Son Mühür - Ocak ayı için belirlenen yüzde 34,88’lik kira artış oranını değerlendiren İzmir Emlak Kulübü Başkanı Rıdvan Akgün, bu oranın İzmir piyasasının mevcut tablosuna denk düştüğünü belirtti. Akgün, beş yılı doldurmamış sözleşmelerde bu oranın bağlayıcı olduğunu vurgulayarak, “Bunun üzerinde talep edilemez. Altında yatırılan kiralar ise tahliye riskini doğurur. Kiracı bir lira bile eksik yatırsa, iki haklı ihtar sonrası tahliye gündeme gelir” ifadelerini kullandı.

Beş yılını dolduran sözleşmelerde ise kira tespit davalarının artacağını belirten Akgün, düşük bedelli kiralarda mülk sahiplerinin güncel piyasa talebiyle mahkeme yoluna gittiğini söyledi.

“Ortada ciddi bir kaos var”

İzmir genelinde on binlerce kiracı ve ev sahibinin bu süreçten etkilendiğini dile getiren Akgün, krizin yalnızca İzmir’e özgü olmadığını belirtti: “Kiracılar enflasyona, ev sahipleri piyasaya bakıyor. Biri gelirine göre konuşuyor, diğeri mülk değerine göre. İşin özü şu: ortada ciddi bir kaos var. Bu sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin barınma meselesidir.”

“Boş senet gibi belgeler baskı aracı haline geldi”

Sahada çok sert bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Akgün, bazı mülk sahiplerinin kira kontratı yapılırken tarihi ve içeriği açık olmayan tahliye taahhütnameleri aldığını söyledi. “Bu belgeler baskı aracına dönüştü. İstediği artışı kabul etmeyen kiracılar tahliye tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Davalar açılıyor, süreçler iki-üç yıl sürüyor. Bu sürede taraflar yıpranıyor. Arabulucular dolu, mahkemeler dolu. Bu mesele bu haliyle bitmez.”

Metropol ilçelerde kiralar 30–45 bin bandında

Boşalan konutlarda güncel kira bedellerinin çok yüksek seviyelerden açıldığını belirten Akgün, İzmir’de metropol ilçelerde kiraların 30 ila 45 bin lira aralığına çıktığını söyledi. “Daha düşük bedeller yalnızca eski, yorgun ve riskli binalarda mümkün. Onlar da 20–25 bin liradan başlar. Nisan-ağustos döneminde, yaz aylarında kiralarda yüzde 30-40 bandında yeni artışlar görülür. Bu tamamen arz-talep meselesidir.”

“Asgari ücretlinin İzmir’de yaşama şansı yok”

Konut yapısına da sert eleştiriler getiren Akgün, kentsel dönüşümün İzmir’de başarısız yürütüldüğünü ifade etti: “Yorgun binalar yıkılıp bütüncül dönüşüme girmeli. Ada bazlı, ilçe bazlı planlama şart. Ama yapılanlar parsel parsel, proje yapıp bırakma şeklinde. İzmir’in konut meselesi şu an rezalet. Çarpık yapılaşma, gecekondular, kaçak binalar her yerde. Bu şartlarda asgari ücretli bir ailenin İzmir’de güvenli konutta yaşama ihtimali yok. Ancak kentin çeperlerinde, eski ve afet riski taşıyan binalarda tutunma mücadelesi verir.”

Su sorunu için kritik uyarı

İzmir’de yaşanan su kesintilerinin henüz doğrudan kiralamaları belirlemediğini ifade eden Akgün, riskin büyüdüğüne dikkat çekti: “Şu ana kadar ‘su var mı’ diye ev tutulmadığına dair yoğun bir tablo yok. Ancak kesintiler artarsa bu durum inşaat sektörünü ve konut piyasasını sarsar. Depolu, tanker sistemli binalar konuşulmaya başlanır. Bu da yeni bir maliyet ve yeni bir kriz başlığı demektir.”

“Barınma dengesi kurulmazsa sorun büyür”

Hükümetin doğrudan müdahaleden çok denge kuran politikalar üretmesi gerektiğini vurgulayan Akgün, “Barınma meselesi çözülmeden kira artışları da, dava trafiği de, toplumsal gerilim de bitmez” değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Beste Temel