20 yıl geriye gidiyoruz... Yıldız tarihi: 19 Mayıs 2006… Günlerden Cuma…

O gün…
Kimseler önüne geçemedi; Başbakan Ecevit'in…
Danıştay Saldırısı'nda hayatını kaybeden…
Hukukçu Yücel Özbilgin yakın dostu olduğu için…
Cenazesine katılmaya karar vermişti…
“Yapma…” dediler; dinletemediler…
Ve…
Beklenen sonun başlangıcı…
İşte, o güne rastlıyordu…
Ne acıdır ki…
Dostunun cenaze töreninde beyin kanaması geçirdi…

Ecevit; bitkisel hayata girmişti…

Gülhane Askerî Tıp Akademisi yoğun bakımda tedavisi başladı…
O gün dahil…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin…
16'ncı Başbakanı Bülent Ecevit…

Tam 172 gün…
Gözlerini açamadı…

…Ve, o 172 gün boyunca…
60 yıllık hayat arkadaşı Rahşan Ecevit…
Bir gün olsun…
Büyük aşkının elini bırakmadı…
Dirençli kadındı Rahşan Hanım…
O dakikaları…
Adeta bir kez daha yaşıyormuş gibi…
Tarihe geçen şu sözlerle anlattı milletine:

“Hastanede geçen 173 gün boyunca her gün yavaş yavaş elimden kaydı; hep elini tutuyordum, o da benim elimi tutuyordu, sıkıyordu ama son günlere doğru elimi sıkamaz oldu, anladım ki yavaş yavaş gidiyor…”

Nitekim…
Rahşan Hanım'ın tahmin ettiği acı son…

5 Kasım 2006 Pazar günü…
Saat 20.40'ta yaşandı…

Türkiye Başbakanı Bülent Ecevit, sessizce bu dünyaya veda etti…
Ölüm nedeni…

“Dolaşım ve solunum yetmezliği…” olarak kayıtlara geçti…

*

Bugün, günlerden “5 Kasım 2026 Perşembe”…
Unutulmaz Başbakan Bülent Ecevit'in…
Aramızdan ayrılışının bugün 20'nci yılı geride kalıyor…
Yaşasaydı…
Dolu dolu 100 yaşını geride bırakacaktı…
Farkında mısınız?
Nasıl da peşi sıra kopup, düşüyor takvim yaprakları?
Saatin tik-takları ise...
Sanki kaçınılmaz bir sonun…
Issız hayat dilimleri arasındaki fon müziğinden farksız...

*

Bilir misiniz?

Türkiye'de hiçbir siyasi liderin…
Eşiyle bu kadar çok fotoğrafı yoktur!

Neden?
Çünkü, hiç birbirlerinden ayrılmamışlar…
Yorulunca…
Hatta, saatlerce…
Fena halde, uykusuz kalınca…
Biri, diğerinin omzunu yastık yapmış; yaslanıvermiş…
Bir yudum ferahlık için…
Birlikte gözlerini kapatmışlar…
Tavşan uykusuna dalarken…
Ve…
Birlikte uyanmışlar yeni heyecanlara…

*

Aşk, birbirine bakmak değildir…
Bilakis…
Aşk, birlikte aynı yöne bakabilmektir…
Onlar…

Tam 60 yıl aynı yastığa baş koydular…

Ömür boyu el ele dolaştılar…
Hem birbirlerine baktılar…
Hem birlikte aynı yöne baktılar…

*

Biri diğerinden 14 yıl daha fazla yaşadı…
Nasıl yaşadı?
Hep O'nu düşünerek yaşadı...

“Sağ olsaydı, böyle yapardı…” diyerek…
“Şimdi burada olsaydı, şöyle söylerdi…” diyerek…
“Yaşasaydı barışçıl çözüm bulurdu…” diyerek…

Demek ki…
Büyük aşkları…
Ölüm bile ayırmıyor / ayıramıyor!

