Son Mühür / Atakan Başpehlivan Sabah saatlerinde gergin bir atmosferde başlayan İzmir Kuyumcular Odası Genel Kurulu’nda mevcut başkan Murat Kurtuluş Buyrukçu ve aday Turgay Baransel kürsüden konuşmalarını gerçekleştirerek, birbirlerine karşılıklı eleştirilerde bulundu.
Turgay Baransel: Kemeraltı’na müşteri gelmiyor

İlk konuşmayı gerçekleştiren ve kürsüden başkan Buyrukçu’yu eleştiren Turgay Baransel, “Çarşı’mızda bir ayar evimiz vardı. Bunu odamıza hibe etmişlerdi. Bu yönetim gelir gelmez burayı sattı ve cüzi bir paraya sattı. Çöp oldu burası. Oda’nın aracı alındığı zaman, bir sürü borcu vardı. Şu an odanın çok ciddi borçları var, elemanların maaşları ödenmiyor. Bu paralar yeniden ödenecek. Bugün biz kuyumcular 50 lira para kazanamıyoruz. Toptancı 900 lira kazanıyoruz. Otopark konusuna geleceğim. Çok geç kalınmış bir olay oldu ne yazık ki. Şu an Kemeraltı’na müşteri gelmiyor.
İnsanlar arabasını nereye koyacaklar? Altın Kent’in reklamı yapılıyor. Altın Kent’in oda ile hiçbir ilgisi yok. Bu kooperatif zaten bir buçuk yıl önce kurulmuş, odada zaten para yok zararda. Bu Altın Kent’te arsa diye bir şey yok. Türkiye’nin değil dünyanın hiçbir yerinde üstünde rezidans olamaz. Biz Kemeraltı’nı canlandıralım derken, bu insanları oraya götürmek doğru değil. Biz para kazandırmaya geliyoruz. Şu anda İzmir Kuyumcular Odası denetlemededir. Ben kimsenin oğluna ve ailesine laf atmıyorum ben Murat Kurtuluş Buyrukçu’ya konuşuyorum. Ayrıyeten oğlunu odada çalışır gösterip, 15 ay maaş ödetti. Şu an odanın denetlemede olma sebebi budur. Ben odayı şikayet etmedim ben şahsı şikayet ettim.”
Murat Kurtuluş Buyrukçu: İzmir’in geleceğinin 50 yıllık vizyonunu çiziyoruz

Öte yandan, İzmir’in 50 yıllık gelecek vizyonunu seçtiklerinin altını çizen ve gerçekleştirdikleri konuşmasında Baransel’in eleştirilerine yanıt veren Murat Kurtuluş Buyrukçu ise şu ifadeleri kullandı: “Biz odayı devraldığımızda 442 bin lira borç ile aldık. Bugün ki rakamla baktığınızda 5 buçuk, 6 milyon gibi bir rakam oluyor. Oda’nın bir aracı vardı bu araç artık hurdaydı. Sürekli tamir ve bakımından nefes alamıyorduk. O bahsedilen laboratuvarın bir onay süreci vardı. Bizim lise mezunu personeli çalıştıracak gücümüz yoktu. O süreçte ben oğlumu orada sigortalı bir şekilde çalışan gösterdim.
Sigorta parası kadar odaya bağış yaptım makbuz burada, maaşımı da odaya bağışladım, vazgeçtim. Ayar evi konusu vardı, ben 1984’te çarşıya geldim. Ben oraya geldiğimde o ayar evi vardı o aletler vardı. Bu makineler 40 yıllık eskimiş makinelerdi. Ayar evi iktisadi bir işletmedir. Bu kuyumculuk etiğine ve oda etiğine uyar mı? O evin hiçbir geçerliliği yok 9 aydır kirası ödenmemişti. Kira borçları vardı. Benim elimde teslim tutanakları var. Odanın demirbaşları içinde ayar evi yok. Laboratuvar için herkese gittik. Burayı kullanın diye bas bas bağırdık. Bizim hiçbir çiçekçiye borcumuz yoktur kağıdı da burada.
Yetki belgesi ile ilgili sınavları yapıyoruz. Eğer döviz büroları altın satıyorsa, kuyumcularda döviz satacak o zaman. Bir gram altın satmamızı engelleyemezsiniz. Otopark için yaptığımız mücadeleyi herkes biliyor. En çokta Kemeraltı esnafı biliyor. İzmir’in geleceğinin 50 yıllık vizyonunu çiziyoruz. Bunu görmek bir görüş meselesidir. Hep ileriyi görerek hareket ettim. Altın Kent’in arsası için katalog bastırdık, peşinat verilmedikten sonra ben böyle bir video hazırlayabilir miyim? Arsa yok diyor, bilmeden konuşmak bu kadar olur. Kendisi şahsı adına bir tane kooperatif yaptı ve sattı. Biz İzmir’e kuyumcular kenti yapıyoruz, bunu marangozlar odası mı yapacak? Ne kadar komik bir şey. Bunu tabii ki kuyumcular yapacak. Bu hamle 100 seneyi kurtaracak.”





