Uzun çalışma saatleri ve vardiyalı sistemler, modern iş dünyasının en yorucu gerçeklerinden birini oluşturuyor. Bir çalışanın bedensel sınırlarını ne kadar zorlayabileceği ve bu emeğin kanunlar önündeki karşılığı, iş mahkemelerinin raflarını dolduran dosyaların ana temasını oluşturmayı sürdürüyor.
Fazla Mesai Çıkmazı İstifayla Bitti
Özel sağlık sektöründe ambulans direksiyonu sallayan genç bir çalışan, ay sonunda eline geçen paranın tuttuğu nöbetleri yansıtmadığını fark etti. Hakkını alamamanın verdiği kırgınlıkla ceketini alıp çıkan şoför, mahkemenin kapısında soluğu aldı. Talebi netti; yılların birikimi olan kıdem tazminatı ve ödenmeyen o uzun gecelerin parası. Şirket ise faturayı tamamen işçiye kesmeye çalıştı, şoförün yaptığı kazaları öne sürerek işten çıkarmanın yasalara uygun olduğunu savundu.

Mahkemeden Çıkan Yüklü Fatura
İlk etapta adalet terazisi işçiden yana ağır bastı. Yerel mahkeme, bayramlarda seyranlarda direksiyon başında olan şoförün parasının verilmediğine kanaat getirdi. Dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne taşındığında, İzmir'in kalabalık sokaklarındaki yoğunluk gibi, hastane temposunun da hiç bitmediği vurgulandı. İstinaf heyeti, "Acil durumun saati olmaz" diyerek işçinin 24 saatlik nöbetin ancak 4 saatinde dinlenebildiğini, kalan devasa 20 saatin mesai olduğunu belirtti ve tazminatı onayladı.
Yargıtay Bordroları Sordu
Ancak son sözü söyleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi oldu ve İstinaf'ın hesabına neşteri vurdu. Yüksek yargı üyeleri olaya oldukça pratik yaklaştı: Bir insanın durmaksızın 20 saat çalışması fiziksel olarak imkansızdı. Kararda, hastanede bekleyen şoförün yemeğini yediği, çayını içtiği ve uyuyabildiği vakitler göz önüne alınarak çalışma süresi 14 saatle sınırlandırıldı. Üstelik yerel mahkemenin, şirketin sunduğu ücret bordrolarını kapağını bile açmadan kenara atması büyük bir hata olarak kayda geçti. Artık hesaplar günlük 11 saati geçen o 3 saatlik fark üzerinden yeniden yapılacak.
Fazla mesai ücretini alamadığı için istifa eden ambulans şoförünün davasında Yargıtay, 24 saatlik vardiyaların en fazla 14 saatinin çalışma sayılabileceğine hükmetti.
Gün boyu süren vardiyalar ve iş yerinde geçirilen uzun saatler, çalışanların sosyal hayatından çalan en büyük etkenlerin başında gelir. Alın terinin maddi karşılığını arayanlarla, iş yerinin kurallarını savunanların karşı karşıya geldiği davalar, sık sık emsal niteliğinde sonuçlar doğurarak çalışma hayatına yön veriyor.
Hastanede Patlak Veren Ücret Krizi
Bir ambulansın içinde sabahlara kadar vaka bekleyen, kan ter içinde hastaları yetiştirmeye çalışan bir adamın hikayesi bu. Özel bir hastanenin bordrolu çalışanı olan şoför, gece gündüz demeden tuttuğu yirmi dört saatlik nöbetlerin parasını alamayınca ipleri kopardı. Mahkemeye sunduğu dilekçede, yasal tatillerde bile direksiyon başında olduğunu belirterek hakkını istedi. Davalı şirket ise olayı işçinin devamsızlığına ve yaptığı maddi hasarlı trafik kazalarına bağlayarak tazminat vermekten kaçınmaya çalıştı.
Mahkemenin Uyku Hesabı
İş Mahkemesi şoförün mağdur edildiğine karar vererek tazminat yolunu açtı. Ardından dosya İstinaf'a gitti. Bölge Adliye Mahkemesi olaya çok farklı bir boyut kazandırdı. Malatya'daki yoğun bir hastane acili nasıl durup dinlenmek bilmezse, o ambulanstaki şoförün de öyle olduğunu savundu. "Her an telsizden anons gelebilir" düşüncesiyle uyumanın mümkün olmadığını belirten mahkeme, süreci sadece dört saat dinlenme ve yirmi saat aktif çalışma olarak kayıtlara geçirdi.
Emsal Karar Dengeleri Değiştirdi
İşte tam bu noktada Yargıtay 9. Hukuk Dairesi devreye girerek o meşhur kararı yazdı. Yargıtay hakimleri, insanın doğasını ve bedensel sınırlarını hatırlatarak 24 saatlik mesainin 20 saatinin direksiyon başında geçemeyeceğini belirtti. Bekleme anlarında uykuya ve molalara bolca zaman kaldığı vurgulanarak, maksimum fiili çalışma süresinin sadece ve sadece 14 saat olabileceği altı çizilerek anlatıldı. Mahkemenin, davacının yıllık izne çıktığı günleri bile sanki mesaideymiş gibi hesaba katması çok büyük bir yanlış olarak değerlendirildi. Tüm bu eksikler yüzünden dosya bozuldu ve yeni bir sürecin kapısı aralandı.





