İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, İran’daki enerji tesislerine yönelik saldırılara ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bekayi, ABD ve İsrail’i hedef alarak enerji altyapısına yönelik saldırıların sivilleri doğrudan etkilediğini ve bunun “kimyasal savaş” niteliği taşıdığını öne sürdü.
Enerji tesisleri hedef alındı iddiası
İranlı yetkili, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, son dönemde İran’daki yakıt depolama ve enerji altyapısının hedef alındığını belirtti. Bekayi’ye göre bu saldırılar yalnızca askeri hedefleri değil, doğrudan sivil yaşamı da etkileyen sonuçlar doğuruyor.
Bekayi, “ABD ve İsrail’in İran halkına karşı yürüttüğü saldırılar, enerji altyapısına yönelik kasıtlı hedef almalarla tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır” ifadelerini kullandı.
“Tehlikeli maddeler havaya karışıyor”
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, özellikle yakıt depolama tesislerinin hedef alınmasının ciddi çevresel riskler oluşturduğunu vurguladı. Bekayi, bu tür saldırıların havaya zararlı ve zehirli maddelerin karışmasına neden olduğunu ileri sürdü.
Açıklamasında, “Yakıt depolarının hedef alınması sonucunda tehlikeli kimyasallar atmosfere karışmakta, sivillerin sağlığı risk altına girmekte ve çevre büyük zarar görmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
“Sonuçları İran’la sınırlı kalmayabilir”
Bekayi, söz konusu saldırıların yalnızca İran içinde değil, bölgesel ölçekte de ciddi sonuçlar doğurabileceğini savundu. Çevresel ve insani etkilerin geniş bir coğrafyaya yayılabileceğini belirten İranlı sözcü, uluslararası toplumun konuya dikkat kesilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Savaş suçu ve insanlığa karşı suç”
İranlı yetkili açıklamasının devamında saldırıları ağır ifadelerle eleştirerek bunun uluslararası hukuk açısından ciddi suçlar içerdiğini iddia etti. Bekayi, enerji altyapısına yönelik saldırıların savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Bekayi, “Bu saldırılar aynı anda savaş suçu, insanlığa karşı suç ve soykırım niteliği taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
Açıklama, Orta Doğu’da artan gerilim ve karşılıklı suçlamaların sürdüğü bir dönemde geldi. Bölgedeki gelişmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edilmeye devam ediyor.





