Son Mühür- Son Mühür TV ekranlarında yayınlanan “Hayatın Nabzı” programında Ortadoğu’daki savaşın nedenleri, küresel güçlerin rolü ve Türkiye’nin pozisyonu masaya yatırıldı.

Programın sunuculuğunu yapan Kemal Kamburoğlu, Emekli Hava Kıdemli Albay Yeter Mengeş ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Nazmi Üste ile birlikte savaşın arka planını ve olası senaryoları değerlendirdi.

Programda enerji kaynakları, küresel güç dengeleri, ABD’nin stratejisi ve bölgedeki askeri gelişmeler ele alınırken uzmanlar savaşın sadece bölgesel değil küresel sonuçlar doğurabilecek bir süreç olduğuna dikkat çekti.

“Bu savaş niye başladı?”

Kamburoğlu Program 2

Programın açılışında Kemal Kamburoğlu, savaşın temel nedenini gündeme getirdi ve şu soruyu yöneltti: “Bu savaş niye başladı, niye oldu? Nedir sebebi bunun?”

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Nazmi Üste, Ortadoğu’daki savaşın aslında yeni olmadığını belirterek bölgedeki güç mücadelesine dikkat çekti.

“Bu savaş bugün başlamadı”

Nazmi Üste, yaşanan çatışmaların yıllara dayanan bir güç mücadelesinin sonucu olduğunu vurguladı ve şu değerlendirmeyi yaptı:

“Şimdi tabii bu savaş bugün başlamadı, bu ay başlamadı. Çok eskiden bugüne gelen paylaşım mücadelesinin son etabı.

Genelde enerji kaynaklarına hakim olmak, doğal kaynakları kullanmak ve bunların kontrolünü elde tutmakla ilgili bir mücadele söz konusu.”

Üste, Ortadoğu’daki gelişmelerin ABD’nin bölgesel planlarıyla bağlantılı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Öncelikle şunu söylemem lazım. Bu sadece İsrail’in mücadelesi değil, bu Amerika Birleşik Devletleri’nin mücadelesi ve İsrail’le beraber yürütülüyor.

Yani İsrail’e yardım ediyoruz gibi ifadeler kullanılsa da nihayetinde ortaya çıkan sonuçlar Amerika Birleşik Devletleri’nin hedefleriyle örtüşüyor.”

“Ortadoğu’daki gelişmeler ABD planlarının parçası”

Kamburoğlu Program

Nazmi Üste, son yıllarda Ortadoğu ve çevresindeki gelişmelerin belirli bir stratejik hattın parçası olduğunu ifade etti.

Gazze’de başlayan süreç, Suriye’deki gelişmeler ve Kafkasya’daki değişimlerin aynı büyük planın parçaları olduğunu söyleyen Üste, şu değerlendirmede bulundu:

“Orta Doğu’da Arap Baharı’ndan sonra Gazze meselesi, ardından Suriye’deki gelişmeler ve Kafkaslar’da Ermenistan-Azerbaycan arasındaki Karabağ meselesinin çözülmesiyle birlikte Hazar Denizi’nden Doğu Akdeniz’e kadar uzanan bir hattın Amerika açısından güvenli bir zemine oturtulması hedefleniyor.”

“ABD’nin asıl hedefi Çin”

Programda konuşan Emekli Hava Kıdemli Albay Yeter Mengeş ise ABD’nin Ortadoğu’daki operasyonlarının daha geniş bir küresel stratejinin parçası olduğunu söyledi.

Mengeş, ABD’nin hedefinin yalnızca İsrail’in güvenliği olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Şimdi burada ABD’nin bu saldırısının amacı İsrail’in güvenliğini sağlamak gibi gözüküyor olsa da Amerika’nın dünya ve global stratejileriyle ilgili önemli bir hareket aslında bu. İsrail’in güvenliğini sağlarken kendi stratejik güvenliğini de sağlamış oluyor. Aslında hedef Çin.”

Enerji yollarının kontrolünün bu stratejide kritik rol oynadığını vurgulayan Mengeş şöyle konuştu: “İran’dan çıkan ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün önemli bir kısmı Çin’e gidiyor. ABD bu akışı kontrol ederek Çin’in enerji tedarikini sınırlamayı hedefliyor.”

