İnsan merak ediyor! Onlarca ünlü isim hayatını kaybediyorsa... Ve dahi... Yürüyen Azrail’in özellikle bulunmaması için… O'nun da sonu “kurbanı” gibi mi oluyor? Çok karmaşık, çoook!… Belki de bu nedenle… O hunharca işlenen cinayetin dosyasının üstünde hala...

“Faili meçhul” yazıyor; yani...

“Kimin tarafından yapıldığı belli olmayan…”

*

Gerilim filmlerinin, romanlarının tiryakileri iyi bilir…
Kriminal dünyanın…
İnanılmaz bir gerçeği var…
Bazı cinayetler yıllar geçse de çözülemiyor…
Ya da…
Kimilerine göre “çözülsün” istenmiyor(!)
Zaman Tüneli'nin karanlık dehlizlerinde…
Sizden, bizden, hepimizden uzak…
Kapalı kutularda öylece duruyor bu vahim olaylar zinciri…
Mesela…
70 küsur yıldır...
Ünlü yazar Sabahattin Ali Cinayeti”nin sırrı “%100” çözülemedi…
Ha'keza…

Gazeteci ve Siyasetçi Ahmet Taner Kışlalı'nın…
JİTEM'in kilit isimlerinden biri Cem Ersever'in…
Hürriyet’in o günkü Genel Yayın Müdürü Çetin Emeç'in…
Eski Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan'ın…
Siyasetçi Muammer Aksoy'un…
Kürt asıllı Türk yazar, şair ve gazeteci Musa Anter'in…
Eski Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Nihat Erim'in…
Yazar, düşünür ve eski müftü Turan Dursun'un…
Tarihçi Bahriye Üçok'un…
Katil ya da katilleri bulunabildi mi, onca yıldır?

*

Filmi başa alalım, çünkü final ne yazık ki acıklı…
Yıl 1992; Ekim ayının ortaları, Ankara…
Uğur Mumcu ev kiralayacaktı ama…
Ev sahibi kontrata ek madde koyarak ünlü gazeteciyi şaşırtmıştı:
Aynen şöyle:

“Olası bir bombalı saldırıda, zararı kiracı öder!”

Olacak şey değil ama üstünde durmadı; evi kiraladı…
Birkaç gün sonra…
Gecenin ürpertici sessizliğinde kan ter içinde uyandı…
O korkunç patlama sesi hala kulaklarındaydı..
Eşi de uyanmıştı; “Ne oldu Uğur?” diye sordu…
Ünlü gazetecinin cevabı dehşet vericiydi:

“Rüya gördüm Güldal… Korkunç bir patlamada bacaklarım yok oluyor... Bedenimin o halini yukarıdan seyrettim…”

*

Yıl 1993; 21 Ocak / Perşembe…
Yer; İstanbul Cağaloğlu…
Cumhuriyet Gazetesi'nin en üst katı Nadir Nadi'nin odası…
Uğur Mumcu tedirgin; İlhan Selçuk'a dönüp şöyle diyor:

“İlhan Ağabey seni de beni de öldürecekler!..”

*

Yıl 1993; 24 Ocak / Pazar…
Yer; Ankara Karlı Sokak…
Güldal Mumcu uyandığında saat 08:00'i gösteriyordu…
Çay suyunu koydu, sofrayı hazırladı…

Saatler 13.25'i gösteriyordu…

Uğur Mumcu
Otomobilin koltuğuna oturduğu anda korkunç bir patlama oldu…
Ankara'nın kar beyazına kan bulaşmıştı…
Uğur Mumcu'nun üç ay önce gördüğü kabus, gerçek olmuştu…

Whatsapp Image 2026 07 03 At 07.44.29

*

Başta, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel olmak üzere, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, “Bu cinayeti çözmek devletin namus borcudur…”diye söz verdiler…
Sonra onlar da bu dünyaya veda ettiler…
Aradan çeyrek asırdan fazla zaman geçti…
Ne acıdır ki…
Devlet Baba, ne suikastın faillerini ne de azmettirenleri yakalayamadı…

*

Bitiriyoruz…
Faili meçhul cinayetleri planlayanların…
İnsanlıkla alakası olamaz…
O vicdansızlar için 'hukuk' diye bi'şi yoktur…
Devlet Baba'yı…
Hukuk dışına çıkarmak onlar için adeta bir hobidir…
Devlet Baba'nın görevi…
Süleyman Demirel'in veciz bir sözünde gizlidir…
Şöyle demiş “Baba bi'vakitler:
“Fırat'ın kıyısında bir kuzu kaybolsa, gelin bunun hesabını bana sorun…”

*

Bitiriyoruz...
İşin ilginç yanı şu:
Fi tarihinden bu yana…
Fırat'ın(!) kıyısında o kadar çok kuzu kaybolmuş ki…
Bunu safça Devlet Baba'ya söyleyecek…
Tek kişi çıkmamış…
Bu yüzden ara sıra “hafıza kaybı” yaşayanlar üzülmesin…
O zararsız(!) rahatsızlık…
Çok hassas zamanlarda, bi'de bakıyorsunuz ki…
Aniden…
Kronikleşivermiş!

Nokta…

Hamiş:

Sonsöz: “Bir mum, diğer bir mumu tutuşturmakla, ışığından bir şey kaybetmez… / Hz. Mevlana…”