Son Mühür/Sercan Engerek- İzmir’de barajların doluluk oranı hızla düşmeye devam ediyor. İZSU’nun son verilerine göre şehrin ana su kaynağı olan Tahtalı Barajı’nın doluluk oranı geçen yıl bu dönemde yüzde 17,02 seviyesindeyken bugün itibarıyla yüzde 3,4’e geriledi. Balçova Barajı’nın doluluk oranı yüzde 4,79, Ürkmez Barajı’nın doluluk oranı yüzde 2,7, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nın doluluk oranı yüzde 0,3, Güzelhisar Barajı’nın doluluk oranı ise yüzde 48,88 seviyesinde.

İZSU, yaşanan kuraklık tehlikesi ve su kaynaklarında gözlenen kritik azalma nedeniyle uygulamaya konulan planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin süresini 15 Ekim’e kadar uzattı. Toplam 13 ilçeyi kapsayan su kesintisi gece 23.00 ile sabah 05.00 saatleri arasında uygulanacak.

“İzmir için susuz günlere doğru ilerliyoruz”

İzmir’de barajların mevcut durumunu değerlendiren Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden (MSKÜ) Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, İzmir’in susuz günlere doğru ilerlediğine dikkat çekti.

Yeraltı sularının da tükenmeye başladığını belirten Özçelik, “İzmir’in günlük su ihtiyacı 900 bin metreküp civarında, bu miktarın kabaca 410 bin metreküpü barajlardan temin ediliyor. Yani, 2 milyon kişinin içme ve kullanma suyu barajlardan geliyor. Kesintiler başladıktan hemen sonra barajlardan çekilen toplam su miktarı 490 bin metreküpe erişmişti. Eylül ayı içerisinde de kesintilerle günlük çekim miktarı 160 bin metreküpe kadar düşmüştü. Ancak bu rakam bugün itibarıyla yeniden tırmanışa geçmiş ve günlük 300 bin metreküp civarına erişmiştir. Bu bize kuraklığın vatandaşa olan etkilerini minimize etmek veya ertelemek amacıyla İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresince yeraltı suyu kullanımına öncelik verildiğini ve maalesef yeraltı sularının da tükenmeye başladığını gösteriyor” dedi.

16 Kasım kritik tarih

Özçelik, su açığının yeraltı sularıyla kapatılmaya çalışıldığını belirtti. Mevcut durumunun 16 Kasım’dan sonra İzmir’de yaşayan 2 milyon kişinin suya erişemeyeceğini gösterdiğine işaret eden Özçelik, şunları söyledi:

“Rezervuarlarımızdaki su kullanımlarını baz alarak yaptığımız analizlerde, eylül ayında barajlarımızdan günlük su çekiminin 160 bin metreküpe kadar düştüğü görülmüştür. Ancak, bu rakamın son günlerde 300 bin metreküpe kadar çıkması, oluşan su açığının geçtiğimiz haftalarda yeraltı sularıyla kapatılmaya çalışıldığını işaret etmektedir. Unutulmamalıdır ki, önümüzdeki dönemde beklenen yağışlar gelmezse elimizde kalacak sadece yeraltı sularıdır. Bu ise bize 16 Kasım’dan sonra İzmir’de yaşayan 2 milyon kişinin suya erişemeyeceğini gösteriyor. Diğer bir ifadeyle, bu tarihten sonra İzmir’in tamamında gün aşırı kesintiler zorunlu olacaktır. Su açığının yeraltı sularından aşırı çekim yoluyla kapatılmasına çalışılması durumunda, önümüzdeki yıllarda bizi çok daha kötü senaryolar beklemesi muhtemeldir.”

“Tahtalı Barajı İzmir’e ancak 11 gün yetebilir”

Doç. Dr. Özçelik, Gördes Barajı’nın tamamen kuruduğunu, Balçova, Ürkmez ve Alaçatı Barajlarının kurumak üzere olduğunu açıkladı.

Bu barajlardaki toplam su miktarının bugün itibarıyla 600 bin metreküp olduğunu belirten Özçelik, “Bir başka deyişle, normal su kullanımında tüm İzmir’e ancak 16 saat dayanabilir. Elimizde kalan tek baraj Tahtalı Barajı’ndaki su miktarı ise 9,9 milyon metreküp. Tahtalı Barajı’ndaki su, tek başına normal kullanımda İzmir’e ancak 11 gün yetebilir. Tüm bu barajları, yeraltı su kaynaklarını ve kesintilerle azaltılan su kullanımını beraber düşündüğümüzde İzmir’in 16 Kasım itibariyle aktif rezervuarlar açısından sıfır suya erişeceğini öngörmüştük. Güncel su kullanımları bu tarihin öne geldiğini göstermektedir” ifadelerini kullandı.

