Son Mühür / Atakan Başpehlivan YENİ Parti İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun, eğitim sisteminde temel problemlerle ilgili yaptığı basın açıklamasında AK Parti iktidarını ve Milli Eğitim Bakanlığı'nı eleştirerek, konuyla ilgili önemli açıklamalarda ve değerlendirmelerde bulundu.

Zahide Kurun: Çocuklarımız okullarda neye maruz bırakılıyor

Devlet okullarındaki imkanların hükümet tarafından daha iyi bir noktaya getirilmesi gerektiğini savunan ve bakanlığın bu konularda ciddi problem yaşadığını söyleyen YENİ Parti İzmir Kadın Kolları Başkanı Zahide Kurun, “Milli Eğitim Bakanlığı, 2026 yılında 1 trilyon 943 milyar 965 milyon 746 bin liralık bütçeye sahiptir. Bu büyüklükte bir bütçeye rağmen okulların ihtiyaçlarının tamamı karşılanmıyor. İşte burada asıl tartışılması gereken, bütçenin nerelere harcandığıdır. Önceliğin nerelere gittiğidir. Bu kaynak çocuklarımızın günlük eğitim yaşamına niye yansımamaktadır. Okullarda temizlik personeli ve hijyen konusunda yaşanan sorunlar, temel ekipman eksiklikleri ve bazı ihtiyaçların velilerin katkısıyla karşılanması kabul edilebilir bir eğitim standardı değildir.

Devlet okulunda eğitim gören bir çocuğun temiz tuvalete, temiz suya, sağlıklı bir öğüne ve güvenli bir sınıfa erişimi ailenin ekonomik gücüne bağlı olmamalıdır. Bunu hükümet sağlamak zorundadır. Hükümet sosyal devlet anlayışını yerine getirmekle yükümlüdür. Birçok çocuğun sosyal ve ekonomik sebeplerden okul hayatından koptuğunu, okul hayatına devam edenlerin ise akran zorbalığına maruz kaldığını aktaran Kurun, “Eğitim hakkı yalnızca çocuğun sınıfa girmesi değildir. Çocuğun okula aç gitmesi, sağlıklı beslenememesi veya temel ihtiyaçlarının ailesinin ekonomik durumuna bağlı olması, eğitimde fırsat eşitliği açısından ele alınması gereken en önemli sorunlardır. Bugün eğitim politikalarının merkezinde şu soru bulunmalıdır: Çocuklarımız okullarda neye maruz bırakılıyorlar? Objektif, nitelikli ve bilimsel bilgiyle donatılıyorlar mı?

Yine akranlar arasındaki ilişkinin zorbalığa kadar tırmanacak olayları kontrol edecek ve önleyecek tedbirler geliştirilebiliyor mu? Akran zorbalığı artık yalnızca okul içinde yaşanan basit bir disiplin meselesi olarak görülmemelidir. Fiziksel, psikolojik ve dijital zorbalık; çocukların okula aidiyetini, sosyal ilişkilerini ve eğitim süreçlerini etkileyebilen önemli bir sorun olmaktadır. Bunun yanında ekonomik ve sosyal nedenlerle eğitimden kopan çocukların çocuk işçiliği, şiddet, suç ve çeteleşme riskleriyle karşı karşıya kalabileceği görülmelidir. Dolayısıyla çocuğu okulda tutmak, yalnızca devamsızlık oranlarını düşürmek değil; çocuğun kendisini güvende hissettiği, değerli ve eşit hissettiği bir okul ortamı oluşturmak anlamına gelir. Bu Milli Eğitimin ve Hükümetin görevidir. Maalesef milli eğitimimiz bu konularda büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Bunların çözüme kavuşturulması nitelikli eğitim için elzemdir" dedi.

