Son Mühür/ Yağmur Daşdan- Emine Kulak- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi tarafından ilk kez İzmir’de düzenlenen “Ege Yerel Medya Buluşması”, yerel basının karşı karşıya olduğu sorunları ve çözüm yollarını gündeme taşıdı.
“Yerelde Gazetecilik” başlığıyla gerçekleştirilen panelde, yerel medyanın ekonomik, siyasal ve yapısal baskılar altında yaşadığı zorluklar kapsamlı biçimde ele alındı.
Panelin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, İzmir'de bazı Medya kuruluşlarının finanse edildiğine yönelik söylemlere cevap verdi. Bulut, " Yok öyle bir şey" dedi.
“İZMİR’DE BİRLEŞİK BİR BASIN YOK”
Kentte tek sesli ya da birleşik bir basın yapısının varlığından söz edilemeyeceğini ifade eden Bulut, “Öyle bir dönemdeyiz ki insan kendisinin yaptığını sanki başka biri yapıyormuş gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. İzmir’de birleşik bir basın yok. Herkes birbirini eleştirebiliyor. Somut gösterge olarak böyle bir gösterge yok” diye konuştu.

“İKTİDAR DEVLET POZİSYONU İLE BASINI ENGELLİYOR”
İktidarın hem siyasi hem de devlet gücüyle basın üzerinde baskı kurduğunu söyleyen Bulut, “İnsanlar gazetecilik yapsın. Bu imkanlar şuanda iktidar tarafından engelleniyor. İktidar hem de devlet pozisyonu ile bunu engelliyor. RTÜK ile engelleniyor. Basın ilan kurumu ile basınlar birleştiriliyor. İşsiz gazetecilere sebep olunuyor. İletişim başkanlığı gazetecilere kendini haber yapmasın değil, sahadan gelen haberi yapmasını istiyor. Metinler yollanıyor. Bütün gazeteler aynı haber başlığı atıyor. Bu mesleğe yapılacak en büyük düşmanlık, ihanet. Biz buna engel olmaya çalışıyoruz. 10 Ocak çalışan gazeteciler günü. Ama biz bugün kutlama yaparken çalışan ve çalışamayan gazeteciler diye ifade ettik. O çalışamayan gazetecileri ve basını kim bu hale getirdi onu sorgulamak lazım. Bizim yaptığımız sadece o arkadaşların gerçek gazetecilik yapmaları için elimizden gelen olanakları sağlamaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
TURNUSOL KAĞIDI VURGUSU
Basılı gazetelerin dağıtımından devlet kurumları ve kamu kuruluşlarının reklam tercihlerine kadar pek çok başlığın incelenmesi gerektiğini vurgulayan Bulut, “Türkiye’de basılı gazeteler kime gidiyor, devlet kurumları kime reklam veriyor, kamu kuruluşlarının kime reklam veriyor ona bakın. Bir de muhalif diye tabir ettikleri habercilik yapmak isteyenlere verilen yardımlara bakın. Sadece buna bile bakmanız bile Türkiye’de gazeteciliğin, basının ne hale geldiğinin göstergesidir. Turnusol kağıdı orası” dedi.





