Son Mühür / Seçil Ünlü Gündem Masası’nda Tunç Erciyas’ın bu haftaki konukları Hasan Çölmekçi ve Yağmur Daştan'dı. İzmir gündemine dair önemli açıklamalarda bulunan Hasan Çölmekçi, İzmir'deki yoğun yağış sonrası yine gündeme gelen altyapı sorunlarını değerlendirdi. Öte yandan. Buca Belediyesi'ndeki işçilerle yaşanan maaş ve ödeme krizinden bitmek bilmeyen Basmane çukuru projesi ve Latife Hanım Köşkü projesinde yaşananlara önemli yorumlarda bulundu.
Yapay yağmur meselesi ve yoğun yağış sonrası İzmir...
Usta gazeteci Hasan Çölmekçi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın su sorununu çözmek için gündeme getirdiği yapay yağmur/yapmur bulutu tohumlama meselesi için yorumda bulundu. Öte yandan, yoğun yağış sonrası her zaman olduğu gibi gündeme gelen İzmir altyapısı sorunlarını da değerlendirdi:
''Her yağmurda çile çekiyoruz. Maalesef trafik 2 katına çıkıyor. örneğin, Bayraklı’dan Gaziemir’e gitmek bu havalarda 2 saatimizi alıyor. Daha önceki yayınlarımızda da söyledik. Bu, İzmir’deki gökdelen bölgesi İzmir’e vurulmuş bir hançerdir. İzmir’de denizden içlere doğru giden meltemi bu gökdelenler kesiyor ve hava akımını bitiriyor. Zaten İzmir biliyorsunuz bir çukur. Çevresi dağlarla kaplı. Bir de gidiyorsunuz gökdelen koruyorsunuz oraya… Hem hava kirliliği açısından hem de körfezin dolması açısından kötü bir proje oldu. Gökdelenlerden gelen evsel atıklar var ve bu atıklar Çiğli’ye kadar gönderiliyor. Sonra, oradaki atıklar yetmeyecek. Bu bölge zaten trafiği kaldırmıyor. Siz buraya parklar bahçeler yapacağınıza, güzel hale getireceğinize, her arsanın yerine kocaman bir gökdelen yapıyorsunuz. Bari burayı ada biçiminde yapın ki nefes alacak yer olsun. Bir de buraya Manhattan diyorlar. Manhattan da bu tip gökdelenler var evet, ama onun yanına nefes alacak parklar bahçeler yapıyorlar. Gidin görün. İnsanlar orada sporunu yapıyor, güneşleniyor… Rahmetli Piriştina döneminde bunun planları hazırlandı, Kocaoğlu da devam ettirdi. Gittikçe de genişliyor. Turan’dan kale arkasına kadar, gökdelen bölgesi ilan edildi.
İzmir’deki özellikle bu trafik çilesi berbat duruma geldi. İnsanları resmen canından bezdiriyor. Neredeyse İstanbul’u geçecek bu konuda. Bir de yağmur yağınca olan bu su birikintileri… Denizin dibindeyiz ama o yağmur suyunu denize ulaştıramıyoruz.
Bu yapay yağmur konusunda, Cemil Tugay ilk önce gri projeyi getirdi. Onunda öncesinde Tunç Soyer’de bir sünger kent projesin açıklamıştı. Şimdi de bulutların tohumlanma projesi var. İnşallah projeden vazgeçmezler…
Toplu taşıma İzmir’in kurtuluşu diyoruz ama onu bile beceremiyorlar. Toplu taşımada iyi organize olmalıyız. Mesela, körfezi kullanamıyoruz. Sadece Karşıyaka ve Üçkuyulara vapur kalkıyor. Deniz taksiler gelecek dendi, hani? hala yok. Her Belediye Başkanının bu projesiydi. Ama nedense bi türlü hayata geçiremediler.''
''Ben CHP’nin bu tür adamları bulması adına da çok üzülüyorum''
Buca Belediyesi ile ilgili konuşan Çölmekçi, Belediye başkanı Duman'ın '‘25 Ocak’ta bütün sorunu çözeceğim’’ demecini değerlendirdi ve işçilere ödenmeyen ücretleri başka yerlere harcandığını söyledi:
''Adam diyordu, kredi vermiyorlar yetki vermiyorlar, en sonunda mecliste yetkiyi verelim demiş. Başkanda ardından bir demeç veriyor ve diyor ki ‘’25 Ocak’ta bütün sorunu çözeceğim’’. Al sana şimdi yetki. 25 Ocak geliyor ve hala işçilere ödeme yok. Saat 2’ye kadar süre verilmişti. Sonra yine sorunlar başlayacak çöp toplamama bilmem ne...
Buca gerçekten çok şansız bu konuda. İşçi ve emekçinin maaşları ödenmiyor. Özlük hakları veya yan ödemeler yapılmıyor. Sen, Phuket tatiline gidiyorsun. Öte yandan bir cinayet işleniyor. Yani, Buca’da sürekli bir hareketlilik var. Orada tüm yaşananlar belediye ile ilgili. ‘Bana yetki verilmiyor, meclisten yetki alamıyorum’ bilmem ne diyor… Bütün meclis üyeleri, AK Parti’si MHP’si işte CHP’si ‘al sana yetki’ diyor. Al krediyi, git öde’ diyorlar. ‘Tamam 25’inde bitireceğim ödemeleri’ diyorsun, ama 25’i geliyor ama maalesef ödeyemiyorsun.
