İstanbul'da korku salan ve kamuoyunda "Taşlar Suç Örgütü" olarak bilinen silahlı yapıya yönelik yürütülen adli süreçte kritik bir eşiğe gelindi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından titizlikle hazırlanan iddianame, örgütün karanlık faaliyetlerini ve tüyler ürperten yöntemlerini tüm çıplaklığıyla gün yüzüne çıkardı. Toplamda 37 sanığın yer aldığı dosyada, suç ağının lider kadrosundan gerçekleştirdikleri kan donduran eylemlere kadar pek çok detay, adalet mekanizmasının radarına takıldı.
Esenler merkezli suç örgütüne darbe
Hazırlanan kapsamlı iddianamede, suç örgütünün hiyerarşik yapısı ve operasyon sahası net bir şekilde tanımlandı. "Ümit" kod adını kullanan Ramazan Taş'ın liderliğinde faaliyet gösteren çetenin; Yılmaz Aldemir, Yusuf Kara ve kimliği belirlenen diğer iki isimle birlikte toplam dört yönetici tarafından sevk ve idare edildiği belirlendi. Özellikle Esenler ilçesini merkez üssü olarak kullanan ancak İstanbul'un pek çok noktasına kolları uzanan bu yapının, toplamda 16 farklı ağır suç eylemine doğrudan karıştığı tespit edildi. Soruşturma sonucunda, 15'i halihazırda tutuklu bulunan ve bir kısmı firari olarak aranan toplam 37 şüpheli hakkında; cinayete teşebbüsten nitelikli yağmaya, cinsel istismardan kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya kadar çok sayıda ağır suçtan yargılama talep edildi.
Çocuklara yönelik korkunç işkence ve video şantajı
Dosyanın en sarsıcı bölümlerinden birini ise örgüte bağlı şüphelilerin reşit olmayan çocuklara yönelik gerçekleştirdiği vahşi eylemler oluşturdu. İddianamede yer alan bilgilere göre; aralarında Yılmaz Aldemir ve Yusuf Kara gibi yöneticilerin de bulunduğu şüpheli grubu, 18 yaşından küçük F.A. ve C.E.'yi silah zoruyla alıkoyarak Bayrampaşa'daki ıssız bir alana götürdü. Burada çocukları darbeden, sopa ve silah kabzasıyla yaralayan örgüt üyelerinin, bununla da yetinmeyerek mağdurlara yönelik cinsel istismar eylemlerini kayda aldıkları ortaya çıktı. Sosyal medyada güç gösterisi yapma ve mağdurları sindirme amacı taşıyan bu dijital kayıtların, örgütün en vahşi yöntemlerinden biri olduğu kayıtlara geçti.
"Videolar elimizde" diyerek ailelerle tehdit ettiler
Suç örgütünün mağdurlar üzerinde kurduğu baskı, fiziksel şiddetin ötesine geçerek psikolojik bir yıkıma dönüştü. İşkence ve istismara maruz bıraktıkları çocukları, "Şikayetçi olursanız aileniz için sonuçları çok kötü olur" sözleriyle tehdit eden çete üyelerinin, ellerindeki görüntüleri bir şantaj unsuru olarak kullandıkları belirlendi. Bu yöntemle mağdurların adalete sığınmasını engellemeye çalışan yapının, toplumsal huzuru hedef alan bu tavrı iddianamede geniş yer buldu. Ayrıca örgütün, husumetli oldukları "Çapkanlar" isimli bir başka suç grubuyla girdikleri çatışmaları sosyal medya üzerinden canlı yayınlayarak sanal dünyada bir gövde gösterisi savaşı yürüttükleri de delillerle sabitlendi.
Soruşturma sürerken suç işlemeye devam ettiler
Adli sürecin dikkat çeken bir diğer noktası ise örgüt üyelerinin ıslah olmaz tutumları oldu. Başsavcılık tarafından daha önce 18 Kasım 2025 tarihinde aynı gruba yönelik bir başka iddianame hazırlandığı ve davanın Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde sürdüğü anımsatıldı. Ancak bu soruşturma devam ederken örgüt üyelerinin durmadığı; araç yağmalama, silahlı çatışmaya girme ve yeni mağdurlar oluşturma gibi eylemlerine fütursuzca devam ettikleri saptandı. Hazırlanan son iddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle birlikte, İstanbul'un sokaklarını suç mahaline çeviren bu yapının üyeleri, Ağır Ceza Mahkemesi'nde hakim karşısına çıkarak işledikleri iddia edilen ağır suçların hesabını verecek.





