Son Mühür/ Beste Temel - Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ilgın Yıldırım Şimşir, orucun kronik hastalıklarda profesyonel risk analizi gerektirdiğini belirtti. Şimşir, “Oruçta kronik hastalıklarda risk analizi profesyonelce yapılmalıdır. Oruç tutma kararı riskli kişilerde tek başına alınmaması gereken bir karardır. Diyabetli bireylerde oruç; hipoglisemi, hiperglisemi ve dehidratasyon gibi ciddi riskleri beraberinde getirir” dedi.

Özellikle Tip 1 diyabet hastaları için tabloya dikkat çeken Şimşir, “Tip 1 diyabetlilerde ketoasidoz koması gibi yaşamı tehdit eden tablolarla karşılaşılabilir. İnsülin kullananlar, kan şekeri regülasyonu kötü olanlar, böbrek hastaları ve gebeler için oruç tıbbi açıdan riskli olabilir” ifadelerini kullandı. Dünya Diyabet Federasyonu’nun risk hesaplama araçlarını kullandıklarını belirten Şimşir, “Bu tür durumlarda oruç kararı hekim kontrolünde verilmelidir” uyarısında bulundu.

++++Doç. Dr. Ilgın Yıldırım Şimşir

“Sahura kalkmamak en sık yapılan hatadır”

Ege Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Beslenme ve Diyetetik Hizmetleri Diyetisyeni Pınar Kocaağa, sahur ve sıvı tüketiminin metabolizma açısından belirleyici olduğunu söyledi. Kocaağa, “Sahur öğünü ve sıvı tüketimi kritik öneme sahiptir. Sahura kalkmamak en sık yapılan hatalardan biridir. Sahur kesinlikle yapılmalıdır” dedi.

Yüksek yağ ve şeker içeriği olan besinlerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kocaağa, “İdeal olan klasik bir kahvaltı tabağı ile sahur yapmaktır. Su tüketimini yalnızca sahur veya iftara sıkıştırmak yerine, iftar ile sahur arasına yayarak vücudun sıvı dengesini korumalıyız” ifadelerini kullandı.

İftarda 10-15 dakika kuralı

İdeal iftar düzenine ilişkin önerilerde bulunan Kocaağa, “İftar su ve mümkünse az miktarda hurma ile açılmalı, ardından bir kase çorba içilmelidir. Çorbadan sonra ana yemeğe geçmeden önce 10-15 dakika beklenmelidir. Bu mola, tokluk sinyallerinin beyne ulaşmasını sağlar ve mideyi yormaz” dedi.

Ana yemekte kızartma yerine az yağlı sebze veya et yemeklerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Kocaağa, “Lif kaynağı olan salata, yoğurt ve ayran sofradan eksik edilmemelidir. Tatlı olarak ağır hamur tatlıları yerine meyve veya sütlü tatlılar tercih edilmelidir” diye konuştu.

++Diyetisyen Pınar Kocaağa

“Hareket yaşamın parçası olmalı”

Ramazan ayında fiziksel aktivitenin tamamen bırakılmaması gerektiğini vurgulayan uzmanlar, özellikle iftar sonrası hafif tempolu yürüyüşlerin sindirimi desteklediğini ve genel sağlık durumuna olumlu katkı sunduğunu belirtti.

Doç. Dr. Ilgın Yıldırım Şimşir ve Diyetisyen Pınar Kocaağa, bilinçli beslenme ve hekim kontrolünün Ramazan sürecinde sağlık açısından belirleyici olduğuna dikkat çekti.

Muhabir: Beste Temel