Son Mühür / Atakan Başpehlivan Türkiye İş Bankası AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, EBSO Şubat ayı meclisinde gerçekleştirdiği konuşmasında Türkiye’nin ve dünyanın yaşadığı ekonomik konjonktürleri değerlendirerek, konuyla ilgili önemli açıklamalarda ve değerlendirmelerde bulundu.

Adnan Bali: Dijitalleşme gibi çok boyutlu karmaşık bir düzen içerisinde yaşıyoruz

Adnan Bali: Dijitalleşme gibi çok boyutlu karmaşık bir düzen içerisinde yaşıyoruz

Konuşmasına eski düzenin bütün kurallarının değiştiğinin altını çizen ve 90’lı yıllarda dünya ekonomisinde çok başka hayaller olduğunu hatırlatan Türkiye İş Bankası AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, “Eski düzenin bütün kurallarının değiştiği bir süreçte işlerimizi yürütmeye çalışıyoruz. Dijitalleşme, yapay zeka gibi çok boyutlu karmaşık bir düzen içerisinde yaşıyoruz. Bunun yanı sıra siyasal olaylar da çok farklılık göstermiş durumdadır.

Ocak ayının ilk günlerinde televizyonlardan gördüğümüz kadarıyla bir devlet başkanının evinden alınışını izledik. Bütün olan hadiseler yepyeni bir dünyayı işaret ederken, sıradışılığın normal bir şey olduğunu gösteriyor. Biraz gerilere gidersek, 80’ler ve 90’lara baktığımızda dünyada çok başka hayaller vardı. Liberaller rüyalar söz konusuydu, SSCB dağılıyor, Berlin Duvarı yıkılıyor. O dönemde dünya küresel bir köye dönüşecek söylemleri konuşuluyordu. Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu dünyası çözüldü ama o dönem beğenelim ya da beğenmeyelim bir statükoymuş. Şimdi yeni bir dengede tesis edilememiş durumdadır. Bugün veto yapısıyla Birleşmiş Milletler, NATO, OECD ne anlama geliyor? Hiç birinin hükmü var mı belli bile değil.” dedi.

“Dünya ekonomisi biraz bu ticari gelişmelerin etkisiyle dirençli bir görüntü sergilemiştir”

Ayrıca, dünya ekonomisinin son yıllarda yaşanan politik olaylarının da neticesinde dirençli bir sergileme gösterdiğini vurgulayan Bali, “Dünyada her dönemin kendisine göre bir zorluğu meydana gelmiştir. Bugün karşılaştığımız durumun temel farkı şu: daha önceden ayrı ayrı karşımıza çıkan zorlukların şimdi çok kısa sürelerde birlikte karşımıza çıktığını görüyoruz. Daha yalın bir dünyada uğraşmakta olduğumuz mesele ya maksimizasyondu ya da bir minimizasyondu.

Bu bambaşka ve yeni bir ortam. O dönem açısından bakıldığında ben kendimi şanslı hissediyorum. Gençlere Allah yardımcı olsun, işleri çok zor. Sonuçta bunları küçümsüyor değilim, bir işletmeyi yönetirken iki temel amacımız var; bir cari performans, iki işletmeyi geleceği hazırlamak, teklifleri ve fırsatları kavramak. Bunları yaparken eko-sistemin sürdürülebilirliğine katkıda bulunmak. İfade ederken kolay ancak uygulamaya gelince zor bir olay.

Ukrayna ve Suriye derken şimdi de İran konusu söz konusu. Bu nedenle başta emtia piyasaları olmak üzere yukarı görünümlü açıklanması güç durumlar gördük. Dünya ekonomisi biraz bu ticari gelişmelerin etkisiyle dirençli bir görüntü sergilemiştir. Fiyat istikrarının tesisi ve kısa vadede en önemli gündem maddesi olarak önümüzde duruyor. 2026’da çok büyük bir büyüme olmayacağı tahmin ediliyor. Bu rakamlar bu konjonktürde belki çok fena değilmiş gibi gözükebilir ancak maalesef düşük. Bütçe tarafında işlerin fena olmadığını görüyoruz.” diye konuştu.

"Bu ülkeden asla ve asla umut kesilemez”

"Bu ülkeden asla ve asla umut kesilemez”

Son olarak, Türkiye’nin mevcut ekonomik durumuyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, Türkiye’nin çok fazla rekabet avantajı olduğunu aktararak, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Altını çizmek istediğim bir şey var. Her şirket faaliyet alanı her ne olursa olsun içinde bir teknoloji şirketi barındırıyor. Eğer o şirket iyi performe edilmiyorsa asıl şirkette de iyi performans beklenemez. Kısa dönemde neler yapabiliriz bunları düşünmemiz gerekiyor. Hız ustalığı örter, onun için rutin tarzlarla sonuna kadar işimizin başında olarak, her gün işlerimizi hedeflerimizi kalibre ederek çalışmak zorundayız.

Sahaya hakim olmalıyız. Ben küçük ticari araç talebini her daim izlerdim. Her ne taşırsa taşısın hareketin kılcallara doğru kaydırılması sağlar. Türkiye’nin kendisini onarabilen bir ekonomisi vardır. Yeter ki sağıyla-soluyla oynamayın. Bununla ilgili sayısız örnek hatırlıyorum. Şu an bunu fazla göremiyoruz. Bugün alınan kararlar doğru isabetli ve amaca yönelik tedbirler ama karşılığı arzu edildiği gibi olamıyor. Bu bakımdan Türkiye ekonomisinin kendi iç dinamiklerine izin vermesi gerekir.

Bizim ülke olarak hiçbir zaman unutmamamız gereken başlıca dört avantajımız var: güçlü insan kaynağı, teknolojideki mevcut seviyemiz, esnek üretim yapımız, yenilenmiş taze lojistik taze altyapımız limanlarımız, yollarımız, demiryollarımız Bunlar Türkiye için çok önemli rekabet avantajlarıdır. Kısa dönemde siyasi ya da başka konularda sıkıntılar yaşayabiliriz. Beğenmediğimiz hadiseler olabilir. Ancak tüm bu özellikleri bir araya getirdiğinizde bu ülkeden asla ve asla umut kesilemez.

Muhabir: ATAKAN BAŞPEHLİVAN