CUMOK Başkanlığı yaptığım yıllarda, yönetim olarak sendikaları, dernekleri, partileri ve vali yardımcılarını ziyaret edip onlarla tanışmak, görüş alışverişinde bulunmak kararı almıştık.

Fahir Işıksız, Mustafa Korkmaz Dinçer, Ramazan Urgancıoğlu gibi vali yardımcılarını o günlerden tanıdım.

Eğit-Der İzmir Şubesi üyesiydim. Eğitim-Sen dışında Eğit-Der'e de gidip geliyor hatta her 15 günde bir gerçekleştirilen Salı Söyleşileri'nin üç düzenleyici öğretmeninden biriydim. (Başkan Dursun Utku - Mehmet Karagöz - Recai Şeyhoğlu)

Yönettiğim / konuştuğum sözler ve konuk konuşmacıların bazı sözleri nedeniyle dernek 10 ya da 15 gün kapatılıyordu sıklıkla. (Çünkü söyleşilere sivil polisler katılıyormuş.)

Ramazan Urgancıoğlu ile iyi dostuz ya... Doğruca ona gidiyorum. Yanımda, il emniyet müdürü ile konuşuyor ve en fazla iki gün sonra derneğimiz yeniden açılıyordu.

İsim babası olduğum İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Okulu (Sonraki günlerde Özel Yücel Tonguç Koleji) projesi için dört emekli ilköğretim müfettişi ve ben makamına çıktığımız gün çaylarımızı içtikten sonra T. İş Bankası Konak Şubesi'ne gidip yapılacak bağışlar için hesap açtırdığımızı ve ilk bağışçılar olduğumuzu nasıl unuturum!

Eğitime, kitaba ve okumaya verdiği önemi yakından bilenlerdenim. Çalıştığım okula gelip kitaplığımızı açan da oydu. Mesai saatleri dışında da birlikte olduğumuz günler az değildi.

Sonraki yıllarda milletvekili aday adayı da oldu ama maalesef kabul görmedi. Sık sık "Anılarını kaleme al Ramazan Bey." diyordum. Olmadı maalesef. Zamansız kaybına çok ama çok üzülmüştüm.

Şair Mustafa Korkmaz Dinçer de yazmadı anılarını ama dergilere gönderdiği şiirlerle şiir coğrafyamıza adını yazdırdı.

Özbe öz abim bildiğim Fahir Işıksız, yazmaktan ziyade okumayı tercih ettiğinden onun da anıları yok ortada.

Bir başka abim bildiğim Kemal Nehrozoğlu'nun da anılarını yazmasını çok arzu ettim. Yazarsa redaksiyonunu yapacağımı bile söyledim. Hem valilik hem Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği anıları kim bilir ne kadar renklidir.

Ardahan Totuk arkadaşıma ise her fırsatta söylüyorum. Lütfen yaz diye... Ruşen Keleş'in çalışkan öğrencisi Cemal Yıldızer başarmış bunu. Aşıkça Yayınevi / Ankara - Eylül 2026, Cemal Yıldızer'in anılarını anlattığı 'İnsana Dokunmak' adını taşıyan ilk kitabı. İyi ki de yazmış...

Whatsapp Image 2026 10 07 At 08.20.30

Cemal Yıldızer'in kim olduğuna gelince...
1952 Sivas / Kangal - Yellice köyü doğumlu. İlkokul öğrenciliğinde başlamış ondaki kaymakam olma isteği. Liseyi Ankara'da okurken, kitapçılardan topladığı 500'e yakın roman-öykü-tarım ve hayvancılıkla ilgili kitapları yaz tatilinde köyüne götürerek kütüphane kurmuş. Köyüne ışık olmuş. Ankara Başkent Lisesi'nden mezun olunca tekstil mühendisliği okumak için Almanya'ya gitmiş. Sorunlar çıkınca yurda dönmüş, sınavlara girip SBF'yi kazanmış. 1980'in Ocak ayında okuduğu ders kitapları ve yardımcı kaynak kitaplar nedeniyle gözaltına alınmış.

