Son Mühür- Elon Musk, 10 Ocak'ta yayınladığı açıklamada,
''Yeni 𝕏 algoritmasını, kullanıcılara hangi organik ve reklam paylaşımlarının önerileceğini belirlemek için kullanılan tüm kodları dahil ederek, 7 gün içinde açık kaynak yapacağız.
Bu işlem, kapsamlı geliştirici notlarıyla birlikte her 4 haftada bir tekrarlanacak, böylece neler değiştiğini anlamanıza yardımcı olacak'' mesajı vermişti.
Musk'ın sinyalini verdiği gelişme, ''Yeni 𝕏 algoritmamızı açık kaynaklı hale getirdik; xAI'ın Grok modeliyle aynı transformer mimarisiyle destekleniyor'' notuyla tüm dünyanın incelemesi için açık hale getirildi.


Peki, X algoritması bize ne söylüyor?


X'in algoritmasını mercek altına alan yazılmcı Ege Beşe, kullanıcıların paylaşımlarının daha çok görüntülenebilmesi için neler yapması gerektiğini sıraladı.
''Yayınlanan resmi x algoritmasını inceleyip duruyorum, olay artık basit bir sıralama mantığından çıkmış, arkada çalışan yapı resmen bir davranış bilimcisi gibi hareket ediyor.'' hatırlatmasında bulunan Ege Beşe'nin dikkat çektiği detaylar şöyle.

Elon Musk sözünü tuttu
19 farklı senaryoya göre...


Gördüğüm en kritik şey şu: sen tweeti attığın mili saniyede, daha kimse görmeden, bir yapay zeka modeli (user simulation) devreye giriyor ve 19 farklı senaryoyu simüle ediyor.
Yani olay "tweet atayım, like gelirse yürürüm" değil.
tweetin kaderi, "prediction x weight" formülüyle daha en başında belirleniyor. bu 19 parametrenin her birinin ağırlığı farklı ve açıkçası bazıları beni şok etti.
Mesela "like" olayı...
Yıllardır etkileşim kasmak için like dilenen tayfa boşa kürek çekiyormuş. kodlara göre "favorite" aksiyonu inanılmaz düşük bir ağırlığa sahip. yani birisi tweetini beğenmiş, beğenmemiş algoritmanın pek de umurunda değil. like, sistem için "ucuz" ve "zahmetsiz" bir sinyal.


Tweette geçirilien süre kritik...


Peki asıl kral ne?
Dwell time. yani tweetin üzerinde geçirilen süre.
p(dwell_time) ve p(video_view) metrikleri, like'ı ezip geçiyor. adam senin tweetine like atmasa bile, eğer parmağını durdurup 4-5 saniye o metni okuduysa veya videona takıldıysa, algoritma "tamam bu içerik değerli" damgasını basıyor. uzun tweetlerin, makalelerin, threadlerin ve uzun videoların son dönemde patlamasının sebebi tamamen bu matematiksel ağırlık.
ikinci şok edici detay ise "author diversity multiplier" dedikleri ceza sistemi.
bunu çoğu kişi bilmiyor, günde 20 tweet atan hesapların neden etkileşim alamadığını açıklıyor bu.

X'in algoritması yayınlandı
Sistem şöyle işliyor:
Günün ilk tweeti: %100 skor gücüyle başlıyor.
İkinci tweet: %70'e düşüyor.
Üçüncü tweet: %50 civarına iniyor.

yani sen timeline'ı domine etmeye çalıştıkça, algoritma senin sesini matematiksel olarak kısıyor. "spam yapma, az ve öz konuş" diyor resmen. yani hesabını hem iş hem de kişisel amaçla kullanmak çok sakat.


Son 128 erişiminiz inceleniyor...


Bir de "personalization layer" var ki, burası işin korkutucu kısmı.
Her kullanıcının son 128 etkileşimi (engagement history) bir vektör olarak tutuluyor. senin tweetin, o anki kullanıcının bu 128'lik geçmişiyle "match" ediliyor.
Yani sen dünyanın en iyi ai tweetini de atsan, eğer karşıdaki adamın son 128 hareketinde teknoloji/yazılım yoksa, o tweet ona asla düşmüyor. "genel kitleye oynayayım" devri bitmiş, niş kitleye "keskin nişancı atışı" yapma devri başlamış.


Negatif ağırlıklara hiç girmiyorum bile...


Birinin seni "mute"laması veya "not interested"a basması, aldığın 100 retweeti siliyor neredeyse. sistem "rahatsızlık vermeyi" en büyük suç olarak kodlamış.
Özetle dostlar;
Olay artık şans değil, bildiğin istatistik ve olasılık hesabı. okyanusa olta atıp beklemek yerine, balığın olduğu yeri sonar ile tarayıp ona göre yem takmak gerekiyor.
Ve görünen o ki, algoritma "tık tuzağı" yapanı değil, gerçekten okutanı, izleteni ve üzerinde düşündüreni ödüllendiriyor.
Ara yüzde gördüğümüz o basit "timeline" akışının arkasında, her saniye milyonlarca olasılık hesabı yapan devasa bir simülasyon var.
Buna göre oynayın.

Muhabir: Bünyamin Dobrucalı