Yağmur Daştan / Son Mühür - Son Mühür TV yayınlanan Sıcak Bakış programında bu hafta İzmir’in kalbinde yer alan İnciraltı ile Bahçelerarası arasında süregelen planlama süreci konuşuldu. Beş kuşağın umudu haline gelen bu sorunda gözler, Balçova hattından gelecek yeni ve müjdeli haberlere çevrilirken, yıllardır beklenen planlama probleminin artık çözüme kavuşması isteniyor.

Yıllardır bu süreci takip eden ve toprak sahiplerinin sorunlarını dile getiren İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı Tayfun Karabulut, sürecin ne aşamada olduğunu, istinaf mahkemesi kararını, belediye ve hükümetin konuyla ilgili tutumunu ve İnciraltı için planan, bölgenin geleceğine dair önemli proje ve rakamlardan bahsetti.

Öncelikli olarak bölgeyle ilgili istinaf mahkemesi kararından bahseden İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı Tayfun Karabulut'un programda söyledikleri şu şekilde:

“Biz yıllardan beri bu bölgenin, hatta yüzyılı aşkın süredir sahipleri olarak, geçmişte tarım yapılan bu ata topraklarının mirasçılarıyız. Toprak sahipleri olarak tarımı sürdürmek amacıyla büyük çaba gösterdik. Ancak günümüzdeki çevresel ve yapılaşma koşulları, yıllar içinde tarım yapma imkanlarımızı zorlaştırdı ve sorunlarımızın büyümesine neden oldu.

Geçmişte Balçova Barajı, tamamen İnciraltı ve Balçova’yı sulamak amacıyla yapılmıştı. Hatta bu barajın bütçesinin yarısı da atalarımızın ödediği katkılarla karşılandı. Ancak şehrin ihtiyaçları gerekçe gösterilerek bu su şehir şebekesine bağlandı. O günden sonra İnciraltı’nın su kaynakları azalmaya başladı.

Daha sonra İnciraltı’na yapılan büyük otel, ardından otoyol ve en son olarak Narlıdere Metrosu gibi projeler süreci daha da etkiledi. Narlıdere Metrosu’nun yer altından, beton atılarak ilerlediğini özellikle belirtmek isterim. Biz İnciraltı ve Bahçelerarası’ndaki toprak sahipleri olarak suyumuzu Teleferik Dağı’ndan alıyoruz. Yer altından gelen su kesilince, denizden gelen tuzlu su baskısıyla kuyularımız ciddi şekilde zarar gördü.

Bu durumla ilgili yaptığımız başvurularda ise yetkililerden ‘Siz İnciraltı’nı Tuzla’ya çeviriyorsunuz’ şeklinde ifadeler duyduk. Oysa ortada ciddi bir sorun var. Ziraat Mühendisleri İzmir Şubesi de bu durumu çok iyi biliyor, ilgili yetkililer de biliyor. Ancak ne yazık ki bu sorunlar görmezden gelindi.

Bu süreçte Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan, dönemin Bakanı Sayın Vahit Kirişci’nin destekleriyle, AK Parti Milletvekili Atilla Kaya’nın da süreci yakından takip etmesiyle 2021 yılında İnciraltı’nın tarım dışı planlanmasına yönelik izin aldık. Ziraat Mühendisleri tarafından açılan dava sürecini de biliyorsunuz. 2025 yılı Haziran ayında İzmir 6. İdare Mahkemesi’nde bu davayı kazandık. Mahkeme, burada kamu yararı bulunduğunu ve planlamanın öncelikli olduğunu açıkça ortaya koydu.

Buna rağmen itirazlar ve hukuki süreçler devam etti. Burada özellikle belirtmek isterim ki davayı açan İzmir Şubesi değil, Ziraat Mühendisleri Genel Merkezi’dir. Süreci istinafa da yine genel merkez taşıdı.

Biz ise Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yanında, İnciraltı Gelişim Derneği olarak, toprak sahipleri ve muhtarlarımızla birlikte davaya müdahil olduk ve süreci yakından takip ettik. İstinaf sürecinde de sunduğumuz görüş ve tespitler doğrultusunda, İzmir 6. İdare Mahkemesi’nin kararı onandı ve itiraz reddedildi.

Böylece ikinci bir zafer kazanmış olduk. Bu süreçten dolayı son derece mutluyuz. Çünkü haklı olduğumuzu hem hukuk önünde hem de kamuoyu nezdinde bir kez daha kanıtlamış olduk. Bu da bize ayrı bir gurur veriyor.”

40 yıllık bekleyişin sonuna mı gelindi?

İstinaftan gelen kararı değerlendiren ve vatandaşların bu karardan dolayı verdiği ''40 yıllık bekleyişin sonuna mı gelindi?'' tepkilerini değerlendiren Karabulut şunları söyledi:

“Toprak sahiplerimizle yaptığımız görüşmelerde de sıkça ifade ediyoruz; tarım dışı planlanma için aldığımız izin belgesi bizim için son derece önemliydi. Bu belgenin iptal edilmemesi de en az alınması kadar kritik. Çünkü bu belgeyi yeniden almak, bizzat yaşamış biri olarak söylüyorum, oldukça zorlu bir süreç. Bakanlıkta bürokrasi, sürekli gidip gelmeler, imza beklemeler… Gerçekten çok meşakkatli bir yol. Bu nedenle belgenin iptal edilmesi demek, İnciraltı’nın en az 3-5 yıl daha kaybetmesi anlamına gelir.

Çok şükür ki, AK Parti Milletvekili Sayın Atilla Kaya’nın yaptığı açıklamalar ve sürecin geldiği nokta, kazanılan davayla birlikte İnciraltı’nda artık farklı bir tablo ortaya çıkardı. Belki de yıllardır ilk kez, toprak sahipleri arasında ‘bu iş artık sonuç odaklı ilerliyor’ düşüncesi hakim olmaya başladı. Biz buna bölgede yeni bir umut havası diyoruz.

