Geleceğin teknolojisi olarak kabul edilen robotik, yapay zeka ve otonom sistemlerin ortaya çıkışı 20. yüzyıl bilgisayar devrimine dayandırılsa da sibernetik bilimin temelleri bundan 800 yıl önce Anadolu topraklarında atılmıştır.

12. yüzyılın sonlarında Cizre’de doğan ve Diyarbakır Artuklu Sarayı’nda başmühendis olarak görev yapan Ebû'l İz İsmail ibn er-Razzâz el-Cezeri, geliştirdiği su gücüyle çalışan otomatlar, kendi kendini dengeleyen mekanizmalar ve geribildirim sistemleriyle dünya bilim tarihinin ilk sibernetik ve robotik dahisi kabul edilir.

Bugün Türkiye’nin savunma sanayinde ve havacılık sektöründe dünya çapında çığır açan insansız hava araçları (İHA/SİHA), otonom sistemler ve uçan araba projeleri, El-Cezeriî’nin Diyarbakır Artuklu Sarayı’nda başlattığı sibernetik mirasın dijital ve mekatronik çağdaki doğrudan bir devamıdır.

El-Cezeri’yi döneminin ve sonrasındaki yüzyılların ötesine taşıyan temel felsefe, teorik bilgiyi pratik uygulamalarla ve sınanabilir mekanizmalarla birleştirmesi olmuştur. Cezer, "Uygulamaya çevrilmeyen her teknik ilim, doğru ile yanlış arasında kalır" diyerek modern mühendislik metodolojisinin altın kuralını 13. yüzyılın başında ilan etmiştir.

Artuklu Sultanı Nasrettin Mahmut’un desteğiyle sarayda sınırsız bir araştırma ortamı bulan Cezeri, icatlarını ve tasarımlarını Kitâb-ül Hiyel (Olağanüstü Mekanik Araçların Bilgisi Hakkında Kitap) adlı başyapıtında detaylı çizimler, adım adım montaj talimatları ve geometri esaslarıyla bir araya getirmiştir.

Mühendislik tarihinde devrim yaratan pek çok temel prensip ilk kez bu eserde belgelenmiştir. Dairesel hareketi doğrusal harekete çeviren ve günümüz içten yanmalı motorlarından jeneratörlere kadar tüm sanayi makinelerinin kalbini oluşturan krank mili mekanizması, Cezeri tarafından su pompalarında kullanılmıştır. Bunun yanı sıra, haznelerdeki su seviyesine ve basınç değişimlerine göre kendi kendine karar verip vanaları açıp kapatan şamandıralı dengeleme sistemleri, dünya tarihindeki ilk otomatik kontrol uygulamalarıdır.

Cezeri’nin geliştirdiği abdest aldıran otomatik hizmetçi robotlar, içecek ikram eden insansı otomatlar ve medeniyetlerin simgelerini bir araya getiren anıtsal Fil Saati; programlanabilir otomasyonun, sensörlü sistemlerin ve işlevsel robotik tasarımın en erken örnekleridir. Bu tasarımların Avrupa'da incelenerek Leonardo da Vinci gibi Rönesans ustalarına dahi ilham kaynağı olduğu değerlendirilmektedir.

Su gücü, dişli çarklar ve yerçekimi dengesiyle çalışan mekanik otomatlar; günümüzde yerini mikro mimarili bilgisayarlara, karmaşık sensör füzyonlarına ve yapay zekâ algoritmalarına bırakmıştır. Ancak arka plandaki mühendislik mantığı tamamen aynıdır: Bir dış uyarana veya veriye göre çevresini algılamak, kendi kararlarını otomatik olarak almak ve insan müdahalesine ihtiyaç duymadan görevi icra etmek.

Günümüz Türkiye’sinde geliştirilen Bayraktar TB2, TB3, Akıncı, Kızılelma gibi insansız hava araçları ve HAVELSAN’ın geliştirdiği BARKAN gibi kara/deniz platformları; basit birer uçak ya da uzaktan kumandalı araç değil, içerisinde onlarca dijital bilgisayar barındıran otonom sibernetik makinelerdir. Selçuk Bayraktar’ın ifade ettiği gibi, modern SİHA’lar aslında gökyüzünde kendi rotasını çizebilen, acil durumlarda kendi kendine karar verip emniyetli iniş gerçekleştirebilen uçan dijital robotlardır.

El-Cezeri’nin su saatinin şamandırasında su seviyesini ölçerek mekanizmayı tetikleyen dengeleme mantığı; günümüz Kızılelma veya Akıncı SİHA’larının aviyonik sistemlerinde, üç yedekli otonom uçuş kontrol bilgisayarlarında ve yapay zekâ destekli mini seyir füzelerinde (Kemankeş) saniyede binlerce kez hesaplama yapan algoritmalar biçiminde yaşamaya devam etmektedir.

Anadolu’daki sibernetik mirasın günümüz teknolojisine yansımasının en belirgin ve sembolik örneği, Baykar tarafından geliştirilen Türkiye’nin ilk milli uçan arabasına "Cezeri" isminin verilmesidir. Bu isim tercihi, rastgele bir marka seçimi olmayıp 800 yıl önce Cizre ve Diyarbakır’da atılan mühendislik vizyonuna duyulan saygının ve tarihsel devamlılığın doğrudan bir ifadesidir.

800 yıl önce Diyarbakır Artuklu Sarayı’nın avlusunda suyun kaldırma kuvveti ve ağırlık dengesiyle kendi kendine hareket eden insansı otomatlar geliştiren El-Cezeri, bugün Türkiye'nin kendi imkânlarıyla geliştirdiği otonom İHA’lar, SİHA’lar, insansız deniz araçları ve otonom hava araçlarıyla gökyüzünde ve sahada yeniden hayat bulmaktadır.

Geçmişte su saatlerinin çarklarında dönen sibernetik ilke, bugün Kızılelma’nın yapay zeka aviyoniklerinde ve Cezeri Uçan Araba’nın otonom uçuş kodlarında işlem görmektedir. Anadolu topraklarının bu mühendislik mirası; bilimi pratikle, teknolojiyi ise ülkemizin yerlilik ve millilik vizyonuyla buluşturan kesintisiz bir mekatronik geleneğin kanıtıdır.