Son Mühür/ Beste Temel- Programda mesele yalnızca “kadın temsili” başlığıyla ele alınmadı. Sayısal artışların ötesinde, kadınların karar alma mekanizmalarındaki gerçek etkisi, yapısal engeller ve psikolojik yükler kapsamlı biçimde tartışıldı.

“Mesele sayı değil, demokrasi kalitesi”

Programın açılışında Sedef Yıldırım Saruhan’ın yönelttiği soru dikkat çekiciydi:

“Kadının siyasetteki varlığını neden sadece sayı meselesi değil, demokrasi kalitesi meselesi olarak görüyorsunuz?”

Altıntoz, kadınların temsilde görünür olmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, asıl meselenin karar masasında yer almak olduğunu ifade etti. “Listede olmak başka, karar üretmek başka,” diyerek vitrin temsili ile etkili temsil arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koydu.

Saruhan ise psikolojik açıdan temsil edilmemiş olmanın bireyde sistemsel bir dışlanmışlık hissi yaratabileceğini belirtti. Temsil edilmediğini hissetmenin, yalnızca siyasi değil, toplumsal aidiyet ve güven duygusunu da zedelediğini vurguladı.

Vitrin temsili mi, gerçek güç mü?

Programın ilerleyen bölümünde “vitrin temsili” kavramı ele alındı. Kadınların çoğu zaman sosyal projeler, kültür faaliyetleri ya da aile politikalarıyla sınırlandırıldığını söyleyen Altıntoz, ekonomi, güvenlik ve anayasa gibi alanların da kadınların doğal sorumluluk alanı olduğunu ifade etti.

Sedef Yıldırım Saruhan, sembolik görünürlük ile gerçek karar gücü arasındaki farkın psikolojide “kontrol algısı” ile yakından ilişkili olduğunu belirtti. Masada olmak, yalnızca görünür olmaktan farklı bir güç ve öz yeterlilik hissi yaratıyor.

Kadın siyasetçinin görünmeyen yükü

Kadın siyasetçinin görünmeyen yükü

Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri, kadın siyasetçilerin psikolojik yükü üzerineydi. Altıntoz, kadınların siyasette yalnızca politik rekabetle değil, aynı zamanda toplumsal beklentilerle de mücadele ettiğini söyledi.

Saruhan ise “sürekli kendini kanıtlama hali”nin kronik stres üretebileceğini ve bunun uzun vadede tükenmişliğe yol açabileceğini ifade etti. Kadın siyasetçilerin erkek meslektaşlarına kıyasla daha az hata payına sahip olduğuna dair toplumsal algının, ciddi bir mental baskı oluşturduğunu belirtti.

Cam tavan: Kurumsal mı, zihinsel mi?

Cam tavan kavramı hem hukuki hem psikolojik boyutuyla ele alındı. Altıntoz, yapısal engellerin hâlâ var olduğunu söylerken; Saruhan, bu engellerin zamanla zihinsel sınırlara dönüşebileceğine dikkat çekti. Çocukluktan itibaren verilen “fazla öne çıkma” mesajlarının, kadınlarda öğrenilmiş çekingenliğe neden olabileceğini ifade etti.

Hukuk, siyaset ve aktif eşitlik

Anayasa’nın eşitlik ilkesine değinilen bölümde Altıntoz, eşitliğin pasif bir temenni değil, aktif bir devlet sorumluluğu olduğunu vurguladı. Pozitif ayrımcılığın bir lütuf değil, fiili eşitsizliği dengeleme aracı olduğunun altını çizdi.

Saruhan ise kağıt üzerindeki eşitlik ile deneyimlenen eşitlik arasındaki farkın, toplumun adalet algısını doğrudan etkilediğini belirtti.

Kadın liderlik: Empati bir güç mü?

Programda kadın liderlik modeli de tartışıldı. Empatinin çoğu zaman duygusal bir özellik olarak küçümsendiğini söyleyen Altıntoz, kriz dönemlerinde kapsayıcı ve yatay iletişimin önemine değindi.

Saruhan ise empatiyi “duygusal zayıflık değil, regülasyon ve sürdürülebilir karar üretme kapasitesi” olarak tanımladı. Kadın liderliğinin bağ kurma ve kriz yönetimindeki avantajlarına dikkat çekildi.

Yeni nesil kadın profili

Altıntoz, Türkiye’de yükselen yeni kadın profilini; eğitimli, ekonomik bağımsızlığı olan, hukuki bilinci güçlü ve kriz yönetebilen bir kuşak olarak tanımladı. Bu dönüşümün yalnız kadınları değil, toplumun tamamını dönüştürdüğünü ifade etti.

“Mesele kota değil, adalet”

Programın finalinde Altıntoz şu ifadeleri kullandı:

“Kadınların siyasette güçlü biçimde yer alması bir tercih değil; demokratik meşruiyetin zorunlu sonucudur.”

Sedef Yıldırım Saruhan ise adalet duygusunun yalnız hukuki değil, aynı zamanda psikolojik bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak programı şu çerçevede kapattı:

“Eşitlik sağlanmadığında yalnız sistem değil, toplumsal huzur da eksik kalır.”

Kadınların siyasetteki varlığının bir lütuf değil; hukukun gereği, demokrasinin kalitesi ve toplum psikolojisinin doğal evrimi olduğu mesajıyla tamamlanan program, izleyicilerden yoğun ilgi gördü.

Program, kadın liderliğin yalnızca temsil değil, gelecek inşası olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Muhabir: Beste Temel