Okulu bitirince 16 ay Ankara Belediyesi'nde çalışmış. 1982'de Ankara Valiliğinde maiyet memuru olarak göreve başlamış. Sırasıyla Çanakkale / Eceabat Kaymakam vekilliği, Bolu / Mengen Kaymakam vekilliği, Kırşehir Valiliği maiyet memurluğu, Ordu / Ulubey Kaymakamlığı, Bayburt / Aydıntepe Kaymakamlığı, Siirt Vali yardımcılığı, Kırşehir / Kaman Kaymakamlığı, İngiltere'de 8 ay yabancı dil öğrenimi, Kırşehir Vali yardımcılığı, İçişleri Bakanlığı hukuk müşavirliği, Bolu Vali yardımcılığı, Çanakkale Vali yardımcılığı, son olarak Mersin Vali Yardımcılığı görevinde bulunmuş...

Bunca görevin tabii ki unutulmaz anıları da olacak. İyi ki de anlatmış, yazıya dökmüş Cemal Yıldızer.

Nereden bilebilirdik Ordu ili / Ulubey ilçesi - Durak köyünde Cemal Yıldızer İlköğretim Okulu'nun bulunduğunu. Ulubey Kaymakamlığından ayrılış sonrası olmuş bu açılış ama davet edilmiş olsa da katılamamış bu açılışa.

Aydıntepe Kaymakamı iken (BAYBURT) burada 25 yıl imamlık yapan birinin telkinleriyle kız öğrencilerin ortaokula gidemeyişleri konusuna el atıp emekliye ayrılmış imamı da davet ederek ilçenin ileri gelenleri ve protokolü ile toplantı yapıp onları ikna ederek kız çocuklarının ortaokula kaydını yaptırmış.

Bu arada boş durmamış, mesleki konularda yazdığı makalelerle de hem yazma aşkını geliştirmiş hem de meslektaşlarını bilgilendirmiş.

Kitabın 80. sayfasına geldiğinde gözlerim fal taşı gibi açılıverdi.

"2005-2010 yılları arasında Bolu Vali Yardımcılığı görevimi yürütürken Aydınlanma öncüsü öğretmen Recai Şeyhoğlu, amansız hastalığa yakalanan annesinin unutulmaması için kütüphaneler zincirine Bolu ili Göynük ilçesi Ekinciler köyüne kütüphane kurulması için benimle iletişim kurdu. Recai Şeyhoğlu'nun özellikle köylerde kütüphane açma isteği beni de heyecanlandırdı. İlk kütüphaneyi 19 Ekim 2002'de RASİME-RECAİ ŞEYHOĞLU KÜTÜPHANESİ adıyla Bergama'nın Hacıhamzalar köyünde 3 bin 600 kitapla, TÜRKÜ ANA'nın (Rasime Hanım) Pir Sultan Abdal'dan deyişleri okumasıyla açıyor. Yazar Muzaffer İzgü şöyle diyor: "Rasime Şeyhoğlu Kütüphaneciler İmparatoriçesidir."

O kütüphane Sayın Cemal Yıldızer, köylüler ve bizim Bolu Temsilcimiz Ressam-yazar Fatma Marmara ile 4 Temmuz 2010'da açılmış fakat biz katılamamıştık.

Cemal Bey'in kitap sevgisi ve çabalarımıza gösterdiği ilgiyi unutmamız mümkün mü?

Whatsapp Image 2026 10 07 At 08.20.30-1


1981'de başladığı mülki idare amirliği görevinde Kaymakam, vali yardımcılığı, bakanlık hukuk müşavirliği yapan Cemal Yıldızer, 7 Kasım 2017'de yaş haddinden emekliye ayrılmış.

Görev yaptığı ilçelerde, illerde unutulmaz işlere imza atmış. Bu, 440 sayfalık oylumlu kitabında görülüyor. Kendisiyle ilgili mektuplara imza atan çok sayıda eğitimci, sanatçı, doktor, öğrenci, esnaf vb. kişilere yer vererek değerbilirliğini göstermiş.

Unutamadığım bir ayrıntı şu: Her görev yerine ilkokul öğretmeni Kazım Oflazlı'nın fotoğrafını taşımış.

Tabii, bu arada mülkiyeli dostlarına, özellikle Ruşen Keleş hocasına yer vermeyi de ihmal etmemiş. Mülkiyeli gençleri de unutmamış ama...

Kitabın en renkli sayfaları 283-294'te. Türkçedeki karşılığı ilikleme olan Akrostiş şiirlerle Cemal Bey'e sevgilerini göstermiş kimi sevdikleri.

Kitabın ikinci bölümü (299-440. sayfalar) fotoğraflara ayrılmış. Anı yüklü fotoğraflara...

Eline-yüreğine sağlık Cemal Bey!