Son Mühür/ Emine Kulak- İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Nisan ayı olağan meclis toplantısının üçüncü birleşiminde 2025 yılı denetim raporları görüşüldü. Toplantıda CHP ve AK Partili meclis üyeleri arasında Karşıyaka ve Çiğli gündemli konular üzerinden zaman zaman tartışmalar yaşandı.
Çiğli’de hayatını kaybeden işçinin gündeme gelmesiyle başlayan ilk gerginlik kısa süreliğine yatıştı. Daha sonra eleştirilere yanıt vermek üzere İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay kürsüye çıktı.
Bu sırada AK Partili meclis üyeleri salonu terk ederken, salonda yalnızca AK Parti Grup Başkanvekili Hakan Yıldız ve Sözcü Uğur İnan Atmaca kaldı.
“İzmir’in milletvekili olan ve maalesef kötü huyları olan kişi…”
Mecliste yaşanan gerginlikler ve yakın zamanda vefat eden işçi konusu hakkında konuşan Tugay, ““Bazı meclis üyeleri gerçekten haddini aşıyor. Biz bunlara alışığız. Taktik olarak bazı AK Partili Meclis üyeleri özellikle insanların kabul edemeyeceği hakaretler, kötü sözler kullanarak gerçekten tahammül edilemez noktaya getiriyor. Bunu bilinçli yapan birkaç kişi var. 2025 yılında İzBB’nin yaptığı çalışmaları anlatıyoruz. Sahillerin var olduğunu ama kullanılmadığını üzerine önce Çiğli sahilinin kimin sorumluluğunda olduğunu bileceksiniz. Çiğli ister miydi arıtma tesisi orda olsun, istemezdi. Bu alanları kim tahsis etti, kim izin verdi. Planlama bakanlık tarafından yapılıyor. Sanki cemil tugay karar vermiş gibi. Geçti ki İzmir’in belediye başkanların hepsi CHP’li değil. Sahilimi kullanmak istiyorum, kullanamıyorum ucuzluğuna kaçmayın. 23 yıldır bu ülkeyi yöneten hükümetin tüm bakanlığı, kurumların hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi… Ben bazı insanları gerçekten mutlu etmek istemiyorum. Yapmak istedikleri hakaret. Alenen yalan söylemekten utanmayan insanlar var. Yalanı seçemezsiniz. Çiğli’de işçimizi kaybettiğimiz olayda aile hassas durumda onları üzmemek lazım dedim. Bir yalan söyleniyor dedim. O vinci aile çağırdı ve orada İZSU’dan kimse yoktu dedim. Bunları söyledikten sonra İzmir’in milletvekili olan ve maalesef kötü huyları olan kişi yanına kameramanları alıp, oradaki insanlara benim konuşmamdan sadece bir cümle söylüyor. Sonra da ortaya bir fatura çıkıyor. MHP ilçe başkan yardımcısı adına. O kişinin o olayla bağlantısı ne? Arkasından sizin milletvekilleriniz bunu kullandığında anlıyoruz o faturayı. Sizin vekiliniz dramatik müzik eşliğinde anlıyoruz ki insanları istismar etmeye çalışıyor. İZSU idare müdürü babası ile olay yerine gitti. Hassas konular var. Kemalpaşa’da arıtma tesisi var. Kirli suyla birlikte gelen ve filtrelenen çöpler Bergama’ya götürülüyor. Büyük tırlara aktarılan yer ise Çiğli’de bir alan. Tırların transfer noktasının çok ötesinde, gidilmemesi gereken yerde çamura düşüyor. Alınmamış gereken bir önlem yok. Böyle bir talimat da verilmediği söyleniyor. Bunlar araştırılmalı. Olay zaten savcılıkta. Bize bu yalanları söylerken insanlığımız inciniyor. Hakan Bey sizin için bu normal mi? Gülümsemeyeceksiniz. Geçen yıl 5 yıl meclis üyeliği yaptığım bugün sıraladığı yalanlarla beni utandırıyor. Bu ahlak dışı durumu kabul edemiyorum. Burada ahlaksızlık bir davranışı dinlemektense çık git diyor. Biz onursuz insanlar olmadığımız için tepki gösteriyoruz. Arkadaşlarınız provekötör. O arkadaşlarınız hizmet vermek değil derdi. olay çıkarmak.”
“O arkadaşın tavrından utanıyorum”
AK Partili Karşıyaka Meclis Üyesi Adem Öztürk ile arasında geçen konuyu anlatan Tugay, “Karşıyaka’da bir huzurevi var. Arsası belediyeye ait. Bir sürede kendisi işletmiş. Cevat Durak burayı belediyenin işletmesinden çıkartıp aile sosyal bakanlığına vermiş. Huzurevleri en fazla ihtiyaç duyduğumuz alanlardan bir tanesi. O huzur evi depreme dayanıksız diye hasar almamasına rağmen performans testinde çıktı. Daha sonra burası boşaltıldı. O yıllarda boşaltılınca bakanlığına ‘burada ne yapacaksınız’ diye sorduk. Cevap alamadık. Bunun üzerine tahsis iptali kararı aldık. Sonra yürütme durdurma kararı çıkarıldı. O günlerde bana sürekli hakaret eden bu arkadaş ‘ necip nasır sizinle görüşmek istiyor’ dedi. Beraberce o arkadaşlar beraber gittik. Necip Nasır ‘ burayı bakanlığa devredelim sizin de borcunuzdan düşelim’ dedi. Ben de olur dedim. Çünkü yürütmeyi durdurma kararı alındı. O güvenle satış kararı aldık. 170 milyon lira belirledik. Daha sonra bu arkadaşın ve Necip Nasır’ın imkanıyla bize 13 milyon teklif ettiler. İnsanla dalga geçer gibi verilen bu rakamı siz de kabul etmezsiniz. Bütün bunlara şahit olan bu arkadaş ‘kendisi vazgeçti’ diyor. O bizimle dalga geçer gibi belirlenmiş rakamı değiştirmedi. Ben bu tavrından utanıyorum. Karakterinin bu kadar farklı olmasından korkuyorum. Bir kötülüğü bir yerden sonra kabul edemiyorum.”