“Mühimmat sorunu ortaya çıkabilir”

Mengeş, savaşın uzun sürmesi durumunda ABD’nin askeri kapasitesinin de zorlanabileceğini söyleyerek, “Şimdi Amerikanın elinde yaklaşık beş bin civarında Tomahawk füzesi olduğu biliniyor.

Bu savaş aynı hızda devam ederse birkaç hafta içinde mühimmat sorunu ortaya çıkabilir. Çünkü bu silahların çok kısa sürede yeniden üretilmesi mümkün değil.” mesajını verdi.

ABD’nin Asya-Pasifik’te olası bir kriz için de askeri kapasitesini korumak zorunda olduğuna dikkat çeken Mengeş, Tayvan senaryosunun da göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.

“Kara operasyonu olmadan rejim değişmez”

Kara harekatı ihtimali de gündeme geldi. Kemal Kamburoğlu, savaşın askeri boyutunu hatırlatarak şu sözleri söyledi: “Bizde bir söz vardır; piyadenin postalının basmadığı yerde savaş kazanılmış sayılmaz.”

Bu değerlendirmeye katılan Yeter Mengeş, İran’da rejim değişikliğinin hava saldırılarıyla mümkün olmayacağını belirterek,

“İran’da rejim değişikliğini gerçekleştirmek için mutlaka büyük ölçekli bir kara operasyonu gerekir. Bu da şu an için mümkün görünmüyor. Amerikan kamuoyu da buna hazır değil.” dedi.

“ABD İran’da rejim değişikliğinden çok kontrol istiyor”

ABD’nin İran politikasının temelinde doğrudan rejim değişikliğinden ziyade farklı bir hedef bulunduğuna dikkat çekildi.

Emekli Hava Kıdemli Albay Yeter Mengeş, Washington’un İran’da tamamen yeni bir rejim kurmaktan çok kendisine yakın bir yönetim yapısı oluşturmayı amaçladığını söyleyerek,

“Amerika'nın amacı İran'da rejim değişikliği falan değil bana göre. Çünkü onu yapmak çok zor. Bunun yerine Amerika'ya müzahir, yani kendisine yakın bir yapı kurmak istiyor.

Çünkü İran devletinin tamamen yıkılması için büyük ölçekli bir kara operasyonu gerekir. Bu da şu anda mümkün değil. Amerikan kamuoyu da buna hazır değil.” diye belirtti.

İran’da demografik yapı ve bölünme senaryosu

Nazmi Üste ise İran’ın demografik yapısına dikkat çekerek olası bölünme senaryolarını değerlendirdi; “İran’da nüfusun önemli bir kısmı Türk kökenlidir. Tebriz merkezli bölgede yoğunlaşan Güney Azerbaycan olarak adlandırılan bir yapı vardır.

Eğer İran’ın bölünmesi gibi bir senaryo gündeme gelirse bu bölgeler de önemli hale gelebilir. İran halkı dış müdahaleye sıcak bakmıyor. Bu nedenle böyle bir süreç kolay olmayacaktır.”

“Rusya ve Çin doğrudan savaşa girmeyebilir”

Savaşın seyrinde Rusya ve Çin’in nasıl bir rol üstleneceği de merak edilen başlıklar arasında yer alıyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Nazmi Üste, iki ülkenin doğrudan askeri müdahaleden ziyade daha çok ekonomik ve diplomatik araçlarla süreci etkileme yoluna gidebileceğini belirtti.

“Çin’in dış politikasında doğrudan askeri müdahale çok sık görülen bir durum değil. Daha çok ekonomik ve diplomatik araçlarla hareket ediyor.”

Petrol fiyatları ve küresel ekonomi

Ortadoğu’da tırmanan savaşın küresel enerji piyasalarına etkisi de değerlendirmelerin önemli başlıklarından biri oldu.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Nazmi Üste, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması ihtimalinin dünya ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

“Petrol fiyatları şimdiden yükselmeye başladı. Brent petrol 82 dolara çıktı, 100 dolar bekleniyor. Hatta bazı tahminlere göre 150 dolara kadar çıkabilir. Bu tam anlamıyla ekonomik bir cehennem anlamına geliyor.”