Açıkçası biz de zaman zaman toprak sahiplerimizle birlikte süreci eleştirdik. Öyle dönemler oldu ki, yaşanan olumsuzluklar bile insanlara normal gelmeye başladı. Psikolojik olarak yıpranmış bir süreçten geçtik. Hatta bazı kişiler, her gelişmeye olumsuz bakar hale gelmişti ve bu düşünceyi değiştirmekte zorlanıyorduk.

Ancak bugün geldiğimiz noktada tablo değişti. Daha önce en umutsuz olan kişiler bile artık sürecin ilerlediğini kabul ediyor. Tüm toprak sahiplerimizle birlikte bizler de içimize sinen bir şekilde, bu sürecin önemli bir aşamaya doğru ilerlediğini net biçimde görüyoruz.”

Ziraat Mühendisleri Odası’nın Danıştay ısrarı

Tayfun Karabulut, bölgedeki planlama sürecine dair yaptığı açıklamada, mülkiyet sahiplerinin diyalog taleplerine rağmen yetkililerin sessiz kalmasına tepki göstererek sürecin bilinçli bir şekilde tıkandığını savundu. Hukuki sürecin mülk sahipleri lehine tescillendiğini vurgulayan Karabulut, spekülatif açıklamalarla İnciraltı’nın değerinin düşürülmek istendiğini belirterek toprak sahiplerine "endişeniz olmasın" çağrısında bulundu:

“Biz şunu söylüyoruz; burası İzmir. Demokrasi kültürü olan, kadim bir şehir. Bu bölgede beş nesildir yaşayan, İzmirli toprak sahipleri var. Allah aşkına, bir görüşmek bu kadar zor olabilir mi? Son yaptıkları açıklamada bir yandan ‘Danıştay’a götüreceğiz’ diyorlar, diğer yandan da ‘planlar katılımcı olsun, bize de sorulsun’ ifadelerini kullanıyorlar. Yani diyalog istiyorlar ama sahada bunun karşılığını göremiyoruz.

Bize, halka kulağını kapatan bir yaklaşımın bu sürece ne katkısı olabilir? Biz bu süreçte kendileriyle görüşmek için iki kez randevu talebinde bulunduk. Yaklaşık bir ay önce de talepte bulunduk ancak bilinçli bir şekilde görüşmek istenmediğini düşünüyoruz. Çünkü bu süreçte söyleyecek sözleri olmadığını görüyoruz.

Elbette hukuki olarak Danıştay’a götürebilirler. İstinaf sürecinin ardından 30 gün içinde bu hakları var, bu hukuki bir yoldur. Ancak biz buradan farklı bir sonuç çıkacağını düşünmüyoruz. Buradan tüm toprak sahiplerine de sesleniyorum; kimsenin endişesi olmasın. Biz haklıyız ve hukuk önünde de haklılığımız tescillendi. Süreci yakından takip etmeye devam edeceğiz.

Artık her itirazda ‘yandık, bittik’ gibi bir durum yok. Kimseyi suçlamak istemiyoruz ama yapılan bazı açıklamaların İnciraltı’nın değerini etkilemeye yönelik olduğunu düşünüyoruz. Çünkü olumlu haberler bölgede umut oluşturup değerleri artırırken, olumsuz açıklamalarla bunun aşağı çekilmek istendiğini görüyoruz.''

''Ortalığa çıkmaya yüzleri yok''

İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı Karabulut, bölgede tarımın ticari olarak sürdürülebilirliğini yitirdiğini vurgulayarak, süreci masa başından yönetmeye çalışan ve diyalogdan kaçan meslek odalarına sert tepki gösterdi. Bölge halkına yönelik geçmişteki suçlamaların asılsız olduğunun kazanılan davalarla kanıtlandığını belirten Karabulut, gerçekleri yerinde görmeyenlere tepki gösterdi:

''Ortada bir gerçek var; bu bölgede tarım yapmak artık neredeyse imkânsız hale geldi. Evet, küçük ölçekte bir şeyler yetiştirilebilir ama bu ticari bir faaliyet olmaz. Tarım dediğiniz sonuçta bir ekonomik faaliyettir. Eğer ticari karşılığı yoksa bunun sürdürülebilirliği de yoktur.

Daha da önemlisi, Ziraat Mühendisleri İzmir Şubesi Başkanı’nın bölgeye gelmediğini görüyoruz. Muhtarlara soruyoruz, ‘gelmedi’ diyorlar. Biz de sahada bunu gözlemliyoruz. Böyle bir durumda yapılan açıklamaların masa başından olduğunu düşünüyoruz.

Geçmişte yapılan bazı açıklamalarda, ağaçların kuruması ya da bölgenin zarar görmesi gibi konularda bizler suçlandık. ‘Bunu siz yaptınız’ denildi. Oysa biz yıllardır bu toprakları korumaya çalışan insanlarız. Bu tür ithamlar bizi üzse de, aynı zamanda motivasyonumuzu artırdı.

Son kazanılan davanın ardından ortaya çıkan tablo da bunu gösteriyor. Bu süreçte özellikle ilgili isimlerin randevu vermemesi, daha çok dava ve bilirkişi raporlarının arkasına sığınılarak konuşulması dikkat çekiciydi. Ancak bugün gelinen noktada bu konularda açıklama yapmakta zorlandıklarını görüyoruz. Çünkü artık yüzleri yok ortaya çıkmaya.''

''Ortada 'sadece ben' diyen kişiler var''

Karabulut, bölge arazilerinin yüzde 99'unun şahıs mülkiyetinde olduğunu hatırlatarak, mülk sahiplerinin dışlandığı ve halktan kopuk yürütülen yönetim anlayışına sert eleştirilerde bulundu:

“Kesinlikle hepimiz bu şehrin evlatlarıyız. Şehrin gelişmesini ve planlı büyümesini hep birlikte istememiz gerekiyor. Bugün yaşadığımız sorunlar plansızlıktan kaynaklanıyor. Bu sadece İnciraltı’nda değil, birçok yerde yaşanan bir durum. Böyle bir tablo varken ‘gelin İnciraltı’nı planlayalım’ demek kadar doğal bir şey yok. Bugün tarımın bile planlaması yapılırken, bu bölgenin planlanmasına neden karşı çıkılıyor, bunu anlamakta zorlanıyoruz.

