Son Mühür- Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gerçekleştirdiği hitabında Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik çıkmazı ve yargı sistemindeki iddiaları sert bir dille eleştirdi. Siyasi arenada birlik mesajları veren Özel, Muharrem İnce ve Emine Ülker Tarhan’ın katılımıyla "baba ocağı" olarak nitelendirdiği CHP’nin iktidar yürüyüşünün ivme kazandığını vurguladı. Toplumun her kesimini kucaklayan bir anlayışla yola devam edeceklerini belirten Özel, halkın gerçek gündeminin yoksulluk ve adaletsizlik olduğunu ifade etti.
"Eski bayramların tadı ekonomik krizle yok oldu"
Ramazan Bayramı süresince Ege bölgesinde gerçekleştirdiği temaslardan izlenimlerini paylaşan Özgür Özel, sokaktaki vatandaşın birincil sorununun geçim derdi olduğunu dile getirdi. Geçmişte bir emekli ikramiyesiyle ev ya da araba alınabildiği günlerin geride kaldığını hatırlatan CHP lideri, günümüzde çalışanların ve emeklilerin en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiğini savundu. Genç nesillerin gelecek kaygısı altında ezildiğini belirten Özel, mevcut yönetimin dış politikada ilkesiz, ekonomik tercihlerde ise basiretsiz bir tutum sergilediğini iddia ederek, bu tablonun toplumsal refahı geri dönülemez şekilde zedelediğini söyledi.

Bütçedeki uçurum: Tarıma sembolik destek, faize dev kaynak
Türkiye ekonomisindeki kaynak dağılımına yönelik çarpıcı veriler paylaşan Özel, şubat ayı bütçe rakamları üzerinden hükümetin önceliklerini sorguladı. Yılın ilk iki ayında tarımsal desteklemelere yalnızca 2 milyar lira ayrılırken, aynı dönemde faiz ödemelerine 640 milyar lira harcandığını belirten Özel, bu orantısızlığın üretim ekonomisini felç ettiğini savundu. Vatandaşın ödediği her 100 liralık verginin 28 lirasının doğrudan borç faizine gittiğini ifade eden CHP lideri, Türkiye’nin gıda enflasyonunda savaş bölgelerini dahi geride bırakarak dünya üçüncülüğüne yerleşmesinin bir yönetim zafiyeti olduğunu vurguladı.
Gıda krizi kapıda: Çiftçi için acil eylem planı çağrısı
Tarım sektöründe yaşanan tıkanıklığın ulusal bir güvenlik sorununa dönüşmek üzere olduğunu belirten Özgür Özel, çiftçinin ekim yapabilmesi için devletin elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda yaşanan küresel gerilimlerin akaryakıt ve gübre fiyatlarına yansımasının üreticiyi bitirme noktasına getirdiğini ifade etti. Bu bağlamda, Ziraat Bankası ve diğer finans kuruluşlarından kullanılan tarım kredilerinin faizlerinin bir defaya mahsus silinmesi ve ana paranın yapılandırılması gerektiğini savunan Özel, aksi takdirde Türkiye’nin çok daha derin bir gıda kriziyle yüzleşmek zorunda kalacağı uyarısında bulundu.
Akaryakıtta çözüm reçetesi: Eşel mobil ve KDV indirimi
Enerji fiyatlarındaki artışın zincirleme olarak tüm tüketim maddelerine zam olarak yansıdığını hatırlatan Özgür Özel, hükümete somut bir öneri paketi sundu. "Eşel Mobil" sisteminin tam kapasiteyle uygulanmamasının bedelini vatandaşın ödediğini belirten Özel, Cumhurbaşkanı'nın yetkisini kullanarak akaryakıttaki KDV oranını yüzde 1’e indirmesi gerektiğini söyledi. Bu hamlenin pompa fiyatlarını doğrudan yüzde 20 oranında ucuzlatacağını savunan Özel, vergi gelirinden geçici olarak vazgeçilmesinin enflasyonist baskıyı kıracağını ve halkın nefes almasını sağlayacağını dile getirdi. Ayrıca geçmişteki düşük faiz inadının bugün yüzde 50’lik faiz oranlarını zorunlu kıldığını söyleyerek ekonomi yönetimini "bilimsellikten uzaklaşmakla" eleştirdi.

