Bugün “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” kutlu olsun. Erkek bir vatandaş olarak bugün yazıma “Kadınlarımız her şeyimiz” diyerek başlayacağım ve kelimelerimi bu bağlamda sıralayacağım. Şimdi biraz düşünün bakalım. Yaşamına son verilen kadınlar, erkekler olarak bizim neyimiz oluyor? O kadar çok yanıtı var ki, ben bugün içinden çıkabildiğim kadarıyla sıralayacağım. Dünyaya gelip gözümüzü ilk açtığımızda tanıdığımız ilk kadın kim, annemiz… Biraz büyüdük mü, varsa ve bizden önce dünyaya gelmişse ablamız, sonra olursa kız kardeşimiz. Varsa anneannemiz, babaannemiz, yine varsa teyzemiz-halamız, yine varsa yengemiz, biraz daha büyüdük ve sokağa çıktık mı, komşu teyzelerimiz, komşu ablalarımız, komşu kız kardeşlerimiz ve biraz daha büyüyüp gençlik çağına girdik mi, kız arkadaşlarımız. Şu ara ülkemizin ekonomik konumu nedeniyle biraz zor ama nişanlımız, bir süre sonra da eşimiz ve ilerleyen zaman dilimi içinde olursa kızlarımız. Ve inancı ile etnik kökeni ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olan kadınlarımız…
 
Şimdi size soruyorum; son 10 yılda ülkemizde öldürülen kadınların sayısını biliyor musunuz, yaşadığımız bu topraklarda, kadınlar biz erkeklerin neyi oluyorlar? Can yoldaşlarımız, akrabamız, komşumuz ve bu ülkenin senin benim gibi vatandaşımız. Aslında yukarıda ilk cümlemde belirttiğim gibi “Her şeyimiz” oluyorlar. Peki, kadın cinayetleri niçin işleniyor? Bu sorunun aslında o kadar çok yanıtı var ki, ben girmeyeyim. Çünkü içinden ne ben çıkabilirim, ne de siz. Ayrıca yazmaya kalkarsam, bu koca sayfa almayacağı gibi, beni de en kısa süre içinde Silivri yolcusu yaparlar, onu da belirteyim.
 

Kadın platformlarına göre ülkemizde cinayete kurban edilen kadın sayısı bakımından dünyadaki 144 ülke içinde en düşükten başlayarak rakamları artan listede üzücü ama 126’ıncı sıradayız. 2019 yılı verilerine göre dünyada kadına şiddetin en yüksek olduğu ülkeler, yüzde 85 ile Pakistan, Senegal’de yüzde 78, Yemen’de yüzde 67, Afganistan’da yüzde 61. Oranı çok yüksek olan bu ülkelerle ilgili yorum yapmayacağım, benim ne demek istediğimi siz anlamışsınızdır.
 
Peki, Avrupa ve Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında erkeklerden fiziksel veya cinsel şiddet gören kadın oranının en yüksek olduğu ülke hangisi? Ne yazık ki, ülkemiz Türkiye ve oranı da yüzde 38. “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun” raporuna göre sadece 2021 yılında Türkiye’de 280 kadın cinayeti yaşanmış ve aynı yıl içinde 217 de şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiş. Ülkemizde “son 10 yılda” ise toplam 3091 kadın (bazı platformlara göre ise 3850 ve 4097) işlenen cinayetler sonucu yaşamdan uzaklaştırılmış. Ürkütücü değil mi? Size üzücü ama yakın zamanda yaşanan korkunç bir dizi kadın cinayetleri hatırlatması yapayım; 10 gün önce sadece bir günde (27 Şubat 2024) yani 24 saat içinde dokuz kadın vatandaşımız cinayete kurban edildi. Bu cinayetler ne yazık ki, kadına şiddeti önlemeye yönelik İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin imzasını çekmesinin ardından arttı. Ayrıca 6284 sayılı kanunun Cumhur İttifakı’na katılan iki siyasi parti tarafından kaldırılması ile ilgili yaşanan süreç kadına karşı şiddet ve cinayetlerin artmasına neden oldu. Ülkemiz şu anda hani derler ya, “kimin eli kimin cebinde belli değil” aynen böyle. Herkes bildiğini okuyor, olan tüm olumsuzluklar emeklilere, emekçilere ve çiftçilere oluyor. Hatırlarsanız bir zatı muhterem (!) konumu gereği toplumla alay ederek ve sırıtarak, ayrıca halkı küçük görüp aptal yerine koyarak ve bilmişlik taslayarak, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” demişti ya, çok doğru. Halen atını alan Üsküdar’ı geçiyor ve bu güzel ülke “Yapanın yanına kâr kalan bir ülke” haline getiriliyor.
 