Bu süreçte yapılan bazı açıklamaları samimi bulmuyoruz. Diyalogdan bahsediliyor ama ortada bir iletişim yok. Sadece ‘ben’ diyen bir anlayış var. Bu yaklaşımın artık sürdürülebilir olmadığı ortada. Bu noktada İzmir’de ilgili kurumların İnciraltı konusunda yeterli performansı gösteremediğini düşünüyoruz. Mevcut yönetim anlayışının halktan kopuk bir görüntü verdiğini açıkça ifade etmek gerekiyor.

Bakın, İnciraltı ile ilgili toplantılar yapılıyor ama bizler, yani bu bölgenin toprak sahipleri, o kürsülerde yer bulamıyoruz. Oysa İnciraltı dediğimiz alanın yüzde 99’u şahıs mülkiyetinde. Bunu özellikle İzmirlilere hatırlatmak isterim. Sahil kesimine doğru gidildiğinde sağ tarafta kalan alan kent ormanıdır ve yapılaşma baskısı altında değildir. Ancak karşı tarafta, yani bizim arazilerimizin bulunduğu bölgede yıllardır planlama bekleniyor.''

''Gökdelenlerden bahsetmiyoruz''

Karabulut, bölgenin mevcut "mangal ve nargile alanı" görüntüsünden kurtarılarak turizm ve sağlık odaklı nitelikli bir vizyonla planlanması gerektiğini vurguladı. Gökdelen veya yüksek yapılaşma iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten Karabulut, 25 yıldır bekleyen bu değerli alanın İzmir’e fayda sağlayacak dengeli bir projeyle kamuya kazandırılması çağrısında bulundu:

''Bugün bu alan; nargilecilerin, mangal yapılan yerlerin, düğün organizasyonlarının olduğu, kamuya hizmet veren işletmelerin bulunduğu bir alan haline geldi. Oysa biz buranın planlanarak kamuya kazandırılmasını, belirli alanların kamuya ayrılmasını ve kalan bölgelerde turizm, otel, hastane gibi yaşam alanlarıyla birlikte dengeli bir yapılaşma vizyonunun hayata geçirilmesini istiyoruz. Burada gökdelenlerden bahsetmiyoruz.

Ancak yapılan bazı açıklamalarda gerçek dışı ifadeler kullanılıyor ve bu durum bizleri üzüyor. Sanki çok yüksek yapılaşma talepleri varmış gibi bir algı oluşturuluyor. Oysa böyle bir talep yok. Bugün bakanlık ve belediyelerle yapılan görüşmelerde en fazla belirli oranlar konuşuluyor ve bu oranlar da oldukça düşük seviyelerde.

Düşünün, İzmir’in merkezinde bu kadar değerli bir alan, son 25 yıldır planlanmayı bekliyor. Bizler de bu şehrin bir parçasıyız. Bu alanın planlanarak hem İzmir’e hem de burada yaşayan insanlara katkı sağlamasını istiyoruz. İzmir’e zarar vermeden, aksine fayda sağlayacak bir planlama hedefliyoruz. Bu yaklaşımın altına kim imza atmaz?”

‘İnciraltı betonlaşacak’ iddiası

İnciraltı’nın planlanmasıyla İzmir’in nefes alacağı 2 milyon metrekarelik devasa bir kamusal alanın şehre kazandırılacağını müjdeleyen Karabulut, Kent Ormanı’nın yetersiz kaldığına dikkat çeken Karabulut, düşük emsalli ve yeşil odaklı bu yeni vizyonun betonlaşmanın aksine İzmir’e geniş sosyal donatılar ve yeni yeşil şeritler sunacağını vurguladı:

“Maalesef bazı konular yanlış anlaşılıyor. İnciraltı bugün sadece İzmir’deki kent ormanına sıkışmış gibi değerlendiriliyor. Oysa hepimiz biliyoruz ki hafta sonları kent ormanına gitmek bile zorlaşıyor; çünkü aşırı kalabalık ve trafik bunu kaldırmıyor. İzmir artık tek bir kent ormanına sığmıyor.

İnciraltı planlandığında ise yeni alanlar oluşturulabilecek. Mevcut planlar henüz 1/5000’lik aşamaya gelmediği için 1/100.000’lik plan üzerinden değerlendirme yapalım. Şu anda İzmir’de adeta yeşil bir kubbe oluşturulacak bir potansiyel var. Bu alanla birlikte yeni bir kent ormanı ve geniş yeşil alanlar ortaya çıkacak.

Üstelik bu sadece bir yeşil alan meselesi değil. Emsal düşük tutulduğu için her yerin betonlaşması gibi bir durum söz konusu değil. Aksine, geniş yeşil şeritler ve kamusal alanlarla birlikte yaklaşık 2 milyona yakın metrekarelik bir alan kamuya ayrılacak. Bu alanlarda sosyal donatılar, eğitim alanları, spor tesisleri gibi İzmir’in ihtiyaç duyduğu birçok unsur yer alacak.

Yani aslında İnciraltı’nın planlanması, İzmir’in merkezinde büyük bir kamusal alan ihtiyacını karşılayacak. Sayın milletvekilimizin de ifade ettiği gibi, bu süreçle birlikte İzmir yeni yeşil alanlara, yeni ulaşım imkanlarına ve daha ferah bir şehir yapısına kavuşacak.''

