Son Mühür- MHP lideri Devlet Bahçeli'nin açtığı kapıdan sürece dahil olan TBMM, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı raporuyla sürece yeni bir boyut kattı.
Komisyonda 47 milletvekilinin evet, 2 milletvekilinin hayır ve 1 milletvekilinin çekimser oyla kabul ettiği raporu değerlendiren . İstanbul Politikalar Enstitüsü kurucu ortağı siyaset bilimci Seren Selvin Korkmaz,
''Bugün “ortak rapor” tartışmaları sürerken sahadaki temel duyguyu hatırlamak gerekiyor: Toplum metne değil, sürecin içeriğine ve gidişatına bakıyor. Partilerin şimdiye kadar hazırladığı raporlar daha çok kendi pozisyonlarını tahkim eden, siyasal sorumluluğu sınırlayan ve tabanlarını garantiye alan çerçevelerdi'' hatırlatmasında bulundu.
Diyarbakır'da duyduğum soru...
''Oysa Diyarbakır’da PKK’nın ilk silah bırakma ve fesih kararlarının geldiği gün duyduğum o soru hâlâ geçerliliğini koruyor:
“Bu sürecin altı dolu mu?” Aradan geçen zaman ve yaptığım iki yeni saha ziyareti gösteriyor ki, toplumun temel beklentisi sembolik jestler değil; hukuki, kurumsal ve takvime bağlanmış somut adımlar'' diyen Korkmaz,
''Farklı siyasi eğilimlerden kesimlerin ortaklaştığı esas talep çatışmasızlık ve huzur. Ancak bu talep güçlü bir güvensizlikle birlikte var oluyor. Sürecin şeffaf yürütülmemesi,
“ne konuşuluyor bilmiyoruz” duygusunu derinleştiriyor. Başlangıçtaki temkinli iyimserlik yerini temkinli şüpheciliğe bırakmış durumda'' hatırlatmasında bulundu.

CHP'ye yönelik iki yönlü tutum...
''Bu noktada CHP’ye yönelik çift yönlü bir tutum gözleniyor: Hem eleştiriliyor hem de en yüksek beklenti ona yükleniyor.'' diyen Korkmaz,
''Meşruiyet üretme kapasitesi açısından merkezi bir aktör olarak görülüyor; ancak dili çekimser ve yeterince kapsayıcı bulunmuyor.
İktidar kanadındaki güvensizlik...
Öte yandan iktidar cephesine yönelik güven de sınırlı. Ak Parti’ye yakın olan kesimlerde ise aynı güvensizlik PKK’ya yöneliyor. Bir önceki çözüm sürecinin ardından yaşanan kırılma, sürecin sekteye uğramasının yeniden bir kaos üretebileceği algısını canlı tutuyor.
Toplum barışı istiyor; fakat aktörlere duyduğu güven düşük. Dolayısıyla ortak rapor ve ardından gelecek yasal düzenlemeler, sadece içeriğiyle değil (ki onayı şerhlerle oluyor), şeffaflığı ve kapsayıcılığıyla da bu güven açığını kapatabildiği ölçüde anlamlı olacak'' mesajı verdi.




