Son Mühür/ Osman Günden - Karşıyaka Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu tarafından düzenlenen açıklamada, sulak alanların iklim dengesi, biyolojik çeşitlilik ve insan yaşamı üzerindeki kritik rolüne dikkat çekildi. Karagöl’ün karşı karşıya bulunduğu tehditler de kamuoyuyla paylaşıldı.
Ekosistem için hayati rol
Çevre Çalışma Grubu adına açıklamayı yapan Grup Başkanı Emine Büyüközçelik, sulak alanların yalnızca doğal alanlar olmadığını, yaşamın sürekliliği için vazgeçilmez ekosistemler olduğunu ifade etti. Sulak alanların su döngüsünün korunması, iklim krizinin etkilerinin azaltılması ve yerel yaşamın sürdürülebilirliği açısından hayati işlev üstlendiği belirtildi.

Karagöl tehdit altında
Açıklamada, Karagöl’ün plansız yapılaşma, turizm baskısı, su rejiminin bozulması, kirlilik ve yetersiz koruma önlemleri nedeniyle risk altında bulunduğu kaydedildi. Bu tehditlerin yalnızca doğayı değil; insan yaşamını, gıda güvenliğini ve iklim direncini de doğrudan etkilediği vurgulandı.
“Koruma bir tercih değil, zorunluluk”
Dünya Sulak Alanlar Günü’nün, Ramsar Sözleşmesi’nin imzalandığı tarih olduğuna dikkat çekilen açıklamada, sulak alanları koruma yükümlülüğünün altı çizildi. Karagöl’ün bilimsel veriler ışığında yönetilmesi, etkin biçimde korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının zorunluluk olduğu ifade edildi.

Katılımcı yönetim çağrısı
Karşıyaka Kent Konseyi, Karagöl’ün korunması için ilgili kurumlar, yerel yönetimler ve halkın birlikte hareket edeceği katılımcı bir yönetim modelinin hayata geçirilmesi çağrısında bulundu. Bölgenin doğal karakterini bozacak her türlü faaliyetin sonlandırılması ve koruma statüsünün güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.
“Yamanlar yaşarsa, Karşıyaka yaşar”
Açıklamada doğa ile yaşam arasındaki bağa dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi: “Sulak alanlar yok olursa yaşam da yok olur. Karagöl yaşarsa, hepimiz yaşarız. Tıpkı Yamanlar gibi. Yamanlar yaşarsa, Karşıyaka yaşar.”





