Kendine soru sormak/sorabilmek zordur. Cesaret ve özen istiyor.

Ayrıca çetrefildir: Şöyle ki; kendini ölçmek/tartmak için bir sınav yapacaksın ama soruları hazırlayan da sensin...

Bu durumda , zaten yanıtını bildiğimiz soruları sorarak kendimizi/ dünyayı tartamayacağımız ve sınavın te en baştan şaibeli olduğu ortaya çıkar.

Psikolojide 'Burada bahsi geçen 'sormak ve sorgulamaktan' kastedilen; merak/yargı

Ustalaştım kendimi imtihana sokmakta. Artık hem soruları yazan hem de onları bilmediğim bir duruma geldim. Kolay olmadı, çoğundan daha az uyudum.

Örnek: Herhangi bir konu ve eylem hakkında;

Neler oluyor? Ben napıyorum böyle? Yapıyorum da nolcak? Yaptım da noldu? gibi... sorular sormuyorum.

Şöyle diyorum:

Yapmazsam nolmaz? : Sevmezsem nolmaz? Gitmezsem olmaz? Bilmezsem nolmaz? İnanmazsam nolmaz?...

Çok kazık çok...

Bir de şu soru tipini keşfettim: 'Ne istiyorum?' gibi yüzeysel sorular da sormuyorum artık kendime; ya da 'Aslında ne istiyorum?' gibi sanki daha derine inmiş gibi gelen sorular da sormuyorum. Ben:

"Ne istemiyorum?" diyorum.

Mesela eğitim milyarlarcamızı eğitse de hâlâ hödüklük ve 'insan elinden/fikrinde çıkma' ölümler varsa ben bu 'eğitim'i istemiyorum arkadaş.

Parası ve namı olanın vekil olabildiği düzmece demokrasileri de istemiyorum.

Yalan söyleyerek, başkası olarak kazandığım mesleği,

Telefonunu kurcaladığım yâri,

Sadakatini sınadığım dostu,

istemiyorum.

Dilek ve temenniler maddesi kurul toplantılarının hiç değinilmeyen maddeleridir.

İstemeyin ve istemediğiniz her şeyden başlayın.