Bu tarih rastgele seçilmedi. Atatürk takvime bakıp "şu gün olsun" demedi. 29 Ekim, 4 yıllık bir planın son düğümüydü.

TARİH AKIŞI; O GÜNE NASIL GELİNDİ?

1920 - 1922; İsim koymadan Cumhuriyeti kurdu
23 Nisan 1920'de Meclis açılırken Atatürk "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" dedi. Bu cümlenin adı Cumhuriyettir ama o, adını söylemedi. Önce padişahçılığı milletin kalbinden sökmesi gerekiyordu. Adım adım yaptı.

1 Kasım 1922; Saltanatı kaldırdı
Padişahlığı bitirdi. Devletin tepesindeki koltuğu bilerek boş bıraktı. O koltuk 11 ay boş kaldı. Millet, padişahsız yaşamayı öğrendi.

24 Temmuz 1923, Lozan imzalandı
Dış düşman bitti. Artık "önce düşmanı yeneceğiz, sonra bakarız" bahanesi kalmadı. Sıra içerideki sistemi kurmaya gelmişti.

25 Ekim 1923;
Bilerek hükümet krizini çıkardı. Başbakan Fethi Okyar istifa etti. Yeni hükümet kurulamadı. Mecliste herkes bakan olmak istiyor, kimse anlaşamıyordu. Atatürk bu krizi çözmedi, büyümesini izledi. Çünkü herkese göstermek istiyordu: "Gördünüz mü? Bu eski sistemle, Meclis hükümeti sistemi ile devlet yönetilemiyor."

Devlet 4 gün hükümetsiz kaldı. Tam da istediği boşluk oluştu.

28 Ekim 1923 Akşamı; O meşhur cümle...
Çankaya Köşkü'nde akşam yemeği. Masada İsmet İnönü, Kazım Özalp, Fethi Okyar var. Atatürk kağıdı cebinden çıkardı ve dedi ki:

"Efendiler! Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz."

29 Ekim 1923 Saat: 20.30 İlan,
Meclis toplandı. Anayasa'nın 1. maddesi değişti: "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyettir."
Oylama bitti. 101 pare top atıldı. Ankara, İzmir, Erzurum aynı anda duydu.

NEDEN TAM 29 EKİM? SEMBOLİK VE TARİHİ ÜÇ NEDEN...

Tarihi bir rövanş...
30 Ekim'in utancını silmek için
Atatürk tarihleri çok iyi bilirdi. 30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Anlaşması imzalanmıştı. Yani Osmanlı'nın ölü fermanı. Ordular dağıtılmış, İstanbul işgal edilmişti.

Atatürk, 30 Ekim'in bir gün öncesine, 29 Ekim'e Cumhuriyeti koyarak millete şunu dedi: "30 Ekim'de teslim olduğumuz günü unutturacağım, 29 Ekim'de diriliş gününüzü hatırlatacağım." Biri esaretin tarihi, diğeri kurtuluşun...

Siyasi bir satranç hamlesi...
Pazartesi sendromu
29 Ekim 1923 Pazartesi gününe denk geliyordu. O zaman Cuma tatil. Atatürk Cuma'ya kalırsa, Cuma namazında hocaların "Cumhuriyet dinsizliktir" diye propaganda yapacağını biliyordu. Pazartesi ilan edip, Salı günü de Cumhurbaşkanı seçilerek işi oldubittiye getirdi. Kimse itiraz edecek vakit bulamadı. Bu, bir devrim tekniğiydi.

Sembolik bir mesaj...
Ayın sonu, yeni ayın başı... Atatürk ayın son gününü seçti. Yani Osmanlı ayının sonu bitti, yeni ay başladı. Ekim ayı, hasat ayının sonu, kışa girmeden önce hesapların kapatıldığı aydır.

Köylü için de anlamı var... Harman bitti, yeni tohum ekilecek. Cumhuriyet de yeni tohumdu.

Ayrıca 29 sayısı... Atatürk sayılara inanmazdı ama 29 Ekim'de Meclis'te 158 milletvekili vardı. Kararın oy birliği ile çıkması için herkesin Ankara'da olması gerekiyordu. 29 Ekim, tüm milletvekillerinin Ankara'da olduğu nadir günlerden biriydi.

ÖZETLE;

Atatürk 29 Ekim'i kutsal olduğu için seçmedi. O günü kutsal hale getirmek için seçti.

1920'de millet egemenliğini ilan etti.
1922'de saltanatı yıkıp koltuğu boşalttı.
1923'te Lozan'la dünyayı susturdu.
Ekim'de hükümeti düşürüp krizi yarattı.
Ve 29 Ekim Pazartesi akşamı, kimsenin beklemediği bir anda, cebindeki tek maddelik kanunu çıkarıp dedi ki:

"Yarın değil, bugün değil. Dün biten bir devrin üstüne, yarın başlayan bir devri kuruyoruz."

O yarın, 103 yıldır bugün oluyor.