Son Mühür / Arif Enes Durak- Eğitim Sen 6 No’lu Şube, İzmir Atatürk Lisesi önünde basın açıklaması düzenleyerek Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2025 yılı proje okulu atamalarına sert tepki gösterdi. Basın açıklamasını okuyan Eğitim Sen İzmir 6 No’lu Şube Başkanı Deniz Filiz, atamaların liyakatten uzak ve siyasi saiklerle gerçekleştiğini söyledi.
8 Nisan 2025’te açıklanan proje okulu öğretmen ve yönetici atamalarının şeffaflıktan uzak gerçekleştiğini söyleyen Filiz, Atama süreçlerinin objektif hiçbir kritere dayanmadığını, kıdem, hizmet puanı ve mesleki yeterlilik gibi göstergelerin tamamen göz ardı edildiği belirterek, “Proje okullarına yapılan atamalarda süreç; somut, ölçülebilir ve nesnel hiçbir kritere dayanmamakta; tamamen siyasi ve idari takdirle şekillenmektedir. Bakanlık; herhangi bir kriter ilanı yapmadan, kıdem, hizmet puanı ya da mesleki yeterlilik gibi objektif göstergelere bakmadan, istediği öğretmeni ya da eğitim yöneticisini proje okullarına atayabilmektedir. Bu uygulama, yıllardır eğitimde adalet ve hakkaniyet duygusunu ciddi anlamda zedelemekte; emek, birikim ve mesleki yetkinlik yok sayılmaktadır” dedi.
“Hukuka ve kamu yararına açıkça aykırıdır”
Proje okullarında öğretmen ve yönetici atamalarında uzun süredir siyasi sadakatin belirleyici olduğu savunan Filiz, "Mülakat gibi denetime kapalı uygulamalar, yandaş sendikalara mensup olanlara sağlanan ayrıcalıklar ve hakkaniyetsizlik, öğretmen atamalarını ve eğitim yöneticiliği görevlendirmelerini proje okullarına yönelik açık bir siyasi kadrolaşma aracına dönüştürmüştür. 2025 yılı atamaları da bu tabloyu değiştirmemiştir. Yüzlerce nitelikli ve deneyimli öğretmen ve eğitim yöneticisi hak ettikleri halde “Bakanlık takdiri” diye ucube bir uygulama sonucunda proje okullarına atanmamıştır. Bu durum, sadece kişisel mağduriyetler yaratmakla kalmamış aynı zamanda eğitimin niteliğini de doğrudan etkileyeceği kesindir. Eğitim Sen olarak proje okulları uygulamasına ilk günden itibaren karşıyız.Yapılan son atamalar haklılığımızı bir daha ortaya koymuştur. Atama yetkisi Bakanlık takdirinde olduğu söylensede yerelde bazı okul müdürleri ve sendika temsilcilerinin bir araya gelerek proje okulları atamalarında siyasal ve sendikal yakınlığa göre isim belirlediği de duyumlarını aldığımızı buradan ifade edelim.Kısacası Proje okullarındaki öğretmen ve yönetici atama sistemi, liyakati tamamen ortadan kaldırmış; öğretmen ve yönetici atamalarını siyasal ve sendikal yakınlık zeminine indirgemiştir. Sendikamızın bu çarpık duruma yönelik hiçbir itirazı dikkate alınmamış; taleplerimiz ise yanıtsız bırakılmıştır. Atamalarda mesleki kıdem, hizmet süresi, akademik yeterlilik ve performans gibi nesnel kriterlerin olmaması, bu uygulamanın keyfiliğini gözler önüne sermektedir. Bu uygulamalar, kamu yönetimi ilkelerine, hukuka ve kamu yararına açıkça aykırıdır. Ayrıca proje okulunda 4 yılını dolduran çoğu öğretmen hem kendi okuluna atanmamış hem de başka okulları tercih ettiği halde ataması yapılmamıştır" dedi
“Milli Eğitim Bakanı’na tanınan ve keyfiyete neden olan yetkiler sınırlandırılmalıdır”
"Öğretmen atamalarının ve yönetici görevlendirme süreçlerinin şeffaf, denetlenebilir ve liyakat esaslı hale getirilmesi, kamusal eğitimin geleceği açısından hayati önemdedir" diyen Filiz, açıklamalarını şu sözlerle noktaladı:
“Eğitim kurumlarını, siyasal iktidarın arka bahçesine dönüştürmeyi hedefleyen atama politikalarından derhal vazgeçilmelidir. Eğitimde eşitlik, adalet ve bilimsellik esas alınmalıdır. Bunun için atılması gereken adımlar bellidir. Öncelikli olarak proje okullarının statüsü keyfiyetten kurtarılmalıdır. Hangi okulların proje okulu olacağı, illerde kurulacak bağımsız ve liyakat temelli komisyonlarca belirlenmelidir. Öğretmen atamaları, yönetici atama ve görev uzatma kriterleri liyakata dayalı olmalıdır. Görevlendirmeler, somut ölçütlere bağlanmalı; mesleki deneyim, hizmet puanı gibi kriterler esas alınmalıdır. Proje okullarına yapılacak atamalarda tüm yetkinin Bakan’a bırakılmasının, eğitim sisteminde eşitsizliği ve adaletsizliği derinleştirdiği açıktır. Milli Eğitim Bakanı’na tanınan ve keyfiyete neden olan bu yetkiler sınırlandırılmalıdır. Eğitim kurumlarının, iktidarın siyaseten müdahale ettiği birer arka bahçe haline getirilmesine seyirci kalmamız mümkün değildir. Eğitim Sen olarak bu adaletsizliğe karşı hukuki süreci sonuna kadar sürdüreceğimiz bilinmelidir. Tüm eğitim emekçilerini bu haksız ve hukuksuz uygulamaya karşı birlikte mücadeleye davet ediyoruz" şeklinde konuştu.