Akın Gürlek'e mal varlığı yanıtı
Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden birini yargıdaki güven bunalımına ve bürokrasideki mal varlığı iddialarına ayıran Özel, yargıya güvenin yüzde 18 seviyelerine gerilemesinin hukukun üstünlüğüne vurulmuş bir darbe olduğunu belirtti. Adalet Bakanlığı bünyesinde yapılan kritik bir atamaya değinen Özel, söz konusu ismin mal varlığına dair elindeki belgeleri kamuoyuna sundu. Bir devlet memurunun maaşıyla elde etmesi mümkün olmayan 16 adet taşınmazın tapu kayıt numaralarını açıklayan Özel, ilgili bakanlıklara bu verilerin doğruluğunu teyit etme çağrısında bulundu. Liyakatten sapan kadrolaşmaların ve haksız kazanç iddialarının üzerine kararlılıkla gideceklerini belirten Özel, CHP iktidarında adaletin yeniden tesis edileceğinin sözünü vererek konuşmasını noktaladı.
301 öğrenciyi neden tutukladınız?
Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, konuşmasının devamında yargıdaki kadrolaşma iddialarını daha somut bir düzleme taşıyarak, "Ak Toroslar Çetesi" şeklinde nitelendirdiği bir yapının Adalet Bakanlığı’nın merkezine yerleştiğini öne sürdü. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve demokratik haklarını kullanan üniversite öğrencileri hakkında tutuklama kararı veren Hakim Songül Özdemir Aydoğdu’nun eşi Abdullah Aydoğdu’nun, bakanlıkta Personel Daire Başkanlığı görevine getirilmesini sert sözlerle eleştirdi. Özel, bu atamanın liyakatten ziyade siyasi bir ödüllendirme mekanizmasıyla gerçekleştiğini savundu.
Yargı kararları üzerinden yaşanan mağduriyetlere dikkat çeken Özel, herhangi bir şiddet olayına karışmamış 18-19 yaşlarındaki 301 üniversite öğrencisinin "ibret teşkil etmesi" amacıyla hürriyetlerinden yoksun bırakıldığını ifade etti. Gençlerin 90 gün boyunca, bayram tatili dahil olmak üzere iddianame dahi hazırlanmadan Silivri Cezaevi'nde tutulduğunu belirten CHP Genel Başkanı; bu sürecin öğrencilerin eğitim hayatını felç ettiğini, finallerine giremeyen gençlerin bir yıl kaybettiklerini vurguladı. Mahkemelerin nihayetinde beraat kararı vermesine ve söz konusu eylem yasaklarının Anayasa’ya aykırı bulunmasına rağmen, ilgili hakimin benzer tutuklama kararlarına devam etmesini "hukuk tanımazlık" olarak nitelendiren Özel, bu tablonun Türkiye'deki adalet sisteminin içine düştüğü derin krizi özetlediğini söyledi.
"Adalet Bakanlığı'nda gayriresmi bir 'Kumpas Odası' kuruldu"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, grup toplantısındaki hitabının en sarsıcı bölümlerinden birini, bürokrasi ve yargı koridorlarında yürütüldüğünü iddia ettiği "itibar suikastlarına" ayırdı. İletişim Başkanlığı bünyesinde görev yaparken adı çeşitli şaibeli soruşturmalarla anılan bir ismin, görevden alındıktan sonra Adalet Bakanlığı bünyesinde yetkisiz ve kayıt dışı bir ofise yerleştirildiğini öne süren Özel, bu yapının bir "haysiyet cellatlığı merkezi" gibi çalıştığını savundu. Devletin mahremiyeti altında olması gereken kişisel verilerin ve el konulan telefon kayıtlarının, bu merkez aracılığıyla manipüle edilerek iktidara yakın medya organlarına servis edildiğini iddia eden Özel, siyasetçilerin direncini kırmak ve aile bütünlüklerini hedef almak amacıyla yürütülen bu dezenformasyon ağının hesabını hukuk önünde soracaklarını sert bir dille ifade etti.
