Son Mühür / Atakan Başpehlivan MÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Üyesi, MÜSİAD önceki dönem İzmir Şube Başkanı ve iş insanı kimliğiyle de bilinen Saygılı, yaptığı yazılı açıklamada 2025 yılının dünya ekonomisi açısından yüksek faiz ortamı, jeopolitik gerilimler, ticaret yollarındaki kırılmalar ve küresel yatırımlardaki yavaşlama ile şekillendiğini hatırlattı.

Bu tabloya rağmen Türkiye’nin üretim, ihracat ve yatırım başlıklarında ayrıştığını vurgulayan Saygılı, “Böylesine zor bir küresel tabloda Türkiye, büyümesini sürdüren, üretim ve ihracat kapasitesini artıran, enflasyonu kontrol altına alma sürecine giren ve yatırımcı güvenini yeniden inşa eden nadir ülkelerden biri olmuştur” dedi.

“2025, kolay değil dirençli büyümenin yılıdır”

Türkiye ekonomisinin 2025 yılında çeyrekler bazında büyümesini sürdürdüğüne dikkat çeken Saygılı, “TÜİK verilerine göre ekonomimiz yılın ikinci çeyreğinde yüzde 4,9, üçüncü çeyreğinde ise yüzde 3,7 büyümüştür. GSYH’nin cari fiyatlarla 17,4 trilyon TL seviyesine ulaşması, sadece büyümeyi değil, ekonomimizin ölçek olarak da güçlendiğini göstermektedir” ifadelerini kullandı.

Büyümenin ana dinamiklerine de değinen Saygılı, sanayi, hizmetler ve turizm sektörlerinin belirleyici rol oynadığını belirterek, sanayi üretimindeki yüzde 6,5’lik artışın büyümenin tüketim odaklı değil, üretim temelli bir yapıya dayandığını açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi.

“Enflasyonda yön aşağı dönmüştür”

2025 yılının en kritik başlıklarından birinin dezenflasyon süreci olduğunu ifade eden Saygılı, “Kasım ayı itibarıyla yıllık enflasyonun yüzde 31 seviyelerine gerilemesi, 2022’de yaşanan yüksek oranlarla kıyaslandığında son derece önemlidir. Enflasyon bitmemiştir ancak artık kontrol altına alınma patikasına girmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Merkez Bankası’nın öngörülebilir ve kararlı para politikalarının beklentiler üzerinde olumlu etkiler yarattığını vurgulayan Saygılı, bunun yatırım kararları ve piyasa güveni açısından kritik bir eşik olduğunu dile getirdi.

“İhracatta tarihi rekor”

Dış ticaret verilerine de değinen Bilal Saygılı, 2025 yılının ihracat açısından güçlü bir performansla geçtiğini belirterek, Türkiye’nin 273,4 milyar dolarlık ihracatla tarihi bir rekora imza attığını hatırlattı. Saygılı, “Küresel ticaretin yavaşladığı, özellikle Avrupa talebinin zayıfladığı bir dönemde bu rakamlar, Türkiye’nin pazar çeşitliliği, üretim kabiliyeti ve esnek tedarik zinciri yapısının ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir. İhracat, büyümenin en sağlam sütunlarından biri haline gelmiştir” dedi.

“Turizm ekonomik dengeleyici güç oldu”

Turizm gelirlerinin de ekonomik denge açısından önemli bir rol oynadığını belirten Saygılı, üçüncü çeyrekte 24 milyar doların üzerinde gelir elde edilmesini ve 23 milyondan fazla ziyaretçinin ağırlanmasını, turizmin artık mevsimsel bir alan olmaktan çıkıp kalıcı bir ekonomik denge unsuru haline geldiğinin göstergesi olarak değerlendirdi.

“Yatırımcı güveni yeniden inşa edildi”

Küresel doğrudan yatırımların daraldığı bir dönemde Türkiye’ye gelen yabancı sermaye girişinin dikkat çekici olduğunu ifade eden Saygılı, “2025’in ilk 9-10 ayında 11 milyar doların üzerinde doğrudan yatırım girişi, Türkiye’nin üretim gücüne, lojistik avantajlarına ve büyük iç pazarına duyulan güvenin açık göstergesidir” ifadelerini kullandı.

“İstihdamda denge korundu”

İstihdam cephesinde de olumlu bir tabloya işaret eden Saygılı, işsizlik oranının yüzde 8,6 seviyesinde kalmasının büyümenin toplumsal karşılığının bulunduğunu gösterdiğini belirterek, tek haneli işsizlik oranının korunmasının uygulanan politikaların sahaya yansıdığını ortaya koyduğunu söyledi.

“2025 bir sonuç değil, güçlü bir başlangıçtır”

Açıklamasının sonunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen ekonomi politikalarına dikkat çeken Bilal Saygılı, şu değerlendirmede bulundu:

“Üretimi önceleyen, istihdamı koruyan, ihracatı teşvik eden ve mali disiplini esas alan bu politika çerçevesi, Türkiye’yi kırılganlıktan çıkararak daha öngörülebilir ve dirençli bir yapıya kavuşturmuştur. 2025 yılı bir sonuç değil, daha güçlü bir dönemin eşiğidir. Türkiye ekonomisi artık bugünü yöneten değil, yarını planlayan ve geleceğini inşa eden bir istikrar alanı haline gelmiştir.”

Muhabir: ATAKAN BAŞPEHLİVAN