Urla’da otoyol zirvesi! "Kamu yararı nerede?"
Urla’da otoyol zirvesi! "Kamu yararı nerede?"
İçeriği Görüntüle

"Şekille oyalanmak yerine niteliğe odaklanmak gerekiyor"

Son olarak, YENİ Parti'nin eğitimde mevcut sorunların hepsine çözümünün olduğunu savunan ve suça sürüklenen çocuklar gibi konuların eğitimin kanayan yarası olduğunu savunan Başkan Kurun, yayınladığı açıklamasında sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: “Eğitim politikalarının temelinde bilim, pedagojik ilkeler ve çocuğun üstün yararı bulunmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı'nın 12 Şubat 2026 tarihli yazısıyla Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında okullarda Ramazan ayına yönelik etkinlikler düzenlenmesi öngörülmüştür. Bakanlığın kendi açıklamasında bu etkinliklerin paylaşma, yardımlaşma, dayanışma ve millî-manevi değerleri geliştirme amacı taşıdığı belirtilmektedir. Bu uygulamanın nasıl değerlendirileceği konusunda farklı siyasi ve toplumsal görüşler bulunmaktadır. Bizim açımızdan temel ölçüt, devlet okulunun bütün çocuklara eşit mesafede durması ve hiçbir çocuğun inancı, inançsızlığı veya ailesinin yaşam biçimi nedeniyle kendisini farklılaştırılmış hissetmemesidir.

27 Ağustos 2026 tarihli Yeni Akit'in manşetinde ‘Karma Eğitim Sona Ersin’ ifadesi kullanılmıştır. Burada önemli olan yalnızca bir gazetenin manşeti değildir. Kız ve erkek çocukların aynı eğitim ortamında bulunmasının artık tartışmaya açılması, Türkiye'nin eğitim sisteminin hangi temel ilkeler üzerine kurulacağına ilişkin daha geniş bir tartışmanın parçasıdır. Bu nedenle eğitim tartışmasını çocukları birbirinden ayıran modeller üzerinden değil; her çocuğun eşit, güvenli, bilimsel ve nitelikli eğitime erişebilmesi üzerinden yürütmek gerekir. 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin MEB genelgesinin 23. maddesi, eğitim çalışanlarının mevcut kılık-kıyafet yönetmeliğine uygun hareket etmesini ve öğretmenlerin önlük giymesini öngörmektedir. Ardından Bakanlık tarafından öğretmen önlüğüne ilişkin standartlar da yayımlanmıştır. Burada da tartışmanın öğretmenlerin mesleki niteliği, çalışma koşulları ve eğitim ortamının kalitesiyle birlikte yürütülmesi gerekir. Kılık kıyafet, okulun temel eğitim sorunlarının önüne geçen bir gündem haline gelmemelidir.

Şekille oyalanmak yerine niteliğe odaklanılmalıdır. Eğitim, yalnızca çocuklarımızın bugününü değil, toplumun geleceğini belirleyen en temel kamusal alanlardan biridir. Bu nedenle eğitim politikaları; günlük siyasi tartışmaların, ideolojik yönlendirmelerin veya toplumdaki farklı inanç ve yaşam biçimlerinden birinin diğerine üstün tutulmasının aracı haline getirilmemelidir. Bugün eğitim sisteminin ana sorunları son derece açıktır. Okulların temizliği, çocukların beslenmesi, öğretmen açığı, okul güvenliği, akran zorbalığı, eğitimden kopan çocuklar, çocuk işçiliği, suça sürüklenen çocuklar ve fırsat eşitsizliği eğitim sisteminin kanayan yaralarıdır. YENİ Parti olarak bu sorunların tümünü çözecek politikalar geliştirdik. Geliştirdiğimiz tüm eğitim politikaları eğitimdeki istikrarsızlıktan öğretmen açığına, okulların fiziki koşullarından çocukların beslenme sorununa, akran zorbalığından eğitimden kopuşa kadar geniş bir çerçevede ortaya konulmaktadır”

Muhabir: ATAKAN BAŞPEHLİVAN