayan maksimalist deniz yetki alanı iddialarını önümüzdeki dönemde daha güçlü biçimde gündeme taşıma niyetini göstermektedir. Bu nedenle geçmişte yaşanan beş önemli olayı ve çıkarmamız gereken dersleri hatırlamakta fayda var:
Mart 2002 — Northern Access Araştırma Gemisi: GKRY adına Türkiye’nin kıta sahanlığı olarak değerlendirdiğimiz alanda araştırma yapan yabancı geminin faaliyeti TCG Giresun’un müdahalesiyle durduruldu ve gemi bölgeden ayrıldı. Aradan yaklaşık çeyrek asır geçmesine rağmen bu kararlı devlet uygulaması bugün hâlâ hatırlanmaktadır. 2008 — Malene Ostervold Araştırma Gemisi: TPAO adına Meis güneyinde araştırma yapan Norveç bandıralı gemiye TCG Gediz refakat etti. Ancak Yunanistan’ın Norveç nezdindeki diplomatik girişimi sonrasında araştırma sona erdi. Bu olay, kendi araştırma gemilerimize sahip olmanın önemini açık biçimde gösterdi.
2018 — Fatih: Türkiye, sondaj gemisi Fatih ile Alanya-1’de ilk derin deniz sondajını gerçekleştirdi. Yabancı gemilere bağımlılıktan kendi imkânlarımızla araştırma ve sondaj yapabilmeye geçiş açısından önemli bir dönüm noktası oldu. 2020 — Oruç Reis: Sismik araştırma gemimiz Oruç Reis, Türkiye’nin ilan ettiği deniz yetki alanlarında Türk Deniz Kuvvetlerinin refakat ve koruması altında aylarca faaliyet gösterdi. Türkiye, deniz yetki alanlarındaki haklarını sahada kullanma iradesini açık biçimde ortaya koydu.2026 — TÜBİTAK Marmara: Meis güneyinde 1–15 Eylül için ilan edilen araştırma faaliyeti 3 Eylül’de sona erdi" dedi.
"Denizde devlet uygulaması kalıcıdır"
Son olarak, denizde devlet uygulamasının kalıcı olduğunu altını çizen ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki haklarını diplomasi ile desteklemesinin ciddi önemli bir durum olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "15 gün olarak ilan edilen faaliyetin üçüncü günde sonlandırılması, deniz yetki alanlarımızdaki haklarımızın sahada kullanılması ve devlet uygulamasının sürekliliği bakımından uygun olmamıştır. Deniz yetki alanlarında seyir duyurusu yayımlamak ve diplomatik açıklama yapmak tek başına yeterli değildir. Haklarımız sahada da kullanılmalıdır. Basit bir ifadeyle; gitmediğiniz, araştırmadığınız ve faaliyet göstermediğiniz deniz alanlarında haklarınızı sahada görünür kılamazsınız. Bundan sonraki dönemde; Deniz yetki alanlarımızdaki bilimsel araştırma, sismik araştırma ve sondaj faaliyetleri düzenli ve sürekli hale getirilmelidir.
İlan edilen faaliyetler, teknik veya mücbir sebepler dışında planlandığı şekilde tamamlanmalıdır. Millî araştırma ve sondaj filomuz etkin kullanılmalı; gerektiğinde Türk Deniz Kuvvetleri tarafından korunmalı ve desteklenmelidir. Yunanistan, deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerini üçüncü ülkeler ve uluslararası kuruluşlar nezdinde anlatmak ve destek sağlamak için yoğun çaba göstermektedir. Türkiye de kendi tezlerini aynı kararlılıkla ve sürekli olarak uluslararası alanda anlatmalıdır. Doğu Akdeniz’de planlanan GKRY - YUNANİSTAN elektrik bağlantı/kablo hattı gibi deniz yetki alanlarımızı doğrudan ilgilendiren projelerde, Türkiye’nin tutumu proje uygulama safhasına gelmeden ortaya konulmalıdır.
Diplomatik girişimler yalnız Yunanistan ile sınırlı tutulmamalı; projelere siyasi, mali veya teknik olarak müdahil olabilecek Fransa başta olmak üzere ilgili ülkeler ve Avrupa Birliği nezdinde de hukuki ve siyasi tezlerimiz şimdiden açık şekilde anlatılmalıdır. 2002’de TCG Giresun’un Northern Access karşısında ortaya koyduğu uygulamayı yaklaşık çeyrek asır sonra hâlâ hatırlıyoruz. Çünkü denizde devlet uygulaması kalıcıdır. Doğu Akdeniz’de hak sahibi olmak kadar; o hakkı kullanmak, sahada göstermek, diplomasiyle desteklemek ve bunu sürekli hale getirmek de önemlidir"




