Son Mühür/ Osman Günden - İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) Yüksek İstişare Kurulu, 13. toplantısını tamamladı. Toplantıda, dünyada derinleşen uluslararası siyasi ve askerî gelişmelerin Türkiye ekonomisi ve sanayi sektörü üzerindeki etkileri ele alındı. Sanayicilerin artan endişeleri değerlendirilerek kamuoyu ile paylaşma kararı alındı.

Kurul değerlendirmesinde; Çin’in ticaret politikalarında fiilen başlattığı yaptırım süreçleri, ABD’nin küresel ekonomik dengeleri etkileyen politika tercihleri ve Orta Doğu’da özellikle İran’da yaşanan ekonomik ve siyasi kriz ile yüksek enflasyonun tetiklediği toplumsal huzursuzluklara dikkat çekildi.

Bu sürecin dünya ekonomisini kırılgan ve öngörülmesi güç yeni bir döneme taşıdığı; enerji arz güvenliği, ticaret yolları, finansal piyasalar ve küresel tedarik zincirleri üzerinden Türkiye ekonomisinin doğrudan etkileneceği mütalaa edildi.

Sanayi, üretim ve ihracat ciddi baskı altında

Artan jeopolitik risklerin; enerji fiyatlarında dalgalanma, lojistik ve sigorta maliyetlerinde artış, tedarik zincirlerinde kırılganlık ve döviz kurlarında değişkenlik şeklinde sanayiye yansıma ihtimali bulunduğu ifade edildi.

Bu tablonun üretim maliyetlerini yükselttiği, ihracat pazarlarında rekabet gücünü zayıflattığı ve sanayi işletmelerini ciddi bir belirsizlik ortamına sürüklediği vurgulandı.

Kurul açıklamasında, küresel gelişmelerin yalnızca makroekonomik göstergelerle sınırlı kalmadığı; trafikten enerjiye, sudan finansmana kadar günlük yaşamı ve üretim süreçlerini doğrudan etkilediği belirtildi.

İaosb’den Küresel Risk Uyarısı! 1

Sanayici krediye erişemiyor

İAOSB Yüksek İstişare Kurulu, sanayicilerin karşı karşıya olduğu en temel sorunlardan birinin finansmana ve krediye erişimde yaşanan ciddi daralma olduğuna dikkat çekti.

Yüksek faiz oranları, ağırlaşan teminat koşulları ve kredi limitlerindeki kısıtların; üretimin, ihracatın ve yatırımların önünde önemli bir engel oluşturduğu vurgulandı.

Artan enerji, hammadde ve işçilik maliyetleri karşısında işletme sermayesine duyulan ihtiyacın büyüdüğü, kredi kanallarındaki yetersizlik nedeniyle sanayi işletmelerinin nakit akışı açısından kırılgan bir yapıya sürüklendiği kaydedildi. Bu durumun yalnızca mevcut üretimi değil, istihdamı ve orta–uzun vadeli büyüme hedeflerini de doğrudan etkileyebileceği ifade edildi.

Kurul, özellikle üretim ve ihracat odaklı firmalar için uzun vadeli, erişilebilir ve öngörülebilir kredi mekanizmalarının acilen devreye alınması yönünde güçlü beklenti bulunduğunu bildirdi.

Su krizi ve iklim değişikliği stratejik risk

Kurul açıklamasında, Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (ESİAD) ev sahipliğinde; İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve İzmir Ticaret Borsası’nın katkılarıyla düzenlenen Su Konferansı’nda ortaya konan değerlendirmelere de yer verildi.

İklim kriziyle birlikte küresel sıcaklık artışının 1,5 derece eşiğinin üzerine çıktığı, bunun deniz seviyelerinde yükselişe yol açtığı ve mevcut eğilimin sürmesi hâlinde artışın hızlanabileceği belirtildi. Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’nin, su stresi açısından yüksek risk grubundaki ülkeler arasında bulunduğu vurgulandı.

Bu çerçevede;

  • Tarımda kontrolsüz ve vahşi sulama yöntemlerinin sona erdirilmesi,
  • Evsel su tüketiminde tasarruf bilincinin yaygınlaştırılması,
  • Sanayide su verimliliği ve geri kazanım yatırımlarının hızlandırılması zorunlu başlıklar olarak sıralandı.

Deniz suyundan tatlı su elde edilmesi gibi çözümlerin gündemde bulunduğu, ancak bu yöntemlerin yüksek enerji tüketimi nedeniyle yeni maliyet baskıları oluşturduğu da kaydedildi.

Sanayicilere risk uyarısı: Mali yapı güçlendirilmeli

Kurul değerlendirmesinde, dünyanın ekonomik, siyasi ve çevresel risklerin iç içe geçtiği çalkantılı bir sürece girdiği ifade edildi. Olası yeni çatışmalar, özellikle İran merkezli gelişmelerin nasıl sonuçlanacağı ve Türkiye ekonomisine yansımalarının belirsizliğini koruduğu vurgulandı.

İAOSB Yüksek İstişare Kurulu; sanayicilerin jeopolitik riskleri dikkate alan mali planlamalar yapması, enerji ve su maliyetlerine karşı önleyici yatırımları artırması ve finansal dayanıklılığını güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekti.

Açıklamada; küresel gelişmeler, krediye erişimdeki daralma, iklim krizi ve su güvenliğinin artık birbirinden bağımsız başlıklar olmadığı belirtilerek, Türkiye’nin sanayi gücünün ve ekonomik sürdürülebilirliğinin korunabilmesi için bu risklerin bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmasının zorunlu olduğu, karar alıcıların öncelikli gündemi arasına alınmasının büyük önem taşıdığı ifade edildi.

Muhabir: Osman Günden