Zeytin ve zeytinyağı sofralarımızın vazgeçilmezinden...
Zeytin ağacı da Zeytin Ana olarak bilinir. Kutsal ağaçtır. Yaprakları, dalları da kıymetlidir. Çayı, yağı şifadır.
İlkçağlar zeytinyağı ilaç gibi kullanırdı. Lamba içinde fitilin uzun süre yanmasını sağlayarak, aydınlatmaya faydalı oldu. Yaralara merhem olarak sürüldü. Kozmetik alanında, cilt bakımında yer aldı.
Yani, yemeklerimize lezzet katan zeytinyağı önce şifa dağıttı. Sonra etrafı aydınlattı. Barışı simgeledi. Güzellikle birlikte anıldı adı... Sonra besleyici özelliği keşfedildi. Soframızın baş köşesine kuruldu.
Bakmayın siz, "Zeytinyağlı yiyemem aman, basmada fistan giyemem aman" Türküsüne... Bir takım kartellerin margarini ön plana çıkartmak için söylettiklerini bugün çok iyi biliyoruz.
Şimdi hasat zamanı... Zeytinler toplanıyor. Sofralık ve yağlık olarak ayrılıyor. Sonra meyve sıkar gibi sıkılıyor. Zeytinin suyu zeytinyağı oluyor.
Binbir emekle büyüttüğümüz Zeytin Ana bize enerjisini sunuyor. Sağlık veriyor. Ancak bu yıl çiftçi, zeytinin var yılı olmasına rağmen, toplamakta zorlanıyor. Toplama maliyeti çok yüksek... Dalında kalsın daha fazla zarar görmeyelim diyenler var. "Dalında kalsın kurda kuşa yem olsun. En azından toplama maliyetinden kurtulurum" diyor çiftçi...
Zeytin üreticisinin teşvik edilmesi lazım. Tarım ve tarıma dayalı sanayi ülkemizin en büyük silahı... Pandemi dönemi yaşadık. Gıdaya ulaşmanın önemini gördük. Ama hala akıllanmadık!
Zeytin ve zeytinyağı daha çok tüketilmeli... Gittiğimiz lokantada zeytinyağı sormak, gerçek değilse uyarmak görevimiz olmalı... Bu kutsal armağandan herkesin faydalanması için çalışmalıyız.