Ramazan ayında sahurda tüketilen besinlerin gün içindeki açlık hissini doğrudan etkilediği biliniyor. Yapılan araştırmalar, düşük glisemik indeksli gıdaların kan şekerini daha dengeli tuttuğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle son dönemde yumurta ve peynir gibi klasik seçeneklerin yanında kinoa da sıkça konuşulmaya başlandı.

Kinoa, bitkisel protein kaynağı olarak öne çıkıyor. Üstelik yalnızca protein değil, içerdiği dokuz temel amino asitle “tam protein” sınıfında değerlendiriliyor. Bu özelliği sayesinde sindirim süreci daha yavaş ilerliyor ve amino asitler kana kademe kademe karışıyor. Bu durum, sahurdan sonra ani acıkma hissinin önüne geçebiliyor.

Kinoa kan şekerini dengede tutuyor

Uzmanların dikkat çektiği bir diğer nokta ise kinoanın düşük glisemik indekse sahip olması. Kan şekerinde ani yükseliş ve düşüşlere yol açmaması, gün içinde yaşanan halsizlik ve ani açlık krizlerinin azalmasına katkı sağlıyor.

Yoğun lif içeriği de tokluk süresini uzatan unsurlar arasında gösteriliyor. Lif oranının yüksek olması mide boşalma süresini geciktiriyor. Böylece doygunluk hissi daha uzun süre korunabiliyor. Bazı değerlendirmelere göre bu etki 16 saate kadar sürebiliyor.

Mineral içeriğiyle de dikkat çekiyor

Kinoa sadece protein ve lif açısından değil, mineral yönünden de zengin bir besin olarak tanımlanıyor. Magnezyum, demir ve potasyum içermesi uzun süreli açlık dönemlerinde elektrolit dengesinin korunmasına destek veriyor. Özellikle Ramazan ayında bu tür desteklerin önemi daha fazla hissediliyor.

Ancak kinoanın tüketiminde küçük bir teknik ayrıntı bulunuyor. İçeriğindeki “saponin” adlı maddenin verdiği acı tadın giderilmesi için pişirme öncesinde bol suyla yıkanması gerekiyor. Aksi halde tadı biraz acımsı kalabiliyor.

Sahurda farklı şekillerde tüketilebiliyor

Sahur sofralarında kinoa genellikle haşlanmış şekilde tercih ediliyor. Yoğurtla karıştırılarak ya da salatalara eklenerek tüketilebiliyor. Bazı kişiler ise sütle pişirip lapa kıvamında hazırlamayı tercih ediyor.

Uzmanlar, kinoanın yanına ceviz veya badem gibi sağlıklı yağ kaynaklarının eklenmesinin tokluk süresini daha da optimize edebileceğini belirtiyor. Böylece hem protein hem lif hem de sağlıklı yağ bir arada alınmış oluyor.

Sonuç olarak sahurda neyin tercih edileceği kişisel alışkanlıklara bağlı. Ancak kan şekerini dengede tutan ve yavaş sindirilen besinlerin ön plana çıktığı görülüyor. Kinoa da bu yönüyle dikkat çekmeye devam ediyor. Bazı uzmanlara göre bu küçük tohum, sahur sofralarında daha fazla yer bulucak gibi duruyor.

Kaynak: Haber Merkezi