''Topraklarımızın değeri katlanacak''

Tayfun Karabulut, planlama sürecinin tamamlanmasıyla birlikte İnciraltı’nın özellikle sağlık turizminde uluslararası bir cazibe merkezi haline geleceğini belirterek İzmir için tarihi bir dönüşümün kapıda olduğunu vurguladı. Bölgedeki toprak sahiplerine sabırlı olmaları çağrısında bulunan Karabulut, askı süreci sonrasındaki nitelikli yatırımlarla hem arazilerin değer kazanacağını hem de kentin küresel bir marka kimliği kazanacağını ifade etti:

''Önümüzdeki süreçte İzmir’in elde edeceği kazanımları bugün hayal etmek bile zor olabilir. Ancak gerçekten çok önemli gelişmeler bizi bekliyor. Yakın zamanda yapılacak çalışmalarla birlikte, planlama sürecinin olumlu sonuçlanması halinde İnciraltı’nın uluslararası ölçekte dikkat çeken bir bölge haline gelmesi mümkün. Özellikle sağlık turizmi alanında İzmir’in çok önemli bir noktaya taşınacağına inanıyoruz.

Buradan değerli toprak sahiplerimize de seslenmek istiyorum. Planların askı sürecinin ardından yapılacak görüşmeler ve gelişmeler kamuoyuyla paylaşılacak. Bu süreçte sabırlı olmak gerekiyor. İnşallah önümüzdeki dönemde hem topraklarımızın değeri katlanarak artacak hem de İzmir, nitelikli yatırımların geldiği önemli bir merkez haline gelecektir.”

''Önceliğimiz İzmir''

İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı İnciraltı'nın planlanması sürecinde siyasi parti ayrımı gözetmeksizin katkı koyan tüm aktörlere teşekkür ederek, bölgenin geleceği için "ortak payda İzmir" vurgusu yaptı. Beş nesildir bekleyen toprak sahipleri için zamanın kritik olduğunu belirten Karabulut, sürecin hızlanması adına tüm kurum ve bakanlıklarla temaslarını sürdürdüklerini ifade etti ve şunları söyledi:

“İnanıyorum ki bu süreçte emeği geçen herkesin hakkını teslim etmemiz gerekiyor. Özellikle AK Parti İzmir milletvekillerimizin katkılarını göz ardı edemeyiz. Biz her zaman şunu söyledik; İnciraltı için kim taş üstüne taş koyuyorsa başımızın üstünde yeri var. Bu süreçte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay, AK Parti Milletvekilimiz Atilla Kaya, Balçova Belediye Başkanımız, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener ve diğer sanayi ve ticaret odalarının başkanları da çeşitli açıklamalarla sürece katkı sundular.

Yapılan bu açıklamalar sadece bizim değil, tüm İzmir’in yararına olan değerlendirmelerdir. Biz her zaman İzmir’i öncelik olarak gördük ve İzmir’in yanında olan herkese teşekkür ettik. Evet, İnciraltı bizim; beş nesildir bu toprakların sahibiyiz. Ancak burası aynı zamanda İzmir için de çok değerli bir alan. Doğru bir planlamayla İzmir’e büyük katkı sağlayacaktır.

Bu süreçte zaman çok önemli. Yıllardır bekleyen toprak sahipleri var. Bugün birine ‘bir ay sonra sonuçlanır’ demek bile zor; çünkü insanlar uzun süredir bu sürecin içinde. O nedenle sürecin hızlanması gerekiyor. Bu noktada herkese büyük sorumluluk düşüyor.

Biz bu süreçte İzmir Büyükşehir Belediyesi ile de, Balçova Belediyesi ile de, milletvekillerimizle de sürekli görüşmeler yapıyoruz. Aynı şekilde Tarım ve Orman Bakanlığı ile, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile de temas halindeyiz. Bu görüşmelerde farklı fikirler, farklı bakış açıları elbette oluyor. Ancak ortak noktamız İzmir.'

'Herkesin altına imza atması gereken temel konu şu: İnciraltı ve Bahçelerarası planlanırken, toprak sahiplerini mağdur etmeyen ve İzmir’e katkı sağlayan bir model ortaya konulmalı. Bizim tek derdimiz bu.

Daha önce de ifade ettik; bu süreçte ‘sen-ben’ meselesi olmamalı. Önemli olan İnciraltı’nın planlanmasıdır. Kim bu süreci başarıyla yürütecekse, biz onun yanında oluruz. Yeter ki bu iş çözülsün. Bu mesele kişisel değil, ortak bir mesele. Kim katkı sağlıyorsa, biz de onu destekler, alkışlar ve başımızın üstünde tutarız.”

''Süreç başa döndü''

Tarım davasının olumlu sonuçlanmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtirken, geçmiş dönemde açılan davalar nedeniyle yaşanan 18 aylık kaybın İzmir için büyük bir maliyeti olduğunu vurguladı. Belediye yönetimine daha önce sundukları "iptal yerine revizyon" önerisinin dikkate alınmamasından üzüntü duyduklarını ifade eden Karabulut şu sözlerle süreci anlattı:

“Tarım davasının olumlu sonuçlanmasıyla ilgili açıkçası bir tebrik mesajı da vermek isteriz. Bu süreci herkes yakından takip etti. Eminim ki süreci yakından izleyen herkes bu sonuçla birlikte bir nebze olsun rahatladı. Biz de geçmişte, Sayın Cemil Tugay göreve geldikten sonra, 2024 Ekim ayında planlar iptal edilmeden önce kendisini ziyaret etmiştik. Bu dava, önceki belediye başkanı döneminde açılmıştı. O görüşmede de ‘Belediyenin itiraz ettiği hususlar varsa, biz toprak sahipleri ve dernek olarak destek olalım, gerekirse birlikte bakanlığa gidelim, revizyon yapalım; yeter ki iptal yaşanmasın’ demiştik.

Ancak aradan 18 ay geçti. Bugün baktığımızda bu süre sadece bizim değil, İzmir’in de kaybı oldu. Belki bugün çok farklı yatırımları konuşuyor olacaktık. Ama süreç yeniden başa döndü.''