Şimdi sen, vatandaştan o kadar çok topluyorsun ki, vergiler, ruhsatlandırma ödemeleri falan… Esnaf zaten kan ağlıyor. Sen baradan topladıklarını başka yerlere harcıyorsun. Sen bunları hizmete harcamıyorsun. Gidiyorsun sevgiline harcıyorsun.
Siz bir yazı gönderdiniz Son mühür olarak ve dediniz ki ‘Şarkıcı yani Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın sevgilisi Sevcan Orhan’a Cumhuriyet Bayramı konseri için ne kadar ödeme yapıldı?’’ Belediyeden gelen cevaba bakın: ‘Bu bir ticari sırdır…’ ne ticari sırrı? Vatandaşın bunu bilmeye hakkı yok mu? 2 milyon 800 bin lira ödeme yapmış. Vatandaştan bunları topluyorsun sonra da ‘param yok, engelleniyorum’ diyorsun ama bu paraları çar çur ediyorsun. Yandaşına ödüyorsun, sevgiline veriyorsun. Verdikleri paraları bir görseniz olmadık yerlere… yazık yani…
Cumhurbaşkanı çıktı buca hakkında 2 defa açıklama yaptı. Kentlerimizi bunların eline emanet ederseniz olacağı bu... Ben CHP’nin bu tür adamları bulması adına da çok üzülüyorum. CHP kendini bu kadar aşağılara çekmemeli.''
''28 yıldır bitmeyen bir sorun''
Yorumlarına devam eden Çölmekçi, 28 yıldır İzmir'in gündeminden düşmeyen Basmane Çukur'u meselesi için tarihten de örnekler de vererek şunları söyledi:
''Şimdi orada rahmetli Kemal Zorlu’nun yaptığı güç birliği meselesi vardı. Oralar aslında Fuar’la entegre edilecekti. Orada belkide bir belediye binası olacaktı. bunların hepsi zamanında düşünülmüştü. Gökdelen gibi bir bina yapılacaktı ama sonra davalar oldu. Dava başladığında inşaata da başlanmıştı. Ama daha sonra bu davalar nedeniyle durdu. 28 yıldır bitmeyen bir sorun. Bir aralar Folkart yapacaktı sanırım Akça Holding’le… Şimdi TMSF’de o holding… Sonra bu proje de olmadı. Bir türlü çözülmeyen bir sorun. Kaç tane başkan gelmiş… 28 yıl… 1998’den beri bir şey yapılamamış… 1998’de Özfatura Belediye Başkanıydı…. 1999’da Piriştina geldi, ardından Kocaoğlu, sonra Tunç Soyer sonra da Cemil Tugay…
Geçenlerde Özfatura’nın bir demecini gördüm. Gayette haklı… Diyor ki ‘Biz çözemedik, inşallah cemil Tugay çözer…’’ Şimdi de çıkmış Aziz Kocaoğlu diyor ki ‘Belediyenin hakkını yediriyorlar…’’ sonra da ‘fes giydiriler adama’ demiş. Tugay da karşılık vererek ‘asıl bu sorunu çözemeyenler fes giysin’ gibi bir şey demiş.
Şimdi şunu söylemek istiyorum. Eğer çözülürse bu sorunlu proje. Belediyenin de oraya bir kültür Sanat Merkezi yapılacak salonları ve tesisleri… ben oraya açıkçası AVM yapılmasına karşıyım. mesela oraya fuarın devamı yapılabilir. Ama fuarıda yaşatamıyoruz ki… Piriştina oraya dikti ucube binalar… Yakışmıyor izmir’e…''
''Atatürkçüyüm diyerek geçinenler Atatürk’ün emanetlerine sahip çıkamıyor''
Son olarak, Karşıyaka’da bulunan Latife Hanım Köşkü projesinin nasıl hayata geçtiğinden bahseden Çölmekçi, valilik ile belediye arasında yaşananlara değindi ve projeyle ilgili bilinmeyenleri anlattı:
''Daha önce biliyorsunuz Kemeraltı’nın girişinde İktisat Kongreleri’nin yapıldığı Atatürk’ümüzün 1. iktisat kongresini düzenliği bir bina var. Satın alınıyor ve devlete geçiriliyor. Ama sonra o binadan kala kala sadece bir anıt kaldı. Binayı yıktılar. Daha sonrada otopark oldu orası. Sonra Tunç Soyer döneminde belediye oraya AVM türü bir şey yapmak istedi. Buna bazı kesimler karşı çıktı ve valiye götürdüler. Valilikte, burayla ilgili tasarrufunu kullandı ve gerçekten çok iyi bir iş yaptı. Atatürk’ün türkiye ekonomisinin temellerini attığı o binayı ayağa kaldırdı.
Şimdi yine aynı şekilde valilik müdahil oluyor ve Latife Hanım Köşkünü ayağa kaldırmak için uğraşıyor. Şimdi Atatürkçüyüm falan diyerek geçinen bir kesim Atatürk’ün emanetlerine sahip çıkamıyor ve devlet gidip parasını vererek Atatürk’ün bize emanet ettiği, İzmirimize emanet ettiği yapıları bize tekrar kazandırıyor. İşte, gerçek Atatürkçülük budur. Biz Atatürk’ün arkasına sığınarak politika yapanları istemiyoruz. Biz, Atatürk’ün yolunda gidenleri istiyoruz. Bu kadar basit.''





