Son Mühür/ Merve Turan - Kamuoyunda “Basmane Çukuru” olarak bilinen Basmane Arazisi’ne ilişkin imzalanan protokole tepkiler büyüyor. Kültürpark Platformu, yaptığı yazılı açıklamada, alanın kamusal niteliğine rağmen TMSF ile imzalanan protokolün bir “kent suçu” olduğunu savunarak, kararın derhal geri çekilmesini istedi.
Platform açıklamasında, söz konusu alanın geçmişte Ermeni Hastanesi, Otobüs Terminali ve ESHOT Otobüs Garajı gibi işlevlerle kesintisiz biçimde kamusal alan olarak kullanıldığına dikkat çekildi. Uzun yıllar çukur halde kalan ve sonrasında üzeri doldurulan arazinin; tarihi Agora manzarasına eşlik eden, Kültürpark ve Kemeraltı Çarşısı’nı çevreleyen stratejik bir noktada bulunduğu vurgulandı.
“Tapu belediyeye ait olmalı” vurgusu
Açıklamada, Basmane Arazisi’ne ilişkin yıllar boyunca açılan davaların birbirini izlediği, son olarak 2022 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan davanın halen sürdüğü hatırlatıldı. Devam eden hukuki süreçte hazırlanan bilirkişi raporunda, arazinin tapusunun belediyeye ait olması gerektiğinin açıkça belirtildiği kaydedildi.
Buna rağmen İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nin verdiği yetkiyle TMSF ile bir protokol imzalandığı belirtilen açıklamada, bu protokol kapsamında arazinin yüzde 70’inin TMSF’ye devredilmesinin, kalan yüzde 30’unda ise kültürel alan yapılacağı vaadinin yer aldığı aktarıldı. Protokol ile TMSF’ye 21 dönümlük alanda, 84 metre yüksekliğinde yapı hakkı tanındığı ifade edildi.

“Kent merkezine gökdelen istemiyoruz”
Kültürpark Platformu, protokolün “iyi niyet” adı altında sunulmasına karşın kamusal bir alanın pazarlık konusu edildiğini savundu. Açıklamada, kamusal alanların borçlar karşılığında ve kapalı kapılar ardında sermayeye devredilmesinin kent suçu olduğu belirtilerek, bu sürece onay veren herkese tarihsel bir hatadan dönme çağrısı yapıldı.
84 metre yapı izninin, Basmane Meydanı ve çevresi açısından bir emsal oluşturacağına dikkat çekilen açıklamada, bu kararın bölgenin gökdelen, rezidans ve AVM projeleriyle betonlaşmasının önünü açacağı savunuldu. Yoğun yapılaşmanın altyapı ve ulaşım sistemi üzerinde ağır bir yük yaratacağı, hava kalitesini bozacağı ve tarihi-doğal sit alanının siluetini geri dönülmez biçimde etkileyeceği ifade edildi.
“Bu sadece bir arazi değil, topyekûn saldırı”
Platform, protokolün işletilmesinin yalnızca Basmane Arazisi’ni değil, tüm Basmane bölgesini ve kentin kültürel dokusunu hedef aldığını belirtti. Açıklamada, kadınlar, çocuklar, engelliler başta olmak üzere tüm toplumsal kesimler için yaşanabilir kentler talep edilirken, rant ve betonlaşma üzerinden şekillenen bir kent anlayışının kabul edilemeyeceği vurgulandı.
Şeffaflık ve geri adım çağrısı
Kültürpark Platformu, belediyenin kamuoyunu tatmin edici ve açık bilgilendirme yapmasının tarihsel bir sorumluluk olduğunu belirtti. Hukuki sürecin belediye lehine ilerlediği bir aşamada, bu yetkinin protokol yoluyla kullanılmasının kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Açıklamada şu başlıklara özellikle dikkat çekildi:
- Hukuki durum: Tapu iptali ve sözleşmenin geriye dönük feshi davası sürerken, kamusal bir haktan feragat edilmesinin kent suçu niteliği taşıdığı
- Kent suçu: Ticari kullanımı esas alan düzenlemelerin altyapı, ulaşım ve yaşam kalitesi sorunlarını derinleştireceği
- Kamusal bütünlük: Alanın Kültürpark ve Tarihi Kemeraltı Çarşısı ile olan mekânsal bütünlüğünün korunmasının hayati olduğu
- Şeffaflık: Niyet protokolünün içeriğinin katılımcı ve şeffaf yönetim ilkeleri gereği kamuoyuyla paylaşılması gerektiği
“Basmane Çukuru kamunundur”
Kültürpark Platformu açıklamasını, “Basmane Çukuru kamunundur” vurgusuyla tamamlayarak, protokolün iptal edilmesi ve alanın pazarlık konusu edilmeden yeniden tam kamu mülkiyetine geçirilmesi çağrısında bulundu.





