Son Mühür / Atakan Başpehlivan Ziraat Odaları İzmir Koordinasyon Kurulu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Sulama Kooperatifleri İzmir Birliği, Ziraatçılar Derneği İzmir Şubesi, İzmir Tarım ve Kent Konseyi Tarım Çalışma grubu ‘Tarımda Su Kullanımı Gerçeği’ bir basın toplantısı gerçekleştirerek, kamuoyunda su kullanımı ile bilgilendirmelerde bulundu.

Ahmet Tomar: Üreticiyi suçlamak ya da tarımsal üretimi kısmak doğru değil

Ahmet Tomar: Üreticiyi suçlamak ya da tarımsal üretimi kısmak doğru değil

Ziraat Mühendisleri Odası Lokali’nde gerçekleşen basın açıklamasını İzmir Kent Konseyi Tarım Çalışma Grubu adına okuyan Ahmet Tomar, tarımsa sulama ile ilgili önemli değerlendirmelerde ve açıklamalarda bulunarak, “Son yıllarda artan kuraklık, iklim değişikliği ve su krizi tartışmalarında tarım sektörü sıklıkla su tüketiminin başlıca sorumlusu olarak gösterilmektedir. Ancak bu yaklaşım eksik veriye dayalı, bütüncül bakıştan uzak ve stratejik açıdan sakıncalıdır.

Dünya genelinde su kullanımının yaklaşık %70’i tarımsal üretimde gerçekleşmektedir. Türkiye’de ise bu oran %75'dir. Bu tablo çoğu zaman ‘tarım suyu tüketiyor’ şeklinde yorumlanmaktadır. Oysa tarımda kullanılan suyun önemli bir bölümü doğal su döngüsüne geri dönmekte; toprak, yeraltı suyu ve atmosfer sistemi içinde yeniden dolaşıma katılmaktadır. Dünya toplam işlenen tarım alanlarının yaklaşık %20’si sulanmaktadır. Sulanan alanlar, dünya tarımsal üretiminin yaklaşık %40’ını sağlamaktadır.

Sulanan alanlar: Bitkisel üretim değerinin yaklaşık %50–55’ini, Sebze üretiminin %70’ten fazlasını, Meyve üretiminin büyük bölümünü, Pamuk, mısır, çeltik gibi stratejik ürünlerin neredeyse tamamını karşılamaktadır Türkiye, kişi başına düşen yaklaşık 1.300 m³ su miktarı ile su stresi yaşayan bir ülkedir. Önümüzdeki yıllarda bu miktarın 1.000 m³’ün altına düşme riski bulunmaktadır. Bu gerçek, suyun her sektörde daha verimli yönetilmesini zorunlu kılmaktadır. Ancak çözüm; tarımı ötekileştirmek, üreticiyi suçlamak ya da tarımsal üretimi kısmak değildir.” dedi.

“Doğru yaklaşım; Havza bazlı üretim planlaması yapmak, Modern basınçlı sulama sistemlerini yaygınlaştırmaktır”

Son olarak, sulama konusunda özellikle havza bazlı üretim planlaması yapılması gerektiğinin altını çizen Tomar, su politikalarının ve tarım politikalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Tarım; Gıda güvenliğinin temelidir. Milli güvenlik açısından stratejik bir sektördür. Kırsal istihdamın ve sosyal dengenin ana unsurudur. Pandemi süreci, Rusya Ukrayna savaşı ve küresel krizler göstermiştir ki, gıda arzı en az enerji ve savunma sanayi kadar kritik bir konudur.

Tarımı zayıflatan politikalar uzun vadede ülkemizi dışa bağımlı hale getirebilir. Sorunun kaynağı; Havza bazlı üretim planlamasının yetersizliği, Su tüketimi yüksek ürünlerin yanlış bölgelerde yetiştirilmesi, (Küçük Menderes havzasının silajlık mısıra mahkum edilmesi gibi) Açık kanalet sistemleri ve vahşi sulama yöntemleri, Yeraltı suyunun kontrolsüz kullanımıdır. Doğru yaklaşım; Havza bazlı üretim planlaması yapmak, modern basınçlı sulama sistemlerini yaygınlaştırmak, su verimliliği yüksek üretim modellerine geçmektir.

Arıtılmış atık suların tarımda kullanımını artırmak, çiftçiyi teknoloji ve eğitimle desteklemektir. Tarım sektörü ‘su israf eden bir alan’ değil, doğru yönetilmediğinde risk oluşturan bir alandır. Çözüm; üretimi azaltmak değil, verimliliği artırmaktır. Unutulmamalıdır ki, suyu ithal edemeyiz ama gıdayı ithal ettiğimizde aslında başka ülkelerin suyunu tüketmiş oluruz. Bu nedenle su politikaları ile tarım politikaları birlikte ele alınmalı; sürdürülebilir, bilimsel ve stratejik bir yönetim anlayışı benimsenmelidir.”

Muhabir: ATAKAN BAŞPEHLİVAN