Yargıtay'dan dikkat çekici karar: Belediyeler  'İnkar' tazminatından kurtuluyor mu?
Yargıtay'dan dikkat çekici karar: Belediyeler  'İnkar' tazminatından kurtuluyor mu?
İçeriği Görüntüle

''En önemli konu hukuki zemin''

Tayfun Karabulut, bölgenin SİT statüsü nedeniyle planlama yetkisinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nda olduğunu hatırlatarak, sürecin tamamen hukuka uygun bir zeminde ilerlemesinin önemine dikkat çekti. İstinaf sürecinde elde edilen başarının ardından, Sayın Cumhurbaşkanı ve ilgili bakanlıkların güçlü iradesiyle İnciraltı’nın önünü açacak kritik adımların atıldığını belirten Karabulut, devletin en üst makamlarınca sergilenen bu kararlılığın süreci hızlandırdığını vurguladı:

''İnciraltı’nın SİT statüsünde olması nedeniyle planlama yetkisi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nde. Bu nedenle süreç doğrudan bakanlık üzerinden ilerliyor. Biz de bu süreçte hem bakanlık yetkililerine hem de yerel yönetimlere şunu ifade ettik: ‘Yapılacak her iş hukuka uygun olsun.’ Çünkü bu süreçte en önemli konu hukuki zemindir.

Biz bugün istinaf sürecinde haklılığımızı gördük. Yarın da aynı şekilde hukuka uygun hareket edildiği sürece benzer sonuçların alınacağına inanıyoruz. Yaşanan gecikmelerin temelinde de aslında bu hukuki eksikliklerin giderilmesi yatıyor.

Turizm Bakanlığı ile de görüşmeler yaptık. Bölgenin turizm alanı olması nedeniyle burada da bazı düzenlemeler gerekiyordu. Bu konu Sayın Cumhurbaşkanımıza, Turizm Bakanımıza ve milletvekillerimize iletildi. Devletimizin en üst makamının iradesiyle İnciraltı’nın önünü açacak önemli bir adım atıldı ve Sayın Cumhurbaşkanımızın imzasıyla süreç ilerledi.''

Planlama sürecinde yaşanan gecikmelerin, gelecekteki olası davalarla sürecin yeniden tıkanmaması ve sağlam bir hukuki zemin oluşturulması adına gerekli olduğunu ifade eden Tayfun Karabulut, yapılan her işin hukuka uygun ilerlemesinin öncelikleri olduğunu vurgulayan Karabulut, gelinen noktada her şeyin doğru bir rotada ilerlediğini belirtti:

''Evet, bazı şeyler geç ilerledi. Ancak bu süreç, ileride daha hızlı ve sağlam adımlar atılabilmesi için gerekliydi. Önümüzdeki dönemde neden bu kadar beklenildiğini daha iyi anlayacağımıza inanıyorum.

Bugün bizim için en önemli konu şu: Yapılan her iş hukuka uygun olsun. Çünkü ileride herhangi bir kişi ya da kurumun açacağı davalarla sürecin yeniden tıkanmasını istemiyoruz. Bu nedenle bugün yaşanan gecikmeleri bu çerçevede değerlendiriyoruz. Gelinen noktada ise her şeyin doğru bir şekilde ilerlediğini söyleyebiliriz.”

Balçova Belediyesi bu sürecin neresinde?

İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı Karabulut, İnciraltı planlama sürecinde katılımcı bir modele geçildiğini belirterek, Balçova Belediyesi tarafından hazırlanan taslak planın Bakanlığa sunulduğunu ve inceleme aşamasında olduğunu açıkladı. AK Parti İzmir Milletvekili Atilla Kaya’nın girişimleriyle şekillenen bu süreçte yerel yönetimler ve Bakanlık arasında koordinasyon sağlandığını vurgulayan Karabulut, ortak akılla hazırlanan 1/5000’lik planların yakında askıya çıkmasını beklediklerini ifade ederek şunları söyledi:

“İnciraltı planlarının iptal edilmesinin ardından bakanlık ve hükümet farklı bir yol izledi. Madem ki belediyeler bu süreçte sürekli itiraz eden tarafta yer alıyor, o halde katılımcı bir modelle ilerlenmesi gerektiği düşünüldü. Bu doğrultuda, AK Parti İzmir Milletvekili Sayın Atilla Kaya’nın da girişimleriyle Balçova Belediyesi’nden taslak, yani öneri plan hazırlaması istendi.

Bakanlık bu talebi iletti ve Balçova Belediyesi de taslak plan çalışmalarını hazırlayarak bakanlığa sundu. Bu süreç yürütülürken Balçova Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile koordinasyon halinde çalıştı. Aynı zamanda Sayın Cemil Tugay ile de diyalog içinde bu süreç ilerletildi. Bu nedenle önümüzdeki dönemde olumsuz bir tablo ortaya çıkacağını düşünmüyorum.

Katılımcılık vurgusuyla ilerleyen bu süreçte, 1/5000’lik planlar Balçova Belediyesi’nin önerisi doğrultusunda hazırlanmış durumda ve şu anda bakanlık tarafından inceleniyor. Bakanlığın incelemelerini tamamlamasının ardından planlar İzmir’de ilgili kurullara sunulacak ve sonrasında askı süreci başlayacak.”

Belediye ruhsat vermeyerek süreci tıkayacak mı?

“Güzel olan artık bu konuların konuşuluyor olması. Bir dernek başkanı olarak bundan büyük mutluluk duyuyorum. Çünkü biz daha önce hep olumsuzlukları konuşuyorduk. Şimdi ise toprak sahiplerimizden ‘İnşaat ruhsatını nereden alacağız?’, ‘Şöyle olursa ne olur?’ gibi sorular geliyor. Bu bile sürecin ne kadar olumlu bir noktaya geldiğini gösteriyor.

