Son Mühür / Erkan Doğan - Aşırı iş yoğunluğu altında çalıştıklarını anlatan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Yüksek Öğretim Kurumu’na (YÖK) çağrıda bulundu, “Tükendik! Kadro istiyoruz”
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Poliklinikleri önünde toplanan Türk Sağlık Sen, SES, Birlik Sağlık Sen ve HEP-SEN sendika üyeleri ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Türk Sağlık Sen Üniversiteler Şube Başkanı Ahmet İlker Gürsoy tarafından okundu. “Üniversite hastanelerinde giderek büyüyen personel krizi artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaşmıştır” diyen Gürsoy, “Üniversite hastaneleri çalışanlar tarafından tercih edilmemekte, göreve başlayan birçok sağlık çalışanı kısa süre içinde istifa ederek kurumdan ayrılmaktadır. Bu durum yalnızca çalışanları değil, sağlık hizmeti alan vatandaşlarımızı da doğrudan etkilemektedir. Üniversite hastaneleri; yalnızca sağlık hizmeti sunan kurumlar değil, aynı zamanda eğitim ve araştırma faaliyetleri ile ülkemizin sağlık sistemine yön veren köklü kurumlardır" diye konuştu.

YÖK'e 300 kişilik kadro için başvuru yapıldı
Konuşması sloganlarla kesilen Gürsoy, "En ağır hastaların tedavi edildiği ve geleceğin sağlık emekçilerinin öğrenim gördüğü bu kurumların çalışanlar tarafından tercih edilmemesi, yalnızca bir kurum sorunu değil, sağlık sisteminin geleceğini tehdit eden ciddi bir yapısal sorundur. Üniversite ve hastanemiz yönetimi değiştiğinde Rektör hocamız ve başhekimliğimiz tarafından meslek gruplarına özel çalışan eksiği belirlenmiş ve Yüksek Öğretim Kurumuna 300 kişilik kadro için başvuru yapılmıştır.Üniversitemizin kritik öneme sahip personel talebi YÖK tarafından ivedilikle görüşülerek taleplerimizin karşılanması, sahada ağır mesai yüküyle mücadele eden mesai arkadaşlarımıza bir nefes aldırılmalıdır. Kadro taleplerinin geciktirilmesi üniversite hastanelerinin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Sağlık hizmeti, anayasal güvence altında olan temel bir kamu hizmetidir. Kamu hizmetinin sürdürülebilirliği, ancak yeterli ve dengeli personel istihdamı ile mümkündür. Çalışanların tükenmişlik noktasına sürüklendiği bir sistemin uzun vadede ayakta kalması mümkün değildir. Artan personel açığı, kalıcı çözümler yerine geçici görevlendirmelerle kapatılmaya çalışılmaktadır. Yapılan sık görevlendirmeler, zaten sosyal hayatı kalmayan sağlık çalışanlarının aile hayatına olumsuz etki etmektedir” diye konuştu.
“Hasta güvenliği riske atılıyor”
Gürsoy sözlerini şöyle sürdürdü, “Çalışanlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturmakta, çalışma düzenini bozmakta ve hasta güvenliğini riske atmaktadır. Sürekli değişen görevlendirmelerle sağlık hizmetinin sürdürülebilir olması mümkün değildir. Görevlendirmelerle eleman açığının kapatılabileceği düşüncesi gerçekçi değildir ve sorunu sadece ertelemektedir. Personel eksikliği nedeniyle mevcut çalışanlar zorlanırken, insan gücünün doğru planlanmaması sorunları daha da büyütmektedir. Mevcut personelin ekonomik ve verimli kullanılması gerekirken, görev tanımları dışında çalıştırılmaları ve ünvan dışı görevlendirmeler yapılması çalışan haklarına açıkça aykırıdır. Sağlık hizmeti, geçici çözümlerle değil, doğru planlama ve yeterli kadro ile yürütülebilir. Bugün gelinen noktada personel yetersizliği nedeniyle bazı kliniklerin mevcut kapasiteyle hizmet vermesi giderek zorlaşmaktadır. Eğer yeterli personel sağlanamıyorsa, kliniklerin planlı şekilde küçültülmesi gündeme alınmalı ve mevcut insan gücü gerçekçi biçimde planlanmalıdır. Yetersiz personelle tam kapasite çalışmaya zorlanan bir hastane düzeni ne çalışanlar için sürdürülebilir ne de hastalar için güvenlidir. Hastane yönetiminin personel açığının kapatılması amacıyla kadro talebinin henüz sonuçlandırılmamış olması sorunların büyüyerek devam etmesine neden olmaktadır. Kadro taleplerinin gecikmesi, sağlık hizmetinin sürdürülebilirliğini tehlikeye atmaktadır. Yükseköğretim Kurulu artık üniversite hastanelerinde yaşanan personel krizini görmeli ve sorumluluk almalıdır. Üniversite hastanelerinin yıllardır süregelen kadro sorunları görmezden gelinmemeli, gerekli kadro planlaması gecikmeden hayata geçirilmelidir”





