İzmir’de her şiddetli yağış ve lodos sonrasında yaşanan manzara değişmiyor; deniz taşıyor, sokaklar nehre dönüyor ve iş yerlerini su basıyor. Konuya ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunan TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Alsancak Kordon boyuna inşa edilen beton bariyerlerin çözüm olmadığını vurguladı. Yaşar, İzmir’in asıl sorununun deniz yükselmesinden ziyade kentin fiziksel olarak her yıl zemine doğru çökmesi olduğunu belirterek yetkilileri acil önlem almaya çağırdı.

"Çin seddi" çözüm olmadı: Sorun kıyıda değil derinde

"Çin seddi" çözüm olmadı: Sorun kıyıda değil derinde

Son dönemde etkili olan sağanak yağışların ardından Konak, Alsancak, Bayraklı ve Buca gibi pek çok noktada hayat felç oldu. Kordon hattını dalgalardan korumak adına inşa edilen ve kamuoyunda tartışmalara neden olan beton blokların işlevsiz kaldığını savunan Prof. Dr. Yaşar, bu yapıyı bir nevi "Çin Seddi" olarak nitelendirdi. Kentin dolgu alanları üzerine kurulu yapısına dikkat çeken Yaşar, baskınların ana kaynağının kıyı hattındaki dalgalar değil, geri plandaki zemin çökmesi olduğunu ifade etti. Özellikle Basmane ve Çankaya gibi bölgelerin risk altında olduğunu söyleyen bilim insanı, suyun rögarlardan geri tepmesinin temel sebebinin altyapı borularının deniz seviyesinin altında kalması olduğunu belirtti.

İzmir her yıl 1 santimetre yere gömülüyor

Deniz seviyesinin 1990’lı yıllardan bu yana yaklaşık 30 santimetre yükseldiğini kaydeden Prof. Dr. Doğan Yaşar, kentin topoğrafik yapısındaki değişimin tehlikeli boyutlara ulaştığını dile getirdi. İzmir’in bölgesel farklılıklar göstermekle birlikte her yıl ortalama yarım ile bir santimetre arasında çöktüğünü vurgulayan Yaşar, depremlerin bu süreci daha da hızlandırdığına dikkat çekti. Çökme nedeniyle altyapı sistemlerinin işlevini yitirdiğini, lodosun etkisiyle deniz suyunun tahliye borularından içeri sızarak rögarları patlattığını anlatan Yaşar, 2026 yılının yağış rekorlarına gebe olduğunu ve sel riskinin her zamankinden daha yüksek olduğunu öngördüklerini paylaştı.

Bilimsel planlama şart: Şehri yeniden yükseltmeliyiz

Bilimsel planlama şart: Şehri yeniden yükseltmeliyiz

Mevcut sorunların ancak bilim ve doğru şehir planlamasıyla aşılabileceğini belirten Prof. Dr. Yaşar, geçici çözümler yerine köklü bir dönüşümün şart olduğunu ifade etti. Öncelikle kentin tüm topoğrafyasının yeniden ölçülmesi gerektiğini söyleyen Yaşar, binaların ve altyapı borularının kademeli olarak yükseltilmesi gerektiğini savundu. Doğa bilimcileri, şehir plancıları ve inşaat mühendislerinin ortak bir akılla kenti "yukarı taşımaya" başlaması gerektiğini belirten uzman isim, 2000’li yıllardan önce bu denli sık yaşanmayan baskınların artık bir rutin haline geldiğini hatırlattı. Bilimin rehberliğinde hareket edilmediği sürece, Kordon’da su altında kalan araçların ve evlerin görüntüsünün artarak devam edeceği uyarısında bulundu.

Kaynak: DHA