“İzmir’deki 1,5 milyon kişi Manisa’nın suyuna muhtaç durumda”

İzmir’de günlük 900 bin metreküp su ihtiyacının yaklaşık 490 bin metreküpü Manisa Göksu ve Sarıkız, İzmir Halkapınar, Menemen ve Çavuşköy kuyularından temin ediliyor. Manisa’da barajlar kritik seviyelere düşerken, yeraltı suları ise daha derin seviyelere çekildi.

Özçelik, İzmir’e Manisa’dan yeraltı suyunun da erişiminin zorlaştığını vurgulayarak “İzmir’deki 1,5 milyon kişi Manisa’nın suyuna muhtaç durumda. Geldiğimiz noktada barajlardan çekilen toplam su miktarı baz alındığında yeraltı sularının da azaldığını açıkça görebiliyoruz. Manisa’nın birçok noktasında geçmişte birkaç on metre ile ifade edilen yeraltı suyu derinliklerinin, yüzlerle ifade edilen rakamlara eriştiğini görüyoruz” dedi.

Yeraltı sularıyla ilgili net uyarı

“Manisa ve İzmir’deki yeraltı suyu kaynakları bizim gelecekteki sigortamız” diyen Özçelik, aşırı çekimle birlikte yeraltı suyu seviyesinde kalıcı azalmaları yaşanacağını söyledi. Özçelik, kuraklık nedeniyle yer altı su kaynaklarının beslenemediğini belirterek şu uyarıda bulundu:

“Yeraltı sularından kullanacağımız su miktarı güvenli çekimin ötesine kesinlikle geçmemelidir. Mevcut bulgular, aşırı yeraltı suyu kullanımının olduğuna işaret ediyor. Küresel sıcaklık artışlarındaki devam eden eğilim, ülkemizde ve bölgemizde kuraklık etkilerinin değişen şiddetlerde süreceğini göstermektedir. Bu da önümüzdeki yıllarda suya erişimin çok daha zor olabileceği ve buna karşı tedbirlerin alınması gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu yıl Ege Bölgesi’nde gözlenen yüzde 36 oranındaki bir yağış eksikliğinin, yüzeysel su kaynaklarında ve yeraltı sularında yarattığı olumsuzlukların kısa sürede onarılması mümkün değildir. Özellikle yeraltı sularındaki geçmişten gelen aşırı kullanım etkilerinin telafi edilmesi on yıllar alacaktır.”

Yer altı sularındaki kirlilik hastalıklara davetiye

Doç. Dr. Ceyhun Özçelik, yer altı sularındaki azalmanın kirliliği de yol açtığını söyledi. Menemen ve Halkapınar’daki arsenik arıtma tesislerinden sağlanan içme sularında denetimin önemine vurgu yapan Özçelik, aksi durumda sağlık sorunları yaşanabileceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Burada diğer bir önemli bir husus, yeraltı sularının kirlenmesi ve azalan su seviyesine bağlı olarak kirlilik konsantrasyonunun artıyor olmasıdır. Arsenik, mangan vb. ağır metallerin içme suyuna karışması riskine karşı Menemen ve Halkapınar’daki Arsenik Arıtma Tesislerinden sağlanan içme sularında denetimin özenle yürütülmesi gerekmektedir. İnsan vücuduna yüksek konsantrasyonlarda ağır metal almasının, kanser, kalp-damar rahatsızlıkları ve cilt hastalıkları başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı bilinmektedir. Özellikle, küçük çocuklarda gelişim bozukluğu, zekâ geriliği ve büyüme problemlerine sebep olmaktadır.”

Gördes’ten su gelmedi; Marmara Gölü kurudu

İzmir’in su ihtiyacını karşılamak üzere 2011’de hizmete giren Manisa’daki Gördes Barajı, Devlet Su İşleri İdaresi tarafından 2020’nin temmuz ayında İZSU’ya devredildi. İzmir’e 100 kilometre uzaklıktaki bu barajdan her yıl 59 milyon metreküp verileceği taahhüt edilen su ise verilemedi.

Suyun, Gördes Barajı’nın Gördes Çayı üzerine yapılması ve geçirimli rezervuarda suyun tutulamaması nedeniyle verilemediğine değinen Özçelik, Marmara Gölü’nün de bu nedenle kuruduğuna dikkat çekti:

“Gördes Barajı’nda uzun yıllar boyunca rezervuar havzasındaki geçirimlilik problemleri nedeniyle su tutmak mümkün olmamıştır. Son yıllarda Devlet Su İşleri’nce yapılan çalışmalarla baraj gölündeki geçirimlilik probleminin belli oranda önlendiği ifade edilmektedir. Ancak, burada daha önemli bir husus söz konusudur. Gördes Çayı üzerine Gördes Barajı’nın yapılması ve geçirimli rezervuarda suyun tutulamaması nedeniyle, uzun yıllar barajın akış aşağısına (mansabına) su verilememiştir. Marmara Gölünün bu nedenle kuruduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde Gördes Baraj Gölüne ve Marmara Gölüne giren-çıkan su miktarlarının takibiyle sızdırmazlığın ne ölçüde sağlandığı görülecektir.”

Muhabir: Sercan Engerek