Gelin diğer ülkelere de bir göz atalım. Bakalım onlarda kadına bakış ve davranış nasıl? Kadına şiddet oranında Türkiye’nin ardından yüzde 37 ile Kolombiya, ardından Kosta Rika ve ABD yüzde 36 ile sıralanıyor. Yine hayat standardının oldukça yüksek olduğu ülkelerden Yeni Zelanda’da kadına şiddet oranı yüzde 35. Kadına şiddetin en düşük olduğu ülke yüzde 2 ile Kanada. Hemen üstünde yüzde 7 ile Şili ve yüzde 10 ile İsviçre geliyor.
 
Ülkemiz zirvede yer almasına rağmen birçok modern ve çağdaş Avrupa ülkesinde de kadına şiddet oranının yüksek olduğu dikkat çekiyor. Buna göre Letonya ve Danimarka’da kadına şiddet oranı yüzde 32. Finlandiya’da yüzde 30 ve İngiltere’de yüzde 29. İsveç yüzde 28, Norveç yüzde 27, Hollanda yüzde 25, Belçika yüzde 24, Almanya yüzde 22, İtalya ve Yunanistan yüzde 19. Dünya ülkeleri arasındaki Japonya’da ise yüzde 15, Meksika’da da yüzde 14.
 

***     

Geçen yıl Son Mühür Gazetesi’ndeki köşemde size Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’de, kadınlara ne gibi haklar verdiğini yazmıştım. Kısa da olsa bugün tekrar bunları aktaracağım. “Kadının yeri evidir” ve “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin” diyen zihniyeti ele geçirmeye çalışan, böyle güzel bir vatanda dünyaya gelip, bir de bu ülkenin her türlü nimetinden en üst düzeyde faydalanan bazı hainlere yine hatırlatacağım. Kadınların son yıllarda yoğun olarak uğradığı saldırı ve cinayetlerden kurtarılması dileğiyle, gelin ilk Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ülkesindeki kadınlara tanıdığı hakları hatırlayalım. 

Öncelikle kabul edilen Medeni Kanun ile erkeklere tanınan tüm haklara kadınlar da sahip oldu. Tek eşlilik, seçme ve seçilme hakları ile resmi görevlere atanmaları kabul edildi.
3 Mart 1924’te eğitimde erkeklere tanınan haklar yürürlüğe girdi.
1928 ve 1930’da kadın doktorlar da görev yapmaya başladı.
1936’da İş Kanunu ile kadınlara çalışma hayatında düzenleme getirildi.


3 Nisan 1930’da belediye meclislerine üye seçme ve seçilme hakkı tanındı. 1934 yılından itibaren de belediye başkanı, milletvekili seçme ve seçilme hakları verildi. Ki, Fransa kadınlara bu hakları 1946’da, İsviçre 1971 yılında tanıdı.
18 Nisan 1935’de Atatürk’ün himayesinde dünyada ilk “Uluslararası Kadın Kongresi” İstanbul’da toplandı.
İçimizdeki Atatürk düşmanı hainler ile çocuk ve kadın düşkünü din simsarlarına bu kadar yeter, diyor, son cümlemi Atatürk’ün şu sözleriyle bitiriyorum:  “Türk kadını sen omuzlar üstünde göklere yükselmeye layıksın.”
Sevgilerimle…