"Kırmızı çarpı atanların geçmişi karanlık"
İktidarın FETÖ ile mücadele söylemindeki tutarsızlıklara dikkat çeken Özel, muhalefet temsilcilerinin fotoğraflarına "kırmızı çarpı" koyarak hedef gösteren figürlerin ailevi bağlarına ve geçmişlerine yönelik ağır eleştirilerde bulundu. "Sıradan bir vatandaşı banka hesabı ya da gazete aboneliği nedeniyle memuriyetten ihraç eden anlayışın, en yakın halkasında FETÖ bağlantılı isimleri barındırması kabul edilemez" diyen Özel, bu kişilerin devlet imkanlarıyla haysiyet cellatlığı yapmasına göz yumanların da suç ortağı olduğunu belirtti. Yapılan her dezenformasyonun, sızdırılan her yalan haberin çetelesini tuttuklarını vurgulayan Özel, "Bu sistematik kötülüğün hesabını sormazsak namus borcumuzu ödememiş oluruz" diyerek kararlılık mesajı verdi.
Kişisel saldırılara ve gayrimenkul iftiralarına yanıt
Kendisine ve ailesine yönelik medya üzerinden yürütülen karalama kampanyalarına da değinen Özgür Özel, tapu kayıtları üzerinden oluşturulmaya çalışılan algı operasyonlarını tek tek çürüttü. Manisa’daki kentsel dönüşüm süreciyle ilgili ortaya atılan iddiaların tamamen asılsız olduğunu belgeleriyle açıklayan Özel, ana muhalefet liderinin kızının ikamet ettiği evin adresinin ve fotoğrafının paylaşılmasını "haysiyetsizce bir hedef gösterme" olarak nitelendirdi. "Beş yıldır mütevazı bir öğrenci evinde yaşayan, alnı ak bir siyasetçiyim" diyen Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek; İletişim Başkanlığı ve Adalet Bakanlığı gölgesinde faaliyet gösteren bu yapıların ve "Akitleşmiş" medya anlayışının siyasetin üzerinden çekilmesi gerektiğini vurguladı.

"İmamoğlu’na iftira atması için tutuklulara şantaj yapılıyor"
Konuşmasının devamında cezaevindeki tutukluların ve ailelerinin yaşadığı dramlara değinen Özel, yargı eliyle yürütülen siyasi bir operasyonun perdesini araladı. Özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef alan bir kumpasın kurulduğunu iddia eden Özel, cezaevindeki bazı isimlere ve onların evlatlarına "İmamoğlu aleyhine yalan beyanda bulunmaları" karşılığında özgürlük vaat edildiğini öne sürdü. Tayfun Kahraman’dan Fatih Keleş’e, Ramazan Gülten’den Mehmet Murat Çalık’a kadar pek çok ismin ve ailesinin maruz kaldığı hukuksuzlukları anlatan Özel, "Ölürüm de iftira atmam diyen onurlu insanların üzerine evlatlarıyla, eşleriyle gidiyorlar" dedi. Türkiye’nin huzur ve barışa kavuşmasının tek yolunun liyakatli bir adalet yönetimi ve tutuksuz yargılama olduğunu belirterek, adalet sistemindeki bu "vicdan dışı" uygulamaların bir an önce son bulması çağrısında bulundu.
"Yargıdaki vicdansızlığa geçit vermeyeceğiz"
Konuşmasına siyasi davalar ve medya üzerindeki baskılara değinerek başlayan Özgür Özel, adaletin siyasi operasyonlara alet edilmesine asla boyun eğmeyeceklerini ilan etti. Hakim ve savcılara seslenen Özel, cüppeden ve makamdan alınan gücün masumlar üzerinde orantısız kullanılmasının tarihi bir vebal olduğunu hatırlattı. CHP’nin ve muhalefetin bu baskılar karşısında bir adım bile geri atmayacağını belirten Özel, "Hukuku çiğneyenler, torunlarına bu süreci izah edemeyecekler. Biz tarihin doğru tarafında durarak bu vicdansızlığa meydan okumaya kenetlenerek devam edeceğiz," dedi.
"Erdoğan, Trump’ın Gazze planına hizmet ediyor"
Dış politikada hükümetin izlediği yolu "edilgen bir tarafsızlık" olarak eleştiren Özel, Orta Doğu’daki yeni dünya düzeni arayışlarına dair çarpıcı iddialarda bulundu. ABD ve İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayarak bölgeyi şekillendirmek istediğini ifade eden Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu planın bir parçası olduğunu savundu. Trump’ın Gazze’yi Filistinlilerden arındırıp lüks oteller ve kumarhaneler kurma hayaline işaret eden Özel, "Dünya liderlerinin reddettiği o masaya bizimkiler tenezzül edip oturdu. Kendi planı olmayan bir iktidar, başkasının senaryosunda figüranlık yapmaktadır," ifadelerini kullandı.
Dış politikada "Dirençli tarafsızlık" vurgusu
Hükümetin dış politikasını Kenan Evren dönemiyle kıyaslayan Özel, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir seçilmiş yönetimin Amerika’ya bu denli tabi olmadığını ileri sürdü. Bölgede Müslüman kanı dökülürken sessiz kalınmasını ve Trump’ın hamlelerinden korkulmasını "meşruiyet dilenmek" olarak tanımlayan Özel, Türkiye’nin "edilgen" değil, savunmada ve diplomaside "dirençli ve etken" bir tarafsızlık pozisyonuna geçmesi gerektiğini söyledi. Cibuti’ye giden yardımların engellenmesi gibi insani dramlara bile ses çıkaramayan bir yönetim anlayışının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Savunma sanayii ve "Hangardaki S-400" eleştirisi
Türkiye’nin hava savunma sistemindeki açıkları teknik verilerle eleştiren Özel, hangarda bekletilen S-400 füzeleri üzerinden iktidarı hedef aldı. S-400 alımı nedeniyle Türkiye’nin F-35 projesinden çıkarıldığını ve ağır yaptırımlara maruz kaldığını hatırlatan Özel, "Bedeli ödenen sistemler bugün ülkeyi korumak için bile kurulamıyor. Ülkemize balistik füzeler atılırken 'hava savunman yok' mesajı veriliyor," dedi. Çelik Kubbe ve TF-2000 gibi projelerin 20 yıl geciktirildiğini savunan Özel, savunmanın sadece İHA ve SİHA’lara indirgenmesinin Türkiye’yi hava saldırılarına karşı çaresiz bıraktığını iddia etti.
"Kimseye teslim olmadan yöneteceğiz"
Özgür Özel, konuşmasının sonunda CHP’nin Türkiye’yi yönetme becerisine ve diplomatik birikimine olan güvenini tazeledi. Batı ittifakının bir parçası kalarak Rusya ile komşuluk ilişkilerini yürütebilecek, Orta Doğu ve Balkanlar ile gönül bağı kuracak bir kadroya sahip olduklarını belirtti. "Pahalı LNG’ye mahkum olmadan, nadir toprak elementlerini peşkeş çekmeden, tam bağımsız ve dik bir duruşla bu ülkeyi barıştırmaya talibiz," diyen Özel, iktidarın meşruiyetini Anadolu’da değil, Washington’da aramasını eleştirdi.
"1,5 ay içinde sandığı koyun"
Ülkenin mevcut yönetim anlayışıyla daha fazla yol alamayacağını savunan Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a doğrudan bir çağrıda bulunarak toplantıyı sonlandırdı. Türkiye’nin daha büyük felaketlere sürüklenmemesi için derhal seçime gidilmesi gerektiğini belirten Özel, "Yürümüyor, gitmiyor. Kendi siyasi ikbaliniz için Türkiye’yi yakmayın. 1,5-2 ay içinde millete sandığı getirin. Millet yetkiyi kime veriyorsa biz ona razıyız ama bu zulümle iktidarda kalma devri bitmiştir," diyerek erken seçim talebini yineledi.





