2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yakılarak katledilen aydınları, sanatçıları ve canları anarak yaptığı yazılı açıklamasında CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, "Sivas’ta ise insanlık dışı bir cehalet, ateşi karanlığı koyulaştırmak ve ışığı boğmak için kullandı. Aydınları yakarak toplumu karanlığa gömebileceklerini düşünen zihniyet, arkasında hiç sönmeyecek bir utanç meşalesi bıraktı." dedi.

"Sivas'ta ateş karanlığı koyulaştırmak için kullanıldı"

CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Göztepe, Chelsea altyapılı yeni transferini duyurdu!
Göztepe, Chelsea altyapılı yeni transferini duyurdu!
İçeriği Görüntüle

“İnsanlık tarihi boyunca ateş, medeniyeti ve aydınlanmayı simgelemiştir; karanlığı dağıtmak için yakılır. Sivas’ta ise insanlık dışı bir cehalet, ateşi karanlığı koyulaştırmak ve ışığı boğmak için kullandı. Aydınları yakarak toplumu karanlığa gömebileceklerini düşünen zihniyet, arkasında hiç sönmeyecek bir utanç meşalesi bıraktı.

2 Temmuz 1993’te Madımak’ta yakılan yalnızca bir otel değildi. Yakılmak istenen; laik Cumhuriyet’in aydınlık birikimi, farklılıklarla bir arada yaşama iradesi, Alevilerin eşit yurttaşlık talebi, sanatın özgür sesi, düşüncenin onuru ve insanlığın ortak vicdanıydı.

Orada kaybedilenler, bu toprakların en zarif sesleriydi. Hasret Gültekin’in bağlamasının telleri, Nesimi Çimen’in curası, Asaf Koçak’ın karikatür çizgileri, Metin Altıok ve Behçet Aysan’ın dizeleri Madımak’ın dumanında kaybolmadı. O sesler, o çizgiler, o dizeler bugün hala adalet isteyen milyonların yüreğinde yaşamaya devam ediyor.”

"İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olamaz"

Yaşanan bu katliamı insanlığa karşı bir suç olarak değerlendiren Kılıç bu tarz suçlarda zaman aşımı olamaz diyerek şöyle devam etti:

“Sivas Katliamı, herhangi bir adi suç gibi değerlendirilemez. Bu katliam, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. İnsanlığa karşı suçlarda zaman aşımı olmaz, olamaz. Çünkü bu suçların mağduru yalnızca katledilen canlarımız ve aileleri değildir; bütün toplumdur, bütün insanlıktır. Bu nedenle Sivas katliamı davasında verilen zaman aşımı kararı ve sonrasında yaşanan gelişmeler, hukuki olmaktan çok vicdani ve tarihsel bir kırılma yaratmıştır. Adaletin geciktirilmesi yetmezmiş gibi, bazı faillerin ceza almadan ya da cezalarını tamamlamadan süreçten çıkması, toplumda derin bir adaletsizlik duygusu oluşturmuştur. Sivas’ta yanan ateşin dumanı hala tüterken, dosyaların kapanması ve faillerin hesap vermeden süreçten uzaklaşması, topluma şu acı duyguyu yaşatmıştır: Bu ülkede bazı suçlar yalnızca işlenmemiş, aynı zamanda yeterince sorgulanmamış ve zaman içinde etkisizleştirilmiştir. Ancak biz unutmadık, unutturmayacağız.”

"Madımak Oteli 'Utanç Müzesi' olmalıdır"

CHP’li Av. Sevda Erdan Kılıç, Madımak Oteli’nin “Utanç Müzesi”ne dönüştürülmesi gerektiğini vurgulayarak açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Madımak, sıradan bir bina değildir. Madımak, bu ülkenin yüzleşme eşiğidir. O bina, hafızadan silinmek istenen bir acının mekanı değil; gelecek kuşaklara ‘bir daha asla’ dedirtecek bir yüzleşme alanı olmalıdır. Madımak Oteli’nin gerçek anlamda bir Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi, yalnızca Alevi yurttaşlarımızın, yalnızca katledilen aydınlarımızın ailelerinin değil; demokrasiye, laikliğe, insan haklarına ve adalete inanan herkesin ortak talebidir.

Sivas Katliamı’nı unutmamak, sadece ölenleri anmak değildir; o otelin pencerelerinden gökyüzüne savrulan küllerin, bu ülkenin vicdanına serpildiğini bilmektir. Ne zaman bir bağlama çalınsa, ne zaman adaletten ve sevgiden bahsedilse, o küller yeniden bir araya gelir ve nefes alır. Çünkü dumanı tüten bir hafıza, asla teslim alınamaz. Bizim mücadelemiz, yalnızca geçmişin hesabını sormak için değil; çocuklarımızın bir daha böyle karanlıklarla karşılaşmaması içindir. 2 Temmuz’u unutmak, adaletten vazgeçmektir. Sivas’ı unutmak, insanlığın ortak vicdanını eksiltmektir. Madımak’ta yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla, sevgiyle ve özlemle anıyorum. Onların ışığı, karanlığın bütün hesaplarından büyüktür. Sivas’ın hesabı kapanmadı; kapanmayacak. Bu dava insanlığın vicdanında sürüyor ve biz o vicdanın sesi olmaya devam edeceğiz.”

Muhabir: MERVE TURAN