Türkiye savaşın dışında kalmak istiyor

Türkiye’nin bölgedeki gelişmelere karşı izlediği politika da değerlendirmelerde öne çıkan başlıklardan biri oldu.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Nazmi Üste, Ankara’nın mevcut tabloda dengeli ve temkinli bir yaklaşım sergilediğini anlatarak şu ifadeleri kullandı,

“Türkiye şu ana kadar çok dengeli bir politika izliyor. Hem İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını eleştiriyor hem de İsrail’in saldırılarını eleştiriyor. Yani iki tarafı da eleştiren bir yaklaşım var.”

Türkiye’nin bölgesel dengeler açısından İran’ın toprak bütünlüğünü önemli gördüğünü belirten Üste, şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’nin çıkarı İran’ın toprak bütünlüğünün korunmasından geçer.”

“ABD Türkiye’yi savaşa çekmek isteyebilir”

Kemal Kamburoğlu ise ABD merkezli düşünce kuruluşlarının Türkiye ile ilgili bazı senaryolar hazırladığını şöyle aktardı,

“Rand Corporation’ın bir raporunda Türkiye zor ama kritik müttefik olarak tanımlanıyor ve Türkiye sınırlarının kullanılabileceği ifade ediliyor.” Kamburoğlu, bu tür analizlerin Türkiye’nin savaşın içine çekilmek istenebileceğine işaret ettiğini belirtti.

Avrupa’da ABD politikalarına tam destek yok

Kamburoğlu Program 1

Avrupa ülkelerinin savaş karşısındaki tutumu da dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. Emekli Hava Kıdemli Albay Yeter Mengeş, Avrupa’da ABD’nin politikalarına yönelik tam bir birlik olmadığını ifade etti.

“İngiltere, Almanya ve Fransa İran’a yönelik yaptırımlar konusunda Amerika’nın yanında olduklarını açıkladı. Ancak Almanya daha sonra ‘Bu savaşın tarafı değiliz’ dedi. İspanya ise tamamen karşı.”

Mengeş, Avrupa ülkelerinin son dönemde savunma harcamalarını artırma yönünde adımlar attığını da sözlerine ekledi.

“Dünya hızla silahlanıyor”

Küresel ölçekte artan savunma harcamaları ve silahlanma yarışı da değerlendirmelerde dikkat çeken başlıklardan biri oldu.

Emekli Hava Kıdemli Albay Yeter Mengeş, son yıllarda dünya genelinde silahlanma hızının ciddi şekilde arttığına işaret ederek,

“2024 yılında dünya silah ticaretinin büyüklüğü 2.7 trilyon dolar. Bu muazzam bir rakam. Dünya hızla silahlanıyor.” dedi.

ABD’nin askeri harcamalarının büyüklüğüne de dikkat çeken Mengeş, şu ifadeleri kullandı: “Amerika’nın yıllık silahlanma harcaması yaklaşık 1 trilyon dolar. En yakın ülke Çin ise yaklaşık 300 milyar dolar seviyesinde.”

“Ulus devletler çok önemli”

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın “ulus devletler” hakkındaki sözleri de tartışıldı. Yeter Mengeş bu açıklamalara tepki göstererek şunları söyledi:

“Bir büyükelçinin ulus devlet kavramını küçümseyen açıklamalar yapması doğru değil. Biz ulus devletimize sahip çıkacağız ve onu daha da güçlendireceğiz.”

“Atatürk’ün dış politikası bugün daha iyi anlaşılıyor”

Değerlendirmelerinin sonunda Emekli Hava Kıdemli Albay Yeter Mengeş, Türkiye’nin dış politika anlayışında Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün yaklaşımının önemine dikkat çekti.

“Bugün yaşanan gelişmeler Atatürk’ün dış politikadaki yaklaşımının ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gösteriyor.”

Kaynak: HABER MERKEZİ