Son Mühür/ Beste Temel- İzmir'in Foça ilçesi, tarihi bir söyleşiye ev sahipliği yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin önemli dönemlerinde milletvekilliği ve eski başkanvekilliği görevlerinde bulunmuş, aynı zamanda değerli bir avukat ve araştırmacı yazar olan Kıvılcım Kemal Anadol, Foça Mübadilleri ve Öncesi Birlik ve Beraberlik Derneği'nin düzenlediği "Lozan ve Mübadele" konulu etkinlikte ana konuşmacı olarak yer aldı. Anadol, özellikle Lozan Antlaşması'na yönelik son dönemdeki eleştirilere sert tepki gösterirken, ABD Büyükelçisi'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne Osmanlı modeli tavsiye etmesini "ya cehalet ya da kasıtlı" olarak nitelendirdi.

Mübadelenin acı yüzü ve tarihi gerçekler
Tarihi Beşkapılar Kalesi'nde gerçekleşen söyleşide, Kemal Anadol'a kendisi de mübadil bir ailenin çocuğu olan dernek yönetim kurulu üyesi ve yerel tarih araştırmacısı Ruhi İyigün eşlik etti. Konuşmacılar, mübadelenin derinlemesine tarihçesini, bu zorunlu göçün ardındaki nedenleri ve mübadeleye tabi tutulan insanların yaşadığı tarifsiz acıları, vatan özlemlerini ve geride bırakılan hayatların dramını gözler önüne serdi. Söyleşi boyunca, mübadele dönemine ait çarpıcı fotoğraflardan oluşan bir slayt gösterimi de yapıldı, katılımcılar o dönemin zorluklarını görsel hafızalarına kaydetti.
Konuşmacılar, özellikle mübadelenin ısrarla din temelli olarak yapılmasının, Yunanistan'daki Müslüman Türk nüfusunu o topraklardan uzaklaştırma amacını taşıdığına dikkat çekti. Ayrıca, mübadele öncesi bazı dönemlerde yayılan asılsız dedikoduların, özellikle Batı Anadolu'da nüfusları artan Rum halkının Yunanistan'a göç etmeleri için zemin hazırladığı da vurgulandı. Bu tarihi detaylar, mübadelenin sadece bir nüfus değişimi değil, aynı zamanda siyasi ve sosyal manipülasyonlarla da şekillendiğini gözler önüne serdi.

"Tanrı hiçbir topluma bir daha mübadele görmeyi nasip etmesin"
Mübadelenin insan ruhunda bıraktığı derin izleri, Limnili bir mübadil ninenin "Biz Limni'de altın kaşıkla yemek yerdik. Buraya geldik tahta kaşığı bulamadık" sözleriyle anlatan Ruhi İyigün, bu ifadenin varlıktan yokluğa geçişin en ağır anlatımı olduğunu belirtti. İyigün, insanların kaç yaşında olursa olsun, doğdukları, vatan bildikleri toprakları, komşularını ve arkadaşlarını asla unutamadığını vurguladı. Konuşmasını; "Ne yaşayanlar unuttu ne de bugün bizler unuttuk. Tanrı hiçbir topluma bir daha mübadele görmeyi nasip etmesin" sözleriyle tamamlayan İyigün, Foça'da kurdukları derneğin önemine değindi.
Mübadil kültürünü yaşatmak, eski anıları paylaşmak ve tarihe tanıklık etmek amacıyla yola çıktıklarını belirten İyigün, 6 kişiyle başlayan dernekleşme sürecinde şu anda 600 kişiye yaklaştıklarını büyük bir gururla ifade etti. Kemal Anadol gibi değerli bir araştırmacının söyleşide yer almasından duyduğu memnuniyeti dile getiren İyigün, Anadol'un Foça'da geçen ilk romanı Büyük Ayrılık ve Lozan Antlaşması hakkında sunduğu bilgilerin katılımcılar için çok değerli olduğunu sözlerine ekledi.

"Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusu"
Kemal Anadol, söyleşinin en dikkat çekici bölümlerinden birinde Lozan Antlaşması'na yönelik eleştirilere sert bir yanıt verdi. Anadol, "Lozan'ın 102. yıldönümünü kutluyoruz. Türkiye'nin tapusu olan bu antlaşma üzerine bu günlerde aleyhte birtakım söylentiler, dedikodular hatta demeçler görerek üzülüyorum. Bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak utanıyorum" ifadelerini kullandı. Bu tartışmaları başlatanın ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi olduğunu belirten Anadol, büyükelçinin Osmanlı modelini Türkiye'ye tavsiye etmesini ve Lozan'ı Sykes-Picot anlaşmalarıyla bir tutmasını "ya cehaletinden ya da kasıtlı olarak" yaptığını söyledi.
Anadol, Türkiye Cumhuriyeti'nin Lozan Antlaşması sonucunda kurulan bir ulus devlet olduğunu, laik bir yapısı bulunduğunu ve demokrasiyi benimsediğini vurguladı. "Bütün engellere rağmen, içinde bulunduğu demokratik sorunlara karşın, hala 102 senedir yaşıyorsa, bunu temellerinin sağlam oluşuna borçludur" diyen Anadol, sözlerini "Ne derlerse desinler Lozan'a atılan bütün çamurlar iftiradır ve inandırıcı olmaktan çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları Lozan'a sahip çıkmaktadırlar" şeklinde tamamladı.
Söyleşinin sonunda Dernek Başkanı Osman Mert, konuşmacılara teşekkür ederek günün anısına birer belge takdim etti.