*

Sadece “kalp pusulası”nın gösterdiği yolda yürüdüler…
Çok zorluklar yaşadılar…

“Aşk bir mücadeledir…” dediler…
“Aşk bir savaştır…” dediler…
“Aşk büyümektir…” dediler…

El ele, omuz omuza verdiler…
Sevgilerini el ele büyütüp, el ele derlediler…
Siyaseten çok zor günler geçirdiler…
Üstlerine silahlar çevrildi…
İzmir'de suikast girişimine uğradılar…
Taşlandılar…
Sopalandılar…
Ama, ilginçtir…
Hiç yılmadılar…

“Biz mutluyuz, merak etmeyin!” dediler…

Gözyaşlarını ise…
Sadece birbirlerine gösterdiler…

*

“Aşkın adı yok!” diyenler her zaman haklıdır…
Şu yaşanmış anılar…
Aynı yastığa baş koyan her çifte “nazarlık” olsun!

*

...Ve, hayatın içinden eşsiz bir örnek:
Bi'ara Rahşan Hanım hastalanıyor…
Tarih, 2003…
GATA'ya kaldırıyorlar…
Tedavisi 15 gün sürüyor…
Onca ısrarlara rağmen…
Bülent Bey, “ömürlük” eşinin refakatçisi oluyor…

“Siz ilgilenemezsiniz sayın Başbakan…” diyen doktorlar bile…

İkna edemiyor Ecevit'i…
Baldızının…
“Bari ben kalayım…” sözlerini bile dinlemiyor…
7x24 başından ayrılmıyor Rahşan Hanım'ın…
Üstelik...
Herkeslere...
“Aşk, bu işte…” dedirterek...

*

Ecevit'in vefatının ardından iki unutulmaz olay yaşanıyor…

Birincisi…

Bülent Bey'in toprağa verileceği gün için…
Rahşan Hanım, Pazar gününü istiyor…
AK Parti'nin, o gün büyük kongresi var…
Rahşan Hanım diretiyor…

Memurlar, işçiler gelsin istiyor törene…

Bu nedenle Pazar gününde ısrarcı…
Diyor ki:

“Gerçek tabanımız onlar…”

Rahşan Hanım, ısrarında haklıydı…
Nitekim, O'nun dediği oluyor…

Whatsapp Image 2026 11 05 At 07.14.47

İkincisi…

Kocatepe Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından…
Çok kalabalık bir konvoyla kabristana gidiliyor…
Rahşan Hanım…
Cenaze aracına sıkı sıkı tutunuyor, hiç bırakmıyor…
Onca yaşına karşın…
Sekiz kilometre bu şekilde yürüyor…
Cenazeye katılanlar bunu unutamıyor…

*

Herkes…
Rahşan Hanım'ı (*)dominant bir hanımefendi olarak bilir ama…
Aslında…

O büyük aşkın kahramanı…

Eşini kızdırmaktan çekinirdi…
Bülent Ecevit, “Tamam Rahşan, tamam!” dediğinde…
Hemen susardı…
Her şeye rağmen…
Şartlar ne olursa olsun…
Birbirlerinin ellerini hiç bırakmadılar…

*

Bitiriyoruz…

Bi'düşünün…
Kaç erkek hayat arkadaşı için şu satırları kaleme alır?

“Birlikte öğrendik seninle…
Avucumuzda yüreği çarpan kuşa sevgiyi…
El ele duyduk kumsalda…
Denizin milyon yılda yonttuğu taşa sevgiyi…”

Bugün…
Birbirlerine böyle seslenen sevgililer kaldı mı?
Varsa eğer…
Benim de şunu sorma hakkım var?

“Aşk, neden artık her şeyin ilacı olamıyor?”

(*)dominant: “baskın”...

Nokta…

Hamiş 1: Bülent Ecevit, 5 Kasım 2006 tarihinde vefat ettiğinde 81 yaşındaydı... Rahatsızlığı dolaşım ve solunum yetmezliğiydi... Ankara Devlet Mezarlığı’nda toprağa verildiğinde takvimler “11 Kasım 2006”yı işaret ediyordu...

Hamiş 2: Sanatçı Seden Gürel’in, unutulmaz şarkısı “Devler’in Aşkı” sanki Ecevit çifti için yazılmış gibi: “Devlerin aşkı büyük olur... Ya dağlar yerle bir olacak, ya kıyametler kopacak... Ya da dünya batacak... Senden öyle ayrılacağım... Şimdi çok iyi anlıyorum... Nefes almak değilmiş yaşamak... Böylesi severken ayrılmak... Ateşlerde kalmak gibi bir şey...”

Sonsöz: “Hayatta en zor olan şey, gerçek aşkı bulmak değildir… Daha da önemlisi onu her zorluğa karşı sürdürebilmektir… / Anonim…”