Son Mühür- Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 21’inci toplantısında hazırlanan kapsamlı raporun hem komisyon üyeleriyle müzakere edilmesi hem de kamuoyuna sunulması amacıyla bir araya geldiklerini açıkladı.
Terör meselesinin kalıcı çözümü, toplumsal barış ve demokratikleşme hedefleri doğrultusunda hazırlanan raporun Türkiye açısından kritik bir döneme işaret ettiğini vurgulayan Kurtulmuş, Meclis’in sürecin merkezinde yer aldığını ifade etti.
Komisyonun 21’inci toplantısı: Rapor kamuoyuna sunuluyor
Kurtulmuş toplantının amacını şu sözlerle açıkladı: “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun değerli üyeleri, değerli basın mensubu arkadaşlarım, komisyonumuzun 21’inci toplantısını bugün icra ediyoruz.
Bu toplantıda, uzun bir süredir büyük bir titizlikle, dikkatle ve demokratik olgunlukla hazırlamış olduğumuz raporun hem komisyon üyelerimizle bir kez daha görüşülmesi ve müzakere edilmesi hem de Türkiye kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.”
Rapor 7 bölümden oluşuyor
Komisyon raporunun kapsamına ilişkin detayları Kurtulmuş şöyle sıraladı: “Komisyon raporu yedi bölümden oluşmaktadır.
‘Komisyon Çalışmaları’ başlıklı birinci bölümde komisyonun çalışma süreci anlatılmakta; ikinci bölümde komisyonun temel hedefleri çerçevesinde yapılan tartışmalar ve vurgular yer almakta; üçüncü ana başlıkta Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmakta; dördüncü başlıkta komisyonda dinlenen kişilerin söylem analizlerinden hareketle ortaya çıkan mutabakat alanları değerlendirilmektedir.
Beşinci bölüm PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması sürecine, altıncı bölüm sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine, yedinci bölüm ise demokratikleşmeye ilişkin önerilere ayrılmıştır.”
“Terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz”
Türkiye’nin kritik bir eşikte olduğunu vurgulayan Kurtulmuş şu değerlendirmede bulundu: “Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz.
Bu süreçte Gazi Meclisimiz, üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz şekilde üstlenmiştir. Ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen terör eylemleri, kalkınma ufkunu daraltmış ve siyaseti yalnızca güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştır.”
Kalıcı çözüm için kardeşlik ve mücadele vurgusu
Terörün tamamen ortadan kaldırılmasının tarihi bir sorumluluk olduğunu belirten Kurtulmuş şöyle konuştu:
“Terörün tam anlamıyla ortadan kaldırılması, tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Bölgemizde bugün yaşanan sorunlar, emperyalist müdahalelerin bıraktığı derin izlerin sonucudur.
Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla mücadele, daha fazla kardeşliktir. Güç dengelerin değiştiği bir ortamda Türkiye’nin iç barış ve istikrarını sağlaması, yeni imkanları ortaya çıkaracaktır.”
Güvenlik, hukuk devleti ve milli dayanışma birlikte güçlendirilmeli
Kurtulmuş, terör meselesinin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Milletimiz dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik iradesine sahiptir. Türkiye’de terör meselesinin kalıcı şekilde çözülmesi, yalnızca güvenlik başlığıyla sınırlı değildir.
Toplumsal meşruiyet ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesi gerekmektedir. Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması, ülkemize çok ciddi sorumluluklar yüklemektedir.
Bu konu dar siyasi hesapların çok ötesinde bir realitedir. Güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini ve milli dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren bir birliği gerektirmektedir bu süreç. TBMM, her meselenin meşru adresidir.”
Rapor hukuku ve kamu vicdanını merkeze alıyor
Komisyona sunulan parti raporlarının politika belgesi niteliği taşıdığını belirten Kurtulmuş şunları söyledi: “Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanının talepleri Meclis’imizin temsil gücünü gerekli kılan bir istişareyi gerekli bırakmıştır.
Komisyona katkı sunan partilerimizin raporları, birer politika belgesidir. Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuku merkeze alan ve kamu vicdanını merkeze alan yaklaşımı ana hatlarıyla oraya koymaktadır.
Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir hedefle terörsüz bölge hedefine açılmaktadır. Raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak, siyasi partilerin daha önce kendi raporlarında ifade ettikleri yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç duyduğu da aşikardır.”
Çok boyutlu çözüm ve küresel gelişmeler vurgusu
Kurtulmuş, çözüm sürecinin çok yönlü politikalar gerektirdiğini ve küresel sistemdeki dönüşüme dikkat edilmesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Türkiye’de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmaktadır.
Siyasal meşruiyetin, toplumsal kabulün ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir.
Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine güçlerin kendi kurallarını dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir.
Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ve toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir.
Küresel sistemin her krizde ne yazık ki en fazla yıpranan alanı insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir.
Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir.
İçeride millî dayanışmamızı derinleştirirken bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır.
Ülkemizde kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve her adımı en güçlü şekilde desteklemekteyiz.
Bu mesele farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacaktır.
Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının konusu asla olamaz. Dar siyasi çıkarların ve risk hesaplarının çok ötesinde bir realitedir.”
Komisyonun tarihi sorumluluğu ve ortak gelecek vurgusu
Kurtulmuş, komisyonun rolünü ve misyonunu şu sözlerle ifade etti: “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi sorumluluğunu Meclis zeminine taşınması için tescil edilmiş komisyondur.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu acılarımızı inkar etmeden geleceğimizi birlikte kurmanın iradesidir. Komisyon raporumuz bir nihayet değil bilakis atılan ve atılacak adımların mihenk taşı kabul edilmelidir.”
Yeni anayasa vurgusu: ortak sorumluluk
Yeni anayasa konusuna da değinen Kurtulmuş açıklamasını şu ifadelerle tamamladı: “Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte ülkemiz için tehir edilemez yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.”
Ayrıntılar geliyor...