İnşaat ruhsatı demek, aynı zamanda belediye için de bir gelir demektir. Zaten belediyelerin hukuka aykırı bir işlem yapması söz konusu olmaz. Böyle bir durum olacağını da düşünmüyorum. Açıkçası olumsuz ihtimalleri konuşmaya da gerek yok. Çünkü süreç hukuka uygun ilerlediği sürece herhangi bir sorun yaşanmayacaktır.''

18. Madde uygulaması

İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı Tayfun Karabulut, planlama sürecinin ardından başlayacak olan 18. madde uygulaması ve tapu tescil işlemleri için mülk sahiplerine "hazır olun" çağrısında bulunarak, sürecin katılımcı bir anlayışla yürütüleceğini vurguladı. Bakanlık ve belediyelerle sürekli iletişim halinde olduklarını belirten Karabulut, geçmişteki bekleyişlerin aksine önümüzdeki dönemde hayal edilemeyecek kadar hızlı bir ilerleme yaşanacağının altını çizdi:

''Biz toprak sahiplerimize sürekli şunu söylüyoruz: Planlar çıktıktan sonra yeni tapularımızı alalım, ardından inşaat ruhsatı başvuruları için hazırlıklarımızı yapalım. Yani süreci geciktirmeden hareket edelim. Bu konuda her görüşmemizde toprak sahiplerimizi bilgilendiriyoruz.

Elbette süreç dikkatli ilerlemek zorunda. Çünkü bunun öncesinde bir de 18. madde uygulaması olacak. Bu uygulama sürecini de toprak sahipleriyle birlikte yürüteceğiz. Bakanlıkla da sürekli iletişim halindeyiz. Daha önce ‘18. uygulamada biz de yer alalım’ diyorduk, şimdi ise ‘bu sürecin içinde olmak zorundayız’ diyoruz.

Bu süreç katılımcı bir şekilde ilerleyecek. Belediyeler ve ilgili kurumlar da görüşlerini elbette sunacak. Ancak bizler de mal sahipleri olarak sürecin doğrudan içindeyiz. İnşallah 18. madde uygulaması da gecikmeden tamamlanır ve 1/5000’lik plan sürecinde yaşanan uzun bekleyiş tekrar edilmez.

Önümüzdeki dönemde, birçok toprak sahibinin hayal bile edemeyeceği kadar hızlı bir ilerleme yaşanacağına inanıyorum.”

Sağlık turizmi vurgusu ve planları

İnciraltı planlamalarında öne çıkan ''Sağlık turizmi'' vurgusunun nelere dayandığını belirten Karabulut, gelecekte bunun İzmir için de büyük bir proje olduğunu söyledi:

“İnciraltı, özellikleri itibarıyla sağlık turizmine son derece uygun bir bölge. Balçova’da dünyaca tanınan termal kaynaklarımız var. Bu değerlerin dünyaya açılması için İnciraltı önemli bir anahtar konumunda. İnşallah planlama süreciyle birlikte bu potansiyel daha da ortaya çıkacak.

Zaman zaman bu tartışmalara inşaat mühendisleri de dahil oluyor. Biz o dönemlerde de şunu açıkça ifade ettik: İnciraltı’nın zeminiyle ilgili yapılan bazı yorumlar doğru değil. Bugün Bayraklı’da da, Bostanlı’da da, Karşıyaka’da da benzer zemin yapıları mevcut. Buna rağmen buralarda yapılaşma var. Biz ise İnciraltı’nda en fazla üç ya da dört katı geçmeyecek bir planlamadan söz ediyoruz.

Ayrıca planlama sağlık turizmi odaklı olacak. Bazı çevreler ‘her yer konut olacak’ diyor, ancak bu doğru değil. Konut oranı yüzde 50’yi aşamayacak. Buna karşılık turizm yatırımlarında bu sınırlama farklı şekilde uygulanabiliyor. Yani burada ağırlıklı olarak oteller, sağlık tesisleri ve turizm yapıları ön planda olacak.

Gelecekte İnciraltı'nda neler göreceğiz?

Karabulut, İnciraltı'nın geleceğinden ve yapılacak olan planlamadan ise şu sözlerle bahsetti:

''Önümüzdeki süreçte İnciraltı’nda neler göreceğiz? Oteller, sağlık merkezleri, hastaneler, termal tesisler ve modern yaşam alanları göreceğiz. Bununla birlikte kamuya ayrılacak alanlarda da şehrin ihtiyaç duyduğu projeler hayata geçirilecek.

Bu kapsamda biz de bazı çalışmalar yaptık. Farklı platformlarda değerlendirmeler hazırladık ve bunları bakanlığa bir dosya halinde sunduk. Örneğin, 9 Eylül Atatürk Müzesi gibi bir proje önerimiz var. Yaklaşık 8.500 metrekarelik bir alanda böyle bir müze İzmir için önemli bir kazanım olabilir.

Ayrıca İzmir’in büyük ölçekli bir kongre merkezine ihtiyacı var. Bugün kentte bu konu sık sık gündeme geliyor. İnciraltı’nda 20 bin kişilik kapasiteye sahip, içinde 3.500 kişilik salonlar bulunan bir kongre merkezi yapılabilir. Bunlar İzmir’in ihtiyaç duyduğu önemli yatırımlar arasında yer alıyor.”

''Düzensiz bir görüntü oluşmayacak''

Tayfun Karabulut, bölgenin planlama sürecinde sona yaklaşıldığını belirterek, hayata geçirilecek "Kentsel Tasarım Rehberi" sayesinde İnciraltı’nda düzensiz yapılaşmaya izin verilmeyeceğini ve estetik bir bütünlük sağlanacağını müjdeledi. Bakanlıkla yürütülen görüşmelerin oldukça olumlu ilerlediğini ifade eden Karabulut, mülk sahiplerine aceleci davranmamaları konusunda uyarıda bulundu ve şunları söyledi:

“Bugün bu projeler hayata geçtiğinde, İzmir’in birçok ihtiyacını karşılayabilecek, şehrin merkezinde yepyeni bir yaşam alanı oluşacak. En önemlisi de bu sürecin tüm izinlerinin alınması. Bu gerçekten çok değerli ve bizi heyecanlandıran bir konu. Bakanlıkla yaptığımız görüşmelerde de bu yöndeki olumlu yaklaşımı görmek bizi ayrıca mutlu etti.

