Son Mühür/ Merve Turan- Dünya genelinde her yıl Mart ayının ikinci perşembi günü kutlanan Dünya Böbrek Günü, 2026 yılında da toplum sağlığını tehdit eden kronik böbrek yetmezliğine karşı farkındalık yaratmaya devam ediyor. Bu anlamlı gün kapsamında önemli değerlendirmelerde bulunan SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Mehmet Tanrısev, böbrek sağlığının korunması için "hareketli yaşam" ve "ideal kilo" vurgusu yaptı. Tanrısev, modern çağın getirdiği sedanter yaşam biçiminin böbrekler üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, vatandaşları daha bilinçli bir yaşam tarzı benimsemeye çağırdı.

Gece gelen sessiz işaretlere dikkat

Böbrek rahatsızlıklarının klinik tablosunda en korkutucu unsurun, organın fonksiyonel kaybı son aşamaya gelene kadar sessiz kalması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tanrısev, vücudun bu yetersizliği uzun süre maskeleyebildiğini belirtti. Tanrısev, hastalığın ancak ileri evrelerde teşhis edilebildiğini söyleyerek erken uyarıcı olabilecek küçük ipuçlarının hayati önem taşıdığını kaydetti. Gece boyunca uykudan uyandıracak şekilde tekrarlayan idrara çıkma ihtiyacının böbreklerin alarm verme biçimi olabileceğini hatırlatan uzman, bu tür şikayetleri olan kişilerin vakit kaybetmeden uzman bir nefroloğa başvurması gerektiğini dile getirdi.

Risk grupları için koruyucu formül: Tuz ve su dengesi

Risk grupları için koruyucu formül: Tuz ve su dengesi

Hastalığın her yaş grubunda görülebileceğini ancak diyabet ve yüksek tansiyon tanısı almış bireylerin çok daha yüksek risk altında olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Tanrısev, rutin sağlık kontrollerinin ötesinde idrar tetkiklerinin düzenli yapılmasını tavsiye etti. Böbrek dostu bir yaşam tarzı için matematiksel bir sınır çizen Tanrısev, günlük tuz tüketiminin 3 gramın altında tutulması gerektiğini vurguladı. Su tüketiminin ise sadece susandığında başvurulan bir eylem değil, günlük en az 1,5 litrelik bir alışkanlık haline getirilmesi gerektiğini söyleyen Tanrısev, vücudun hidrasyon seviyesinin böbrek süzme kapasitesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu açıkladı.

Masum görünen ilaçlar böbrekleri iflas ettirebilir

Halk arasında rastgele başvurulan ağrı kesiciler ve kaynağı belirsiz bitkisel takviyelerin böbrek sağlığı üzerindeki tahrip edici etkilerine değinen Prof. Dr. Tanrısev, bu ürünlerin "masum" görülmemesi gerektiğinin altını çizdi. Bilinçsizce ve uzun süreli kullanılan her türlü kimyasalın böbreklere aşırı yük bindirdiğini ifade eden uzman, kısa vadeli kullanımlarda oluşan hasarların tedavi ile telafi edilebilse de, kronikleşen yanlış ilaç kullanımının geri dönüşü olmayan doku hasarlarına yol açabildiğini belirtti. Bitkisel çayların ve içerik listesi belirsiz karışımların da en az sentetik ilaçlar kadar riskli olabileceği uyarısında bulundu.

Nakil sürecinde bilinen yanlışlar: Diyalize girmeden yeni hayat mümkün

Böbrek nakli konusundaki toplumsal algıdaki yanlışlara da ışık tutan Prof. Dr. Tanrısev, nakil işlemi için hastanın mutlaka diyaliz sürecine girmesinin şart olmadığını açıkladı. Canlı vericisi bulunan hastaların, böbrek fonksiyonları kritik eşiğe ulaştığında hiç diyalize bağlanmadan yapılan "preemptif nakil" yönteminin, hem yaşam kalitesi hem de operasyonel başarı açısından en ideal sonuçları verdiğini belirtti. Diyalizin bir son değil bir süreç olduğunu ancak nakil imkanı varken bu süreci erkene çekmenin hastanın uzun vadedeki sağlığına büyük katkı sunduğunu ifade etti.

Organ bağışında şeffaflık ve güvenin rolü

Kadavradan organ bağışı oranlarını artırmanın yolunun toplumla kurulan güven ilişkisinden geçtiğini belirten Prof. Dr. Tanrısev, bağış sürecindeki titizliğin önemini vurguladı. Bağışçı yakınlarının, hastalarına tıbbi olarak her türlü müdahalenin yapıldığına ve sürecin hukuki-tıbbi şeffaflıkla yönetildiğine dair tam bir inanç beslemesi durumunda bağış yapmaktan çekinmediğini gözlemlediklerini söyledi. Toplumda bağışa karşı bir önyargıdan ziyade, sürecin netliğine duyulan ihtiyacın ön planda olduğunu belirten Tanrısev, güven duygusunun pekiştirilmesinin organ bekleyen binlerce hasta için umut olacağını kaydetti.

Sosyal yaşam ve sporla böbreklerinizi koruyun

Prof. Dr. Mehmet Tanrısev, 12 Mart Dünya Böbrek Günü mesajını, sağlıklı yaşamın temel taşlarını bir araya getiren bir reçeteyle tamamladı. Vatandaşlara "Ayakta kal, hayatta kal" sloganıyla seslenen Tanrısev, kilo kontrolünün sağlanması, düzenli egzersizin hayatın bir rutini haline getirilmesi ve sosyal izolasyondan kaçınılmasının böbrek sağlığı kadar genel vücut sağlığı için de vazgeçilmez olduğunu belirtti. Hukuki ve tıbbi çerçevede her bireyin kendi sağlığının takipçisi olması gerektiğini hatırlatan profesör, koruyucu hekimliğin önemine bir kez daha dikkat çekti.

Muhabir: MERVE TURAN