Son Mühür/Hüseyin Demir İsviçre’de yaşayan Türk asıllı Dünya şampiyonu buz yüzücüsü Deniz Kayadelen, Oceans Seven serisinin dördüncü etabında Cebelitarık Boğazı’nı geçerek Avrupa’dan Afrika’ya yüzdü. “Dünya barışı” mesajıyla kulaç atan okyanusların kraliçesi önemli bir farkındalığa imza attı. Başarılı sporcu Kayadelen, Son Mühür’e özel açıklamalarda bulunurken; savaşların, finansal ve politik mücadelelerin olmadığı daha “eşit”, “adil” ve “yaşanabilir” bir dünya tahayyülü ile önemli mesajlar aktardı. Başarılarıyla kadınlara ilham olan, çiçeği burnunda anne Deniz Kayadelen, sınırları zorlamaya devam ederken toplumsal farkındalık ve toplumsal bilinç için çalışmalarına devam edeceğini söyledi.

“Dünya barışı için Avrupa’dan Afrika’ya yüzdü”
Cebelitarık boğazını dünya barışı için yüzerek küresel bir mesaj ileten, Dünya şampiyonu buz yüzücüsü Deniz Kayadelen, “Cebelitarık geçişi Oceans Seven yolculuğumdaki dördüncü değil aslında üçüncü büyük etap geçişim oldu. Manhattan yüzüşünü bu kategoriye dâhil etmiyoruz. Daha önce Manş Denizi ve Catalina’yı geçmiş bir sporcu olarak Cebelitarık benim için çok sembolik bir anlam taşıyordu çünkü bu kez yalnızca sportif bir hedef için değil, dünya barışı mesajı için yüzdüm. Bugün dünyada sadece ülkeler arasında değil; şirketlerde, ailelerde, ilişkilerde hatta kendi içimizde bile savaş veriyoruz. Güç savaşları, ego savaşları, finansal ve politik mücadeleler… Oysa Cebelitarık’ta balinalarla yüzdüğüm anda çok güçlü bir farkındalık yaşadım. Balinalar için orası Afrika mı Avrupa mı hiç önemli değildi. Sınır yoktu. Özgürce, birlik içinde yüzüyorlardı. O an şunu düşündüm: Neden insanlar olarak biz bunu başaramıyoruz” diye konuştu.

“Huzurlu insanlar çevresine de huzur verir”
Dünyaya barış mesajlarında bulunan Kayadelen, “Benim dünya barışı mesajım aslında önce insanın kendi içinde huzuru yakalamasıyla başlıyor. İçimizde savaş varsa dış dünyaya da onu yansıtıyoruz. Ama huzurlu insanlar çevresine de huzur verir. Değişim içeride başlıyor. Cebelitarık Boğazı geçişinde hem fiziksel olarak 16°C su, güçlü akıntılar ve yoğun deniz trafiğiyle hem de zihinsel olarak 4 saat 41 dakika boyunca nasıl bir iç konuşma ve strateji yönetimi uyguladınız? Bu tür ekstrem koşullarda ‘devam etme’ kararını ne belirliyor? Bu geçişte en büyük zorluklardan biri takım halinde yüzmemizdi. Senkronize yüzmek zorundaydık; aksi halde diskalifiye olma ve yüzüşü tamamlayamama riski vardı. Bir takım arkadaşımızın temposu düştüğü için uzun süre onu beklemek zorunda kaldık ve bu beni hem fiziksel hem zihinsel olarak zorladı çünkü yavaşladığınızda soğuk suyu çok daha fazla hissediyorsunuz” şeklinde konuştu.

“Sakin kal ve çözüm bul”
Cebelitarık boğazını yüzerken yaşadığı çeşitli zorlukları ve engelleri anlatan Kayadelen, “O anlarda sürekli kendime şunu söyledim: ‘Sakin kal, çözüm bul’ antrenörümle iletişimde kaldım, durumu analiz ettim ve problem çözmeye odaklandım. İkinci saatte kalçam kitlendi, ağrılar başladı. Soğuk suda bunlar olabiliyor. Ağrı kesici istedim ve tekrar çözüm odaklı kalmaya çalıştım. Üçüncü saat ise en zor duvardı. Karbonhidrat depoları tükenmeye başlıyor, vücut yağ yakımına geçiyor ve bu geçiş hem fiziksel hem zihinsel olarak çok zorlayıcı oluyor. O an yorgunluk iyice hissediliyor. Hamilelik, doğum sonrası süreç ve daha az antrenman yapabilmiş olmam da ekstra zorluktu” dedi.

“Kendi tutkularımdan vazgeçmedim”
Kendi tutkularından ve hayallerinden vazgeçmeyen başarılı sporcu Kayadelen, “Tam o anda antrenörüm ‘İyi gidiyorsun, devam’ dedi. Ben de kendime ‘Az kaldı’ diyerek hedefe odaklandım. Ve tam bu anda pilot balinalar ortaya çıktı. O kadar büyülü bir andı ki… Doğayla tamamen bir olduğumu hissettim. Sanki okyanus bana destek veriyordu. Gerçekçi cevabı mı? Evet, çok zor. Çok mücadele, disiplin, destek sistemi, güçlü bir sinir sistemi ve büyük bir inanç gerekiyor. Ama buna rağmen sonuna kadar değer. Annelik hayatımda yaşadığım en mucizevi deneyim. Aynı zamanda en büyük sorumluluklardan biri. Hamile kalmadan hemen önce kurumsal yöneticilik kariyerimi bırakıp kendi şirketimi kurdum. Ardından anne oldum ama hem anneliği yaşayarak hem de kendi tutkularımdan vazgeçmeden devam etmeye karar verdim” diye konuştu.

“Başkalarının korkularına teslim olmayın”
Başarılı yöneticilik kariyeriyle dikkat çeken Buzun kraliçesi Deniz Kayadelen, “Spor benim ruh sağlığım, enerjim, tutkum… Onu bıraksaydım mutsuz olurdum. Bu yüzden hepsini bir arada yürütmeye çalışıyorum. Destek sistemimiz var; dadımız yardım ediyor ama bebeğim çoğunlukla benimle. Avrupa Şampiyonası’na, iş seyahatlerine birlikte gidiyoruz. Her birkaç saatte bir emziriyorum. ‘Yapamazsın’ Hayatım boyunca en çok duyduğum cümlelerden biri buydu. ‘Ne gerek var?’ ‘Kurumsal yöneticilik pozisyonunu bırakıp neden risk alıyorsun?’ ‘Kendi işini kurmak çok tehlikeli’ ‘Buzlu sularda yüzülmez, hasta olursun’ “Taze annesin, artık seyahat edemezsin’ ‘Spor yapamazsın’, ‘Avrupa Şampiyonası’na gitmenin ne anlamı var, zaten uykusuzsun’ Ama ben şunu fark ettim: İnsanlar çoğu zaman sizin limitlerinizi değil, kendi korkularını konuşuyor. Sizden daha büyük hayal kurmamış insanların korkuları, sizin kaderiniz olmak zorunda değil. Eğer ben o sesleri dinleseydim bugün ne Manş Denizi’ni geçebilirdim, ne dünya şampiyonu olabilirdim, ne de bebeğimle birlikte Kuzey Kutbu hayali kurabilirdim. Hayat bana şunu öğretti: Cesaret korkusuz olmak değildir. Korkuya rağmen yola devam etmektir. Bu yüzden herkese mesajım şu: Başkalarının korkularına, limitlerine ve ‘yapamazsın’ söylemlerine teslim olmayın. Kendi sesinizi dinleyin. Ve korksanız bile… Yola devam edin” diye sözlerini sonlandırdı.




