Ramazan ayıyla birlikte hurma tüketimi yine arttı. Sofralarda yerini alan hurmanın ardından geriye kalan çekirdekler ise çoğu evde doğrudan çöpe gidiyor. Ancak bazı coğrafyalarda durum farklı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika kültüründe hurma çekirdeği uzun yıllardır değerlendiriliyor.
Yüzyıllardır süren bir alışkanlık yeniden gündemde
Arap yarımadasında hurma çekirdeği, geçmişte kahveye alternatif olarak kullanıldı. Bu gelenek zamanla unutulmaya yüz tuttu. Fakat son yıllarda “sıfır atık” anlayışının yayılmasıyla birlikte yeniden hatırlandı.
Çoğu kişi için atık sayılan çekirdekler, aslında yüksek antioksidan ve fenolik bileşikler içeriyor. Bu nedenle artık işlenerek içecek formuna dönüştürülüyor. Sağlıklı yaşam trendlerinin artmasıyla birlikte bu eski alışkanlık küresel ölçekte yeniden popülerlik kazandı.
Çekirdekten fincana uzanan süreç
Hurma çekirdeği doğrudan tüketilmiyor. Önce meyve kalıntılarından tamamen arındırılıyor. Ardından kuruyana kadar bekletiliyor.

Kuruyan çekirdekler fırında ya da tavada kavruluyor. Bu aşamada karakteristik aroması ortaya çıkıyor. Kavrulunca gevrekleşen yapı öğütülerek toz haline getiriliyor. Sonrasında klasik kahve gibi demlenerek fincana geliyor.
Süreç basit görünsede aslında dikkat gerektiriyor. Kavurma derecesi aromayı doğrudan etkiliyor.
Kafein içermeyen bir alternatif
Hurma çekirdeği kahvesi, tat ve koku açısından geleneksel kahveye yakın bir deneyim sunuyor. Ancak kafein içermiyor. Bu özelliği özellikle iftar sonrası kafeine hassasiyet yaşayan kişiler için bir seçenek oluşturuyor.
Ayrıca çekirdekte bulunan liflerin kan şekerini dengelemeye yardımcı olduğu ve karaciğer fonksiyonlarını desteklediği bilimsel verilerle kaydedildi. Bu yönüyle sadece bir içecek değil, aynı zamanda fonksiyonel bir alternatif olarak görülüyor.
Ramazan boyunca milyonlarca çekirdek çöpe gidecek. Ama bazıları o çekirdekleri farklı bir gözle görüyor. Atık olarak değil, değerlendirilmesi gereken bir imkan olarak. Belki de bu yıl sofradan kalkan çekirdekler, doğrudan çöp yerine fincana gider.