O dönemde şunu ifade ettik: İnciraltı, sıradan bir alan değil; nadide bir bölge. Bu nedenle burada nitelikli yapıların olması gerekiyor. Toprak sahiplerimize de bu yüzden kat karşılığı sözleşmelerde acele etmemelerini söylüyoruz. Çünkü ilerleyen süreçte daha farklı ve daha nitelikli projeler ortaya çıkabilir.

Bu noktada önemli bir konu daha var: 18. madde uygulamasıyla birlikte bir kentsel tasarım rehberi hazırlanacak. Bu da şu anlama geliyor; bölgede kimse kafasına göre yapılaşma yapamayacak. Yani ‘ben binayı pembe yapayım, diğeri yeşil yapsın’ gibi düzensiz bir görüntü oluşmayacak.

''Toprak sahipleri için çok büyük bir değer''

''Kentsel tasarım rehberi kapsamında binaların şekli, cephe düzeni, pencere yapıları gibi detaylar dahi belirlenmiş olacak. Böylece Alaçatı’da ya da İstanbul’un bazı bölgelerinde gördüğümüz gibi estetik ve bütüncül bir yapılaşma modeli ortaya çıkacak. Bu durum hem İzmir için hem de toprak sahipleri açısından büyük bir değer taşıyor.

Ayrıca 18. madde uygulama sürecinin de katılımcı, şeffaf ve toprak sahiplerini mağdur etmeyecek şekilde ilerlemesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte ilgili kurumlarla diyalog halinde olmaya devam ediyoruz.”

Rakamlarla konuştu

Programın ilerleyen bölümlerinde önemli rakamlar vererek mülk sahipleri ve İzmirlilere seslenen Karabulut, projeyle en az 20 milyar TL’lik bir ticaret hacminin oluşacağını ve yaklaşık 35 bin İzmirli genç için de bir istihdam kapısı olacağını sözlerine ekledi:

“Aslında sorunuza da değindiniz. Mahmut Özgener’in sağlık turizmi vurgusunu biz de çok önemsiyoruz ve destekliyoruz. Çünkü sağlık turizmi dediğimizde, buraya gelen turist şehrin merkezinde olmak ister; toplu taşımayla rahatça ulaşım sağlamak ister. Bu açıdan İnciraltı, sağlık turizmi için çok uygun bir lokasyon.

Sağlık turizmi, klasik deniz turizmi gibi değildir. Gelen turistin harcama kapasitesi daha yüksektir. Bu da İzmir’e ciddi bir ekonomik katkı sağlar. Şöyle düşünelim; İnciraltı’nın planlanmasıyla birlikte yıllık en az 20 milyar TL’lik bir ticaret hacmi oluşabilir. Daha önce bu rakamlar ütopik bulunuyordu ama bugün artık ‘acaba olabilir mi?’ diye konuşuluyor.

''35 bin İzmirli gence istihdam sağlanacak''

Yine aynı şekilde, yaklaşık 10 milyar dolarlık yabancı sermayeyi çekebilecek bir potansiyelden söz ediyoruz. Bölgedeki oteller, hastaneler, termal tesisler ve iş merkezleriyle birlikte yaklaşık 35 bin İzmirli gence istihdam sağlanabilecek. Bu, İzmir’in işsizlik oranını düşürme açısından da çok önemli bir fırsat.

Bugün ‘İzmir’de iş bulamıyorum’ diyerek İstanbul’a, Ankara’ya ya da yurt dışına gitmek isteyen gençlerimiz için burada yeni iş alanları oluşacak. Özellikle sağlık turizmi kapsamında laboratuvarlar, uluslararası sağlık merkezleri ve nitelikli hizmet alanlarında birçok gencimiz kendine yer bulabilecek.

Ayrıca İnciraltı’nın planlanmasıyla birlikte yaklaşık 100 bin nitelikli turistin İzmir’e gelmesi söz konusu olabilir. Bu turistler sadece İnciraltı’na değil, İzmir esnafına, ticaretine ve genel turizm yapısına da ciddi katkı sağlayacak.

İzmir’in marka değerini artırma hedefi doğrultusunda, sağlık turizminde öncü şehirlerden biri olma vizyonunun temelinin İnciraltı’nda atılacağını düşünüyoruz.”

2027 EXPO ve İnciraltı

“EXPO tartışmalarının nerede yapılacağı konusu gündeme geldiğinde, önceki belediye başkanının ‘yeri değiştireceğiz’ açıklamaları İzmir’de konuşulmaya başlanmıştı. Biz de o süreçte, ‘İnciraltı ile ilgili davayı geri çekelim’ noktasına kadar geldik. Çünkü biz burada yepyeni alanlar bırakıyoruz.

Ancak bugün baktığımızda, Botanik EXPO’nun İnciraltı Kent Ormanı’nda yapılacağını görüyoruz. Bu alan, İnciraltı mülkiyet sınırları içerisinde değil. Hafta sonları zaten yoğun olan bir bölge. Hatta son zamanlarda araç girişine sınırlama getirilmesi konuşuluyor, çünkü alan ciddi şekilde doluyor. Böyle bir yerde, binlerce kişinin katılacağı bir organizasyonun yapılması planlanıyor.

Ulaşım açısından da karayolu yeterli olmayacağı için deniz yolunun kullanılacağı ifade ediliyor. Elbette bu organizasyonun İzmir için önemli olduğunu düşünüyoruz. İnşallah İzmir bu sürecin altından başarıyla kalkar.

Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, bu alan İnciraltı planlama sürecinin doğrudan bir parçası değil. Bu nedenle bizim açımızdan süreci doğrudan etkileyen bir durum yok. Biz de birer İzmirli olarak gelişmeleri takip ediyoruz ve destekliyoruz.''

''Alnımızın akıyla çıkacağız''

İnciraltı Gelişim Derneği Başkanı Tayfun Karabulut, Botanik EXPO’nun İnciraltı Kent Ormanı’nda yapılacak olmasını değerlendirerek, organizasyonun İzmir için önemine değinmekle birlikte bölgedeki trafik ve yoğunluk riskine dikkat çekti. EXPO alanının şahıs mülkiyetindeki planlama sahası dışında kaldığını hatırlatan Karabulut, bu durumun mevcut planlama sürecini doğrudan etkilemeyeceğini ancak birer İzmirli olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirtti:

''Yine de şunu söylemeden geçemeyiz; eğer İnciraltı planlama süreci 18 ay önce tamamlanmış olsaydı, bugün çok daha farklı bir tablo konuşuyor olabilirdik. Kamu alanları ayrılmış, toprak sahipleri yeni tapularını almış ve inşaat ruhsatı süreçleri başlamış olabilirdi. Bu durumda EXPO gibi büyük organizasyonlar daha geniş, daha planlı ve daha uygun alanlarda gerçekleştirilebilirdi.

Sonuç olarak Botanik EXPO’nun kent ormanında yapılacak olması mevcut şartların bir sonucu. Biz de İzmirliler olarak bu süreci destekliyoruz ve şehrimizin bu organizasyondan alnının akıyla çıkmasını temenni ediyoruz.”

Hem iktidar hem de muhalefetle aynı masada olmak

Hem iktidar hem de muhalefetle proje dahilinde görüşen Karabulut, bunu başaran yegane isimlerden biri olarak görülüyor. Bu görüşle ilgili Karabulut programda şunları söyledi:

“Kimseden şahsi bir beklentimiz olmadı. Bizim tek gündemimiz İnciraltı oldu ve bu konuyu tartıştık. Bu süreçte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımızla da, ilçe belediye başkanlarımızla da, milletvekillerimizle de zaman zaman görüşmelerimiz, tartışmalarımız oldu. Ancak bu tartışmaların tamamı İnciraltı üzerindeydi.

Bizim yaklaşımımız şu; nasıl ki ticarette iş üzerine tartışmalar olur, burada da mesele İnciraltı. Kimseyi kırmak gibi bir niyetimiz yok. Farklı bakış açıları olabilir. Herkes bu konuya toprak sahibi gibi bakmayabilir. Ama biz toprak sahipleri olarak bu süreci adeta damarlarımızda hissediyoruz. Bu nedenle zaman zaman bizi anlamakta zorlananlar olabilir.''

''Herkesle konuşmak zorundayız''

''Bugün gelinen noktada ise herkesin birbirini daha iyi anladığını düşünüyorum. Buradaki amaç çok net: İnciraltı’nı bir an önce ve doğru şekilde planlamak. Bunu yaparken de beş nesildir bu toprakların sahibi olan insanların haklarını koruyarak ilerlemek. Dernek olarak biz de bu doğrultuda ciddi bir çaba sarf ediyoruz.

Açık söylemek gerekirse, İnciraltı bizim için bir evlat gibi. Bu mücadele kolay bir süreç değil. Zaman zaman moralimizin düştüğü, zorlandığımız anlar oldu. Ancak bölgede çok kıymetli, iyi niyetli toprak sahipleri var. Onlarla sürekli iletişim halinde olmamız gerekiyor. Her arayana dönmek, herkesle konuşmak zorundayız.''

''Aracılara ihtiyacımız yok''

Planlama sürecinde ortaya çıkan "aracı" ve "nüfuz kullanma" iddialarına karşı toprak sahiplerini uyararak, sürecin bakanlık nezdinde şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü vurguyan Karabulut,

''Çünkü bu süreçte farklı niyetlerle yaklaşan kişiler de olabiliyor. ‘Ben şu kişiyi tanırım, seni korurum, gel birlikte hareket edelim’ gibi söylemlerle toprak sahiplerini yönlendirmeye çalışanlar çıkıyor. Bu tür durumlara karşı dikkatli olunması gerektiğini özellikle vurguluyoruz.

Biz toprak sahiplerimize sürekli şunu söylüyoruz: Bu süreçte acele etmeyin. Kimsenin ‘seni korurum’ gibi söylemlerine itibar etmeyin. Eğer yapılacak bir şey varsa biz birlikte yaparız. Ama bunun yolu birilerine sığınmak değil. Zaten devlet ve bakanlık süreci şeffaf bir şekilde yürütüyor. Bu nedenle kimsenin böyle aracılara ihtiyacı yok.''

şeklinde konuştu.

''Kurdelenin kesildiğini hep birlikte göreceğiz''

Programın sonunda projeyle ilgili temennilerini dile getirdi ve bilgilendirmelerin süreceğini de söyleyen Karabulut ''Süreç şu anda sağlam'' mesajı verdi:

''Biz bilinçli toprak sahipleriyle birlikte, bilinçli bir şekilde süreci yönetmek istiyoruz. Her adımı danışarak, konuşarak atmak zorundayız. Çünkü atılacak tek bir imza, yıllardır beklenen hayalleri riske atabilir. Bu yüzden sürekli bilgilendirme yapıyor, uyarılarda bulunuyoruz.

İnşallah çok yakın zamanda İnciraltı ve Bahçelerarası’nda ilk kazmanın vurulduğu, kurdelenin kesildiği günü hep birlikte göreceğiz. O gün geldiğinde, bölgedeki tüm toprak sahipleriyle birlikte bunu kutlamak istiyoruz.

Süreç şu anda sağlam, hukuka uygun ve emin adımlarla ilerliyor. İnşallah sonu da hayırlı olur, Allah bizleri mahcup etmez.”

Muhabir: